Çoğal, “Ormanları ve suyu yaşatalım”

23.03.2022 11:37

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, insanların karşı karşıya kaldığı en büyük iki tehdidin iklim krizi ve biyolojik çeşitlilik kaybı olduğunu belirterek “Bize hayat veren ormanları ve suyu yaşatalım” dedi.

Çoğal, “Ormanları ve suyu yaşatalım”

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, insanların karşı karşıya kaldığı en büyük iki tehdidin iklim krizi ve biyolojik çeşitlilik kaybı olduğunu belirterek “Bize hayat veren ormanları ve suyu yaşatalım” dedi.

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nde, insanların karşı karşıya kaldığı en büyük iki tehdidin iklim krizi ve biyolojik çeşitlilik kaybı olduğunu belirterek, su ve orman ilişkisini değerlendirdi.

Kullanılabilir suyun yüzde 50’sinden fazlasının ormanlardan geldiğini belirten Çoğal, ormanları korumanın iklim değişikliğiyle mücadele için vazgeçilmez olduğunu hatırlattı.

Çoğal, “İklim krizi ve biyolojik çeşitlilik kaybı; su ve gıda güvenliğinden sağlık sorunlarına, aşırı hava olaylarından iklim kaynaklı göçlere kadar yol açtığı büyük sorunlar sebebiyle günümüzün en büyük tehditleri olarak değerlendiriliyor. Bu sorunların çözümü için ilk sırada suyun ve ormanların korunması ile orman varlığının artırılması yer alıyor” dedi.

Ormanların insanlar için sayılamayacak hizmetler sunduğunun altını çizen TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, ormanların insan sağlığı için önemine vurgu yaparak, bu doğal varlıkların titizlikle korunması gerektiğine dikkat çekti.

Ormanların, okyanuslardan sonra en büyük karbon yutakları olduğuna dikkat çeken Çoğal, “Dünya ormanları, barındırdığı 60 bin ağaç türü, yüzbinlerce böcek, mantar, bitki türü ile dünya karasal biyolojik çeşitliliğinin yüzde 80’inden fazlasına yuvadır. İnsanların yüzde 50’sinden fazlasının suyu yine ormanlardan geliyor. 2.4 milyar insanın mutfaklarında yemekler odun enerjisi ile pişiyor, 1 milyar insanın gıda temininde ormanlardan toplanan mantar, meyve, yaban hayatı, orman içi sulardan elde edilen balıklar önemli bir yer tutuyor. Ormanlardaki biyolojik çeşitliliğin insanlığa armağanı olan odun dışı ürünler kırsalda insanlara gelir, yiyecek ve ilaç oluyor” diyerek ormanların yaşam için önemini ifade etti.

Dünyada orman varlığının hızla yok edildiğinin altın çizen Çoğal, son 300 yılda Amerika Birleşik Devletleri’nin yaklaşık 1,5 katı kadar orman alanı yok edildi. Bu orman kayıplarına son 10 yılda ise 147 milyon hektar (Türkiye’nin yaklaşık iki katı) orman alanı daha eklendi” dedi.

Ülkemizde yasaların yangınlardan daha fazla orman tahribatına sebep olduğuna işaret eden Çoğal, orman alanlarında madencilik, enerji, turizm, ulaşım, alt yapı yatırımları vb. gibi ormancılık dışı uygulamalar için verilen izinlerin, orman varlıkları için tehlike oluşturduğunu söyledi.

Ormanlarda, 2012-2020 yılları arasında madencilik, enerji ve diğer kullanımlar için verilen izinlerin miktarının 450 bin hektarı geçtiğini belirten Çoğal, “Bu oran, aynı dönemde yanan 87 bin 342 hektar orman alanının yaklaşık 5 katını oluşturuyor. Son yıllarda Turizmi Teşvik Kanunu’ndaki değişiklikler ile Orman Kanunu’na eklenen EK-16 maddesi ile yasalarda orman tahribatına neden olan uygulamaların kapsamının daha da genişletilmesi orman varlığımız için büyük risk oluşturuyor” dedi.

Ormanların, iklim krizi ile mücadele ve biyolojik çeşitlilik kaybının önlenmesinde anahtar role sahip olduğunu belirten Çoğal, iklim krizinin ve biyolojik çeşitlilik kaybının; kuraklık, sağlık sorunları ve salgınlarda artışa, verimli tarım arazilerinde kayıplara, su ve  gıdaya erişimde sorunlara sebep olacağına vurgu yaptı.

Çoğal, “Ormanlarımızın korunması için enerji nakil hatları kaynaklı yangınları önleyecek tedbirler alınmalı, orman yangınları konusunda farkındalık artırılmalı, yasalarda orman tahribine neden olan izinler kısıtlanmalı, biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu Önemli Doğa Alanlarına koruma statüsü verilmeli ve doğal yaşlı ormanların koruma altına alınması çalışmalar hızlandırılmalı” dedi.

Su stresi çeken ülkeler arasında yer alan Türkiye’de, son yıllarda salgının da etkisiyle suyun değerinin bir kez daha anlaşıldığını belirten Çoğal, “Nüfus artışı ve iklim değişikliği nedeniyle, iyi senaryoda bile 2050 yılında yağışların yüzde 15-20 azalması beklenen ülkemiz, su fakiri olma tehdidiyle karşı karşıya. Su döngüsünün önemli bir bileşeni olarak ormanlar, dünya karasal alanının yüzde 30’unu oluşturmasına rağmen akarsu akışlarının yüzde 60’ını oluşturuyor. Dünya nüfusunun yüzde 50’sinin suyu ormanlardan geliyor. Ormanların tahrip edilmesi bölgeyi daha kurak hale getirirken, suyla taşınan organik madde ve toprak nedeniyle suyun kalitesini bozuyor” diyerek, bu durumun sadece insan için değil, doğadaki tüm canlıların su hakkının korunması için ormanların korunması ve korunan orman alanlarının artırılması gerekliliğini vurguladı.

Kaynak: Hülya Çakır

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler