Açlık ve yoksulluk sınırındaki artıştan toplu sözleşme süreçlerine, ifade özgürlüğünden Cumhuriyet değerlerine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulunan Zobar, çözümün meydanlarda verilecek ortak mücadeleden geçtiğini vurguladı.
“1 MAYIS, MÜCADELENİN VE DİRENİŞİN GÜNÜDÜR”
1 Mayıs’ın anlam ve önemine vurgu yapan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Başkanı Nedim Zobar, “1 Mayıs, emeğin sömürüye, özgürlüğün baskıya, adaletin hukuksuzluğa karşı sesini yükselttiği gün. Bugün, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak Türkiye’nin her meydanında, ‘insanca bir yaşam’ diyen milyonların iradesini haykırmak istiyoruz. Ama biz, ülkede topyekun bir talan olduğunu bu talana karşı direncin de ancak her alanda mücadeleyle mümkün olduğunu görüyoruz. Ülkemiz eğitimden sağlığa, adaletten ekonomiye, toplumsal yaşamdan özgürlüklere kadar her alanda sistematik olarak geriletiliyor. Cumhuriyet değerleri tahrip ediliyor; kazanımlarını bir bir kaybediliyor” diye konuştu
“GEÇİM KRİZİ DERİNLEŞİYOR, EMEKÇİ NEFES ALAMIYOR”
Ekonomik tabloya dikkat çekerek kamu emekçilerinin yaşadığı zorlukları verilerle ortaya koyan Zobar “Elbette en büyük sorunlarımızdan biri gün geçtikçe zorlaşan geçim kavgasıdır. Konfederasyonumuzun AR-GE birimi Kamu-Ar’ın Nisan ayı verileri, içinde bulunduğumuz sefaleti tüm çıplaklığıyla belgelemektedir: Açlık sınırı 36 bin lirayı aşmış, yoksulluk sınırı ise 109 bin liraya dayanmıştır! TÜİK’in o makyajlı, gerçeklikten kopuk rakamlarıyla kamu emekçisinin sofrasındaki lokma her gün biraz daha küçültülmektedir. Kamu emekçisi artık ayın sonunu değil, ayın başını bile getiremez haldedir. Bu düzende bırakın rahat bir yaşam sürmeyi, onurlu bir emeklilik hayali kurmak bile artık imkansız hale getirilmiştir” diye kaydetti
“TOPLU SÖZLEŞME MASASI BİR MÜSAMERE SAHNESİDİR”
Toplu sözleşme sürecine yönelik eleştirilerini sert ifadelerle dile getirerek taleplerini sıralaman Zobar “Son Toplu Sözleşmesi sürecinde bir kez daha şahit olduk ki, o masa bir müzakere masası değil, iktidarın belirlediği ve sarı sendikaların figüranlık yaptığı bir müsamere sahnesidir! Kamu emekçisini ve emeklisini sefalet zamlarına imza atarak satanları, bu orta oyununu kuranları Kamu-İş olarak defalarca ifşa ettik, yine ediyoruz! Emekçinin gasp edilen haklarını geri almak için Meclis’e sunduğumuz kanun teklifleri, on milyonlarca yurttaşın nefes almasını sağlayacakken, halkın temsilcisi olduğunu iddia edenler tarafından görmezden gelinmiştir. Bizim sunduğumuz çözüm teklifleri raflarda tozlanırken, saray ekonomisi halkın cebindeki son kuruşa göz dikmiştir. Devletin ciddiyeti liyakatsiz kadroların elinde can çekişirken; kamu emekçisi işyerlerinde mobbing, keyfi soruşturma ve angarya altında ezilmektedir. Unutulmamalıdır ki, kamu emekçisi devletin dinamosudur! Dinamonun durduğu yerde devletin işleyişi de durur. Grev hakkı istiyoruz! Eşit işe eşit ücret istiyoruz! Kamu emekçilerine yapılan tüm ödemelerin emekli aylığı hesabında esas alınmasını istiyoruz! Enflasyon farkının aylık ve bilimsel yöntemlerle belirlenmesini istiyoruz! İnsanca yaşayacak ücretler ve insani koşullarda çalışmak istiyoruz!”diye ifade etti
“ÇÖZÜM MEYDANLARDA, MÜCADELEDE VE ÖRGÜTLÜ GÜÇTE”
Açıklamasının devamında toplumsal ve siyasal gelişmelere değinerek birlik ve mücadele çağrısını yineyen Zobar “Tüm gelişmeler göstermektedir ki bizim haklarımızı almamızın asıl yolu hileli masalardan değil kalabalık meydanlardan geçmektedir; tam da buradan geçmektedir. Bakın yerin altından cevahir söken maden işçilerinin yerin üstünde hakları için verdiği büyük mücadele, emek mücadelesinin atar damarının meydanlar olduğunu hepimize bir kez daha göstermiştir. Bu vesileyle bu 1 Mayıs’a direnişle, mücadeleyle giren işçi sınıfının her bir unsurunu saygıyla ve dayanışmayla selamlıyorum. Ortadoğu’da, özellikle de İran hattında yükselen savaş çığlıkları; emperyalizmin ‘demokrasi’ maskesiyle kanlı ellerini coğrafyamıza uzattığını göstermektedir. Komşularımızdan en büyük farkımız, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik ve bağımsız Cumhuriyet’tir. Bugün bağımsızlığımızı korumanın yolu, laikliğe ve Cumhuriyet değerlerine her zamankinden daha sıkı sarılmaktan geçer. Emeğin hakkına, Cumhuriyet’e, soframızdaki ekmeğe ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmanın tek bir yolu vardır: Örgütlü Mücadele! Gelin, Bu 1 Mayıs’ı sadece bir kutlama değil, direnişi büyütmenin, sömürü düzenine ‘dur’ demenin dönüm noktası yapalım. Bizler sustukça sefalet artacak, bizler durdukça karanlık büyüyecektir.”diye noktaladı.
Erkan EKŞİ
GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026MARMARA BÖLGESİ
19 Temmuz 2026