Eğitim İş’ten yarıyıl değerlendirmesi

18.01.2020 11:53

Eğitim İş’ten yarıyıl değerlendirmesi

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, dün sona eren 2019-2020 eğitim öğretim yılının ilk yarısı hakkında değerlendirmelerde bulunarak, eğitim sistemindeki eksiklikler, öğretmen atamaları ile üniversitelerin başarı sıralamasında vakıf okulların etkisine dikkat çekti.

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, 2019-2020 eğitim öğretim yılının birinci dönemine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

“BİZİ YANILTMAYACAK KADAR KÖTÜ GEÇEN YARIYIL”

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, “Vaatler, sözler eşliğinde başlayan ve maalesef bizleri hiç yanıltmayacak kadar kötü geçen 2019-2020 Eğitim ve Öğretim Döneminin ilk yarıyılı sona ermiştir. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Türkiye’nin eğitim sisteminin tamamını, tüm alt sistemleriyle birlikte geleceğe hazırlayacağız” diyerek ilk ders zilini çaldığı dönem, eğitimi geleceğe taşımak bir yana dursun, yıllarca geriye götüren uygulamalara sahne olmuştur” dedi.

“ŞİDDET OKULUN DEMİRBAŞI OLDU”

Geride kalan eğitim döneminde yaşanılanlara değinen Başkan Zobar, “Okulun kapısından girmemesi gereken şiddet, eğitimin demirbaşı oldu. Okullarda inatla çözülmeyen güvenlik problemi, şiddeti meşrulaştıran politikalar ve ticarileştirilen eğitim sistemi ağır sonuçlara yol açtı. Okul ve üniversitelerde şiddet olayları arttı. MEB’in şiddete yönelimin sosyolojik bir olgu olduğunu kabul edip buna göre politikalar geliştirmek yerine okullara polisiye tedbirler sunması, sorunu çözümsüzleştirdi” dedi.

“MEB KOMİK SAYILARDA ATAMALARLA TEPKİ ÇEKTİ”

Ataması yapılamayan bazı öğretmenlerin intihar ettiğini söyleyen Zobar, “Ataması yapılmayan öğretmen sayısı can alacak kadar arttı. Mesleğine kavuşturulmayan öğretmen sayısı, yarım milyona dayandı. MEB, kendi verilerindeki öğretmen ihtiyacına rağmen komik sayılarda atamalar yaparak tepki çekti. MEB’in bu vurdumduymazlığı nedeniyle 2019’da ataması yapılmayan 9 öğretmen intihar etti. MEB’in öğretmen açığına dair açıkladığı rakamlar ile okullardan gelen bilgiler çelişti” dedi.

“ENSAR VAKFI OKULLARDA AHLAK DERSİ VEREBİLİR HALE GELDİ”

Vakıf, tarikat ve cemaatlerin okullar ile bağlantısının altını çizen Başkan Zobar, “Diyanet, 4-6 yaş çocuklarına yönelik Kuran kurslarıyla yetinmeyerek gözünü MEB’e bağlı anaokullarına dikti. Protokollerle “Kuran Kursları Öğretim Programı”nın anaokullarda uygulanmasının önü açıldı. Tarikatların yasal maskesi olan dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller, eğitimi tarikatların, cemaatlerin arka bahçesi yapmaya yaklaştırdı. Sendikamızın yargıya taşıdığı, çağdaş, bilimsel, laik eğitimi savunanların sert tepkiler gösterdiği bu protokoller, inatla kapsamları genişletilerek tekrarlatıldı. Öyle ki; cinsel istismar skandallarıyla toplum vicdanında yara açan Ensar Vakfı, okullarda “ahlak” dersi verebilir hale geldi. Adı yolsuzluklarla anılan Deniz Feneri Derneği’ne, okullarda iyilik öğretmesi görevi verildi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikatları bir kamu hizmeti olan eğitime dahil etmesinin, yurt ve okul açmama suretiyle yoksul çocukları tarikat kurumlarına mecbur bırakmasının acı sonuçları yine yaşandı” dedi.

“ÜNİVERSİTELER İLK 500’E GİREMEDİ”

Devlet üniversitelerinin eğitim kalitesi açısından çok geride kaldığını anlatan Başkan Nedim Zobar, “Herhangi bir bilimsel başarısı, kütüphanesi, kampüsü olmayan apartman üniversiteleri bir hastalık gibi türemeye devam etti. Kamu eğitimine bütçe ayırmayan iktidar, özel üniversitelere ise teşvikleri artırdı. Uluslararası derecelendirme kuruluşu Quancquarelli Symonds’ın(QS) verileri, Türkiye’deki üniversitelerin eğitim kalitesindeki düşüşü gözler önüne serdi. Londra merkezli kuruluşun raporuna göre, Türkiye’den hiçbir devlet üniversitesi başarı sıralamasında ilk 500’e giremedi. İktidar, bu tabloyu daha da geriye götürecek adımlar atmayı sürdürdü: Yükseköğretim Kurulu’nca (YÖK) yapılan yeni düzenleme ile “araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için ilana ilk başvuru tarihi itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olma” şartı kaldırıldı. Ayrıca tezsiz yüksek lisans mezunlarına araştırma görevlisi olma hakkı tanındı. YÖK tarafından özel üniversitelere ilişkin hazırlanan rapor da itiraf niteliğindeydi. Rapora göre 30 özel üniversite, öz kaynaklı araştırma projesine bütçe ayırmadı. Araştırma projeleri için hiçbir harcama yapmayan bazı üniversitelerin reklam tanıtımları için ise yüz binlerce lira ayırdığı görüldü” dedi.

“SEÇMELİ DERSLERDE SENARYO”

YÖK’ün değişikliklerle alakasının olmadığını dile getiren Zobar, “Kamuoyu hala gerici müfredatın olası etkilerini tartışırken, bilimsel eğitime bir darbe daha vuruldu. Liselere getirilen yeni sistemde, zorunlu derslerin sayısı azaltılarak seçmeli derslerin sayısı artırıldı. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi zorunlu olurken, Felsefe alanı dersleri seçmeli oldu. Yeni sistemin açıklanmasının ardından YÖK’ün söz konusu değişiklikle ilgili bilgisinin olmadığı ortaya çıktı. MEB, seçmeli ders için 10’u aşkın farklı ders yelpazesini vitrinine koysa da öğrencilere dini içerikli olan 3 dersi dayatmaya devam etti” dedi.

“ÖĞRETMENİN YÜZÜ KAMUDA DA ÖZELDE DE GÜLMEDİ”

Öğretmenlerin özel okullarda ve devlet okullarında sıkıntılar yaşamaya devam ettiğini vurgulayan Zobar, “2019, eğitimcilerin yoksulluk ve haksızlıkla daha da fazla sınandığı bir yıl oldu. Yetkili yandaş konfederasyon ve hükümetin müsameresi sonucunda, tüm temel gıda maddelerinin yüzde 50, elektrik, doğalgaz gibi zorunlu tüketim kalemlerinin yüzde 60 zamlandığı ekonomik kriz ortamında, kamu çalışanlarına alay eder gibi yüzde 4 zam yapıldı. Kamuda çalıştığı için yoksulluğa mahkum edilen öğretmenler, keyfi disiplin cezaları, fişlenmeler, sürgünler ve mobbingle yüz yüze kalmaya devam etti. Sözleşmeli, ücretli adı altında öğretmenlerin kategorilere bölünerek sömürülmesi 2019’da da sürdü. Öyle ki Gaziantep’te 25 yaşındaki sözleşmeli öğretmen Saadet H., okul yöneticisinin mobbingine dayanamayıp canına kıydı. Özel okullardaki öğretmenlerin durumu da 2019’da daha vahim hale geldi. Patronların keyfi sömürülerine terk edilen, yeri geldiğinde AVM’lerde okul tanıtımı bile yapmak zorunda bırakılan öğretmenlere maaşlarını ödememek adeta bir gelenek haline geldi.

İstanbul Ahmet Şimşek Koleji’ndeki 120 öğretmene aylarca maaş ödenmedi. Bursa’da maaşlarını alamayan özel okul öğretmenleri eylem yaptı. Doğa Koleji’nde, patronun velilerden aldığı paraları inşaat sektörüne yatırdığı ortaya çıktı ve kolej zincirinde çalışan sekiz bin öğretmen hala alamadığı maaşlar için direniyor” dedi.

“HADSİZLİK”

Atatürk’e hakaret edilmesinde MEB’in sessiz kaldığını işaret eden Başkan Nedim Zobar. “Yüzde 80’i iktidarın eksenindeki Eğitim Bir-Sen üyeleri arasından seçilen okul yöneticilerinin birçoğu 2019’da da rezaletlere imza attı. AKP’ye ne kadar yakın olduklarını göstermek için sosyal medya üzerinden her fırsatta Cumhuriyet’e ve onun kurucusu olan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatan yöneticiler, yine cezalandırılmadı. Sendikamızın yargıya taşıdığı her bir hadsizlik, MEB tarafından sessizlikle karşılandı” dedi.

“MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİMİZİ İLAN EDİYORUZ”

Eğitim sisteminin bir enkazı andırdığını ve düzeltilmesi yönünde zorlaştığını belirten Başkan Zobar “Eğitimin paydaşlarından göstermelik olarak görüş almak yerine, bu hastayı nasıl tedavi edeceğimiz konusundaki fikirlerimize gerçek anlamda kulak vermelisiniz. Durum ağırlaşmakta, enkaz toparlanamaz hale gelmektedir. Bu eğitim döneminin gerici politikaların son bulması için bir milat olacağını umuyor, aksi taktirde Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferleri olarak tüm benliğimizle mücadelemizi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Tüm bu ezici tabloya, mesleğin itibarsızlaştırılmasına, baskılara rağmen bu eğitim öğretim döneminde de öğrencilerine bilimi ve hayatı öğretmek için çabalayan eğitimcilerimize teşekkür ediyor, “geçmiş olsun” diyoruz” dedi.

Erkan Ekşi

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler