Kemal Abi ve Vefa

27.07.2017 00:20

Türkiye 2002 Kasım ayında Milli Güvenlik Kurulu’nda Anayasa kitapçığının fırlatılması nedeniyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin erken seçim resti ile sandığa gitti.

Refah Partisi’nden ayrılan Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları Abdullah Gül ile Bülent Arınç’ın da aralarında olduğu arkadaşlarıyla üzerlerindeki ‘Milli Görüş Gömleğini’ çıkarıp kurdukları AK Parti ile seçime katıldılar.

AK Parti seçim kuruluna İstanbul 2. Bölgeden liste başı olarak Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adını bildirdi.

Yüksek Seçim Kurulu,  Siirt’te okuduğu şiir nedeniyle aldığı cezayı gerekçe göstererek Erdoğan’ın adaylığını veto etti.

AK Parti İstanbul 2. Bölge 1. Sıraya Genel Başkan Erdoğan’ın yerine bu kez, Kemal Unakıtan’ı aday gösterdi.

O günlerde belki dar bir çevre kendisini tanıyor ama, genelde Edirne’de kimse bunun farkında değil,

Erdoğan’ın yerine aday gösterilen Kemal Unakıtan, kimdir, nedir, Edirne ile ilgisi ne kadar?

Seçimler sonucunda AK Parti iktidar olup sonradan Türkiye’nin ‘Kemal Abi’si olan Unakıtan hem lideri Erdoğan’ı yerine milletvekili olmuş, üstelik bir de Maliye Bakanı olarak görevlendirilince, Edirne’de projektörler üzerine çevrildi.

Türkiye’nin yeni Maliye Bakanı, ülkenin ‘para babası’ kendi deyimiyle, ‘elimden geçen paranın tozunu Edirne’ye akıtsam’ ihya olur diyen, Süloğlu ilçesi Domurcalı Köyü’nden Kemal Unakıtan,

Türkiye’de tanıyan, tanımayan, kabinenin, başbakanın, iş dünyasının her kesimin ‘abisi’ olarak anılmaya başlandı.

O günlerde, Edirne’de bir sevinç, bir heyecan sorma gitsin.

Her köşede, ben öyle tanırım, böyle hatırlarım sohbetleri gırla gidiyor,

Bürokrasi de görev aldığı için devleti, iş dünyasından da, geldiği için her iki tarafı da biliyor, ‘hazır cevap, pratik’ bir adam olduğu hemen anlaşıldı.

Hatta ilk Edirne ziyaretinde, o günlerde 100 dolar olan yurtdışı çıkış harcının yüksek olduğu anlatılınca, hemen orada ayaküstü, ‘Tamamdır, istisna olmadan 15 TL’ olacak deyip oracıkta hallediverdi sorunu,

Meslek yaşamımda Meriç Nehri’nin taştığını ve Karaağaç’ta yaşayanların tanklar ile şehir merkezine getirildiğini 1985 yılının yaz aylarında çekmiştim.

Aradan neredeyse 20 yıl geçmiş ve 2005 yılında yine aynı manzara yaşanmıştı. Hep konuşulan tarihi köprülerin askeri araçların geçmesi nedeniyle zarar gördüğü, taşkınlar nedeniyle ulaşımın aksadığı anlatılır ve alternatif köprü yapılması dillendirilirdi.

İşte o yıllarda, Kemal Abi,  baba ocağına gelmiş ve ‘dileyin benden ne dilersiniz’ dediği ziyaretlerinden birinde,

Valilik binasının ana girişinin solundaki bulunan salonda yapılan toplantıya başkanlık ediyor Kemal Abi,

Masada bir tarafında dönemin Valisi Nusret Miroğlu, diğer yanında ise o zamanlar DSİ Genel Müdürü olan şimdinin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’da var.

Toplantı bitti, gazetecilere açıklama yapıldı, ‘Karaağaç’a alternatif köprü yapılacak, Suakacağı Barajı için Bulgaristan ile görüşülecek’

Sormayın gazetelerde çarşaf çarşaf köprü ve baraj haberleri,

Alternatif köprünün imar palanlarına işlenmesi için, belediye meclisinin ve il genel meclisinin karar alması gerekiyor.

Aradan aylar geçti, köprüyle ilgili meclislerden kararlar bir türlü alınmıyor.

O günlerde dönemin Valisi Nusret Miroğlu ile Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi arasında karşılıklı ‘güven’ sorunu nedeniyle bir ‘inat’ uğruna kararlar alınamıyor ve gecikiyor. Bir araya gelip karşılıklı konuşulmuyor,

Vali, Özel İdarede bu işlerden sorumlu şimdi belediyede çalışan Ender Özden, belediye ise İmar’da görevli Dinçer Asar üzerinden ‘bilek güreşini’ sürdürüyor.

Olacak gibi değil,

Planlarla ilgili işlemler gecikiyor, bu nedenle projeler hazırlanıp ihale süreci başlatılamıyor. Edirne’nin tek yerel televizyonunda konuyu gündeme getirdim.

Program sonrasında, vali ve belediye başkanı talimat verdi.

Her iki kurumun teknik sorumluları Ender ve Dinçer ellerinde dosyalarda görev yaptığım büroya geldiler, eteklerindeki taşları döktüler,

Bir ara sinirler girildi, buluşma bitmek üzere, her iki tarafı zor yatıştırdım.

Aslında her iki kurumda aynı şeyi söylüyor, ama işte Kırkpınar’daki mani gibi ‘kuru inat’ uğrana köprü gecikiyor.

Sonuçta iki teknik adam büroda mutabakata vardılar. Dönüp biri valiyi, diğeri başkanı ikna etti. Ardından da, eş zamanlı olarak il genel ve belediye meclisinde kararlar alındı.

Kemal Abi’de ihale sürecini takip etti, kesenin ağzını açtı, kazma vuruldu.

Edirne Haziran ayından itibaren boşalır. Üniversite öğrencileri yaşadıkları şehirlere, Edirneliler Enez ve Keşan sahillerindeki yazlıklarına gider.

Edirne’den yaz trafiğinde bu bölgelere, Çanakkale’ye gitmek o sıcakta insanın burnundan getirir.

Kemal Abi, bu konuda da, kesenin ağzını açtı ve bu gün bu duble yollardan rahat rahat seyahat ediyoruz.

Edirne için köprü kararı alınca, Uzunköprülüler durur mu? Onlarda tarihi köprüye alternatif istediler, ağanın eli tutulmaz tabi oraya da bir köprü yapıldı.

Edirne siyasetinin onurlu ismi eski milletvekili rahmetli Evren Bulut’un ‘hayatının projesi’ Çakmak ve Hamzadere Barajı yarım kalmış,

İpsalalılar ve çeltik üreticisi durur mu, onlarda kapısını çaldıkları Kemal Abi’den eli boş dönmediler,

Edirne lise giriş sınavlarında Türkiye birincisi olmaya başladı.

Neden,

Kemal Abi, ‘elinden geçen paranın tozunu’ Özel İdare bütçesine akıtarak Edirne’de tüm ilköğretimde tekli eğitime geçildi de ondan,

Bunlar benim bir çırpıda aklıma gelenler,

Peki Edirne Kemal Abisi için ne yaptı,

Hürriyet meydanını da bir evlek yere adını verdi, sonradan o tabelada kaldırıldı.

Yıl 2007 ve seçim zamanı geldi,

Bir tek AK Partili, STK Başkanı ağabeylerinin kapısını aşındırıp, partisiyle görüşüp Edirne’den aday gösterilmesi için lobi yapmadı.

Partisi bu kez Eskişehir’den aday gösterdi, biz yine abimizin kapısını çalmaya devam ettik,

Ama Edirne’den aday gösterilmesi için, hiç kimsenin kılını kıpırdatmamasına kahroldu, çok kırıldı, üzüldü, içine attı.

Bu kırgınlığını içinde daha fazla tutamadı ve yeniden bakan olunca ziyaretine gelen hemşerilerinin gözünün içine baka baka söyledi.

Aradan yıllar geçti, sağlık sorunları nedeniyle siyasetten ayrıldı.

Şimdi bunlar ortadayken,

2007 yılında yaptığımız vefasızlığı bir kez daha yaparak Kemal Abinin kemiklerini sızlatmıyor muyuz?

Ortada, sırf doğduğu topraklara karşı duyduğu halisane duygular nedeniyle gönlünü ve siyasi imkanlarını açan Kemal Abi bir tarafta,

Yunanistan’dan Türkiye’ye nasıl kaçtığı bile tartışmalı olan Mehmet Müezzinoğlu diğer tarafta,

AK Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe müjde vermiş !

Müjdesi ne, yapılış hikâyesini anlattığım Karaağaç Köprüsüne Müezzinoğlu adı verilmiş,

Vayyy ki, ne vayyy

Hadi canım sende

Hayatta olan insanların isimlerini bir yerlere verme alışkanlığından ne zaman vazgeçeceğiz,

Bu isimleri tartışmalı hale getirmekten kurtaracağız,

Bir kez daha ‘Vefa İstanbul’da bir semt’ sözünün doğruluğu anlaşılmış oldu.

Edirne için kesenin ağzını açan, 58, 59 ve 60. hükümetlerin Maliye Bakanı hemşerimiz Domurcalılı Kemal Unakıtan’ı 70 yaşında 12 Ekim 2016 günü kaybettik,

Ölümünün üzerinden 9 ay geçen Kemal Abi’nin adını ölüm yıldönümünde, bu köprüye verilmesi daha ‘şık’ olmaz mıydı,

Sizi gidi, vefasızlar sizi,

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler