DOLAR 47,1901 0.13%
EURO 54,0262 -0.07%
ALTIN 6.093,031,19
BIST 13.981,05-1,90%
BITCOIN 30405080.86172%
Edirne
27°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

“Kadına yönelik şiddet bir kader değil, insan hakkı ihlalidir”

“Kadına yönelik şiddet bir kader değil, insan hakkı ihlalidir”

Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, kadına yönelik şiddetin en temel insan hakkı olan yaşam hakkına yönelik sistematik ihlallere dikkat çekmek amacıyla anılan günün önemine vurgu yaptı.

ABONE OL
24 Kasım 2025 15:54
“Kadına yönelik şiddet bir kader değil, insan hakkı ihlalidir”
User - “Kadına yönelik şiddet bir kader değil, insan hakkı ihlalidir”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, kadına yönelik şiddetin en temel insan hakkı olan yaşam hakkına yönelik sistematik ihlallere dikkat çekmek amacıyla anılan günün önemine vurgu yaptı.

Açıklamada, “Kadına yönelik şiddet; Anayasa’nın 17. maddesi ile güvence altına alınan ‘kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı’ hakkının ağır biçimde ihlalidir. Bu ihlaller yalnızca bireysel bir suç değil, toplumun bütününe zarar veren yapısal bir sorundur” ifadelerine yer verildi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin, Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, 90. madde uyarınca bağlayıcı uluslararası sözleşmeler, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile kadınları korumakla yükümlü olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, bu kanunun koruma tedbirlerinden uzaklaştırma kararlarına, barınma, geçici maddi yardım ve kimlik değişikliği gibi hayati nitelikteki mekanizmalara kadar geniş bir koruma çerçevesi sunduğu vurgulandı.

Komisyon, hukuki normların kağıt üzerinde var olmasının tek başına yeterli olmadığını belirterek, “En büyük sorunlardan biri cezasızlık ve koruma kararlarının etkin uygulanmamasıdır. TCK kapsamında suç sayılan fiillerin soruşturulmasında gecikmeler, delil toplamadaki eksiklikler, mağdur beyanının değersizleştirilmesi ve idari makamların 6284 kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi; şiddetin devamlılığına zemin hazırlamaktadır. Oysa devletin yükümlülüğü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da belirtildiği üzere, ‘koruma yükümlülüğünü makul özenle yerine getirmektir’” ifadelerini kullandı.

Kadına yönelik şiddetin fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet ve ısrarlı takip gibi geniş bir suç yelpazesini içerdiği hatırlatılan açıklamada, bu fiillerin Türk Ceza Kanunu’nda açıkça tanımlandığı ve cezalandırılmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Komisyon, her kolluk birimi, savcılık ve mahkemenin mağdurun güvenliğini sağlamak ve şiddet faili için etkin yaptırımlar uygulamakla görevli olduğunu ifade etti.

Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan şiddetle mücadelede kalıcı başarıya ulaşılamayacağına dikkat çekilen açıklamada, “Eğitimden medyaya, kamu kurumlarından sivil topluma kadar herkesin sorumluluğu bulunmaktadır. Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran, hafifleten veya görünmez kılan her söylem hukuken de toplumsal olarak da kabul edilemez” denildi.

Açıklamada son olarak, “Kadına yönelik şiddet bir kader değil, insan hakkı ihlalidir; izahı değil, yaptırımı olmalıdır. 6284 sayılı Kanun’ın etkin uygulanması, TCK’nın ilgili hükümlerinde caydırıcı cezaların kararlılıkla uygulanması ve cezasızlık kültürünün sona erdirilmesi, kadınların yaşam hakkının korunması için zorunludur. Her kadın, şiddetten uzak, güvenli, özgür ve eşit bir yaşam hakkına sahiptir. Biz hukukçular, kadınların haklarını savunmaya, şiddete maruz bırakılan her kadın için adalet aramaya ve hukukun tüm koruyucu mekanizmalarının işletilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. 25 Kasım, bir hatırlatma değil; hukuki ve toplumsal mücadeleyi büyütme günüdür” ifadeleri kullanıldı.

Haber Merkezi

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP