O Fotoğraf

13.07.2022 00:01

Gazetecilerin meslek yaşamında çektiği çok fotoğraf vardır.

Daha doğrusu sahada çalışanların,

Bazıları tarihe mal olur.

Bilmeyeniniz, hatırlamayanız yoktur.

‘Vietnam Savaşı’nı bitiren fotoğraf’ olarak tarihe geçen My Lai fotoğrafını çeken Nick Ut’un o karesini,

Vietnamlı çocukların Napalm bombasından kaçışını,

Tüm dehşeti yansıtır.

★★★

Tarih 4 Temmuz 2008,

Kırkpınar’da koç yiğitler 647’nci kez çayıra çıkıyor.

İlk gün güreşleri yapılmış,

Bürokrat, hukukçu, üst düzey güvenlik görevlisi dostlarla, akşam Sarayiçi’nde buluşmak için sözleştik.

Kırkpınar’ın saha dışı simgelerinden Sakız Recai’de çevirme yemek için.

Dostlar masası tamamlandı,

Çevirmeler geldi,

Rakılar ısmarlandı.

Etrafta onlarca davulcu ve zurnacı var.

Sakız Recai’nin masalarını dolaşarak müşterileri neşelendiriyor.

Ekibin biri gidiyor, diğeri geliyor,

Ardından klarnetli, kemanı, cümbüşü, darbukasıyla ince saz topluluğu,

Keyifler yerinde…

Müzik sesi öyle yoğun ki, iki kelam etmek zor.

Nedendir hatırlamıyorum, bir ara ortalık sakinleşti.

Fırsat bulup masada laflıyoruz.

Meslek sicillerine kefil olduğum dostlarımdan biri, “Adamı Ergenekon’un kasası diye tutuklamışlar, Edirne Tıp Fakültesi’nde tahliye edilmiş, eşi parasızlıktan çıkaramıyor.” dedi.

Birden döndüm ve “Nasıl yani, kasa denilen adam parasızlıktan hastaneden çıkamıyor mu?” diye söylendim.

Akıl alır gibi değildi.

★★★

Masadan kalktım, o dönem yönettiğim ajansın muhabiri Fırat Keskinkılıç’ı aradım.

Sabah, yanına Ali Can Zeray’ı alıp Tıp Fakültesi’ne gidip, Kuddusi Okkır adlı hastayı bulması ve yakınlarıyla görüşmesini istedim.

Fırat, Kırkpınar falan deyince,

“Bırak Kırkpınar’ı git, o adamı ve ailesini bul, hikâyesini dinle.” deyip telefonu kapadım.

Fırat ve Ali Can sabah hastaneye gittiler.

Ergenekon’un sözde kasası Okkır’ı mahkeme, ‘Akciğer kanseri, beyin ve kemik metastazı’ nedeniyle 1 Temmuz günü tahliye etmiş,

Hastalığı son evresinde,

Eşi Sabriye Okkır, başından geçenleri arkadaşlarıma anlatıyor.

Edirne Tıp Fakültesi yönetimi de, ‘tahliye nedeniyle Adalet Bakanlığı’nın hastane masraflarını karşılamadığı için’ aileden para istemiş.

Eşi tutuklanınca, Bağ-Kur primleri yatırılamadığı için sağlık karnesinden tedavi masrafları karşılanamıyor,

Hasta bir deri bir kemik kalmış,

Fırat ve Ali Can hasta yatağında eşiyle Kuddusi Okkır’ın fotoğrafını çekiyor.

Hani hafızalara kazınan, yürekleri parçalayan o fotoğrafı…

Ölümünden saatler önce son kare,

Hastane yatağında adeta hayalet gibi bir insan ve yatağın kenarına ilişmiş gibi duran, eşinin başını okşayarak direnen kadın.

Ergenekon kumpas davalarının acımasızlığını en çarpıcı olarak ortaya koyan görüntü,

Yıllarca, her Okkır haberi yazıldığında kullanılan o kare.

Haber 5 Temmuz günü, ulusal gazetelerin tamamında manşetlerde,

Televizyon kanalları görüntüleri yayınlıyor,

Türkiye bu haberi konuşuyor,

Cumartesi, İstanbul’dan gazeteciler hastane kapısında…

★★★

Pazar günü Kırkpınar Güreşleri’nin finali,

Siyasetçiler geliyor.

Başpehlivanlar altın kemer için güreş tutuyor.

Haberin çıktığı günün sabaha karşı 06.00’da, Okkır hayatını kaybediyor.

Arkadaşlar sabah aradılar, Sabriye Hanım eşinin ölüm haberini veriyor.

Arkasından hemen hastaneye gittiler.

Eşi telaşlanıyor, cenazenin Yalova’ya götürülmesi için,

Sözde Ergenekon örgütünün, sözde kasasını ailesi, son yolculuğu için memleketine mezara götüremiyor,

Bir eş için ne acı durum!

Arkadaşlarım devreye giriyor ve Tekirdağ Belediyesi’nin soğuk havalı cenaze nakil aracı ayarlanıyor,

Cenaze Yalova’ya gidiyor.

Her Kırkpınar’da bunu hatırlarım,

Tarihe not düşmek adına,

Anlatmak istedim.

Dostlarla yenilen yemekte, laf arasında söylenen bilgi,

Geriye sadece, Ergenekon davası denilince hatırlanan,

Fırat Keskinkılıç ve Ali Can Zeray’ın,

Hafızalara kazınan o fotoğrafı kaldı.

O dönemin delili!

 

 

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler