Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada orman yangınlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yangınlarla mücadelede önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Yazgan, mevcut yaklaşımı eleştirerek, “Tehlike bilinmektedir. Risk haritaları ortadadır. Sorun zihniyet sorunudur.” ifadelerini kullandı.
Orman yangınlarının artık istisnai olaylar olmadığını söyleyen Yazgan, Türkiye’nin iklim krizinin etkilerini en yoğun hisseden ülkeler arasında yer aldığını belirtti. Bu nedenle yaşanan yangınların yalnızca doğal afet olarak değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olacağını dile getiren Yazgan, “Bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu yalnızca bir doğal afet olarak tanımlamak yeterli değildir.” dedi.
Türkiye’nin hâlâ yangın çıktıktan sonraki müdahaleyle övündüğünü ifade eden Yazgan, gelişmiş ülkelerin ise yangınları söndürmek yerine çıkmasını önlemeye odaklanan politikalar geliştirdiğine dikkat çekti. Resmi verilere de değinen Yazgan, 2021 yılında 139 bin 503 hektar, 2025 yılında ise 81 bin 473 hektar orman alanının yandığını hatırlatarak, “Rakamlarda azalma olsa da bu tablo ormanlarımızın tükenmeye devam ettiğini gösteriyor. Sadece yangınların sayısını değil, büyüklüğünü ve yıkıcılığını da konuşmalıyız.” diye konuştu.
Türkiye’deki ormanların yüzde 54’ünün birinci ve ikinci derece yangına hassas alanlardan oluştuğunu belirten CHP’li vekil, riskin uzun yıllardır bilindiğini söyledi. “Tehlike bilinmektedir. Risk haritaları ortadadır. O halde sorumluluk da ortadadır. Sorun zihniyet sorunudur.” diyen Yazgan, Edirne üzerinden örnek verdi.
Edirne’de Meriç Nehri’nin batısında yer alan Yunanistan ve Bulgaristan tarafında yoğun ormanlık alanlar bulunduğunu, doğusunda ise bunun görülmediğini ifade eden Yazgan, “Meriç’in batısında yoğun ormanlık alan bulunurken doğusunda bundan eser yok. Böyle geldi diye böyle gitmek zorunda değil.” sözleriyle ağaçlandırma politikalarının önemine dikkat çekti.
Orman yangınlarının yalnızca ağaç kaybı anlamına gelmediğini vurgulayan Yazgan, yangınların su havzalarına zarar verdiğini, toprak verimliliğini azalttığını, yaban hayatını yok ettiğini, kırsal ekonomiyi olumsuz etkilediğini ve iklim krizini derinleştirdiğini söyledi. “Yanan her alan; toprağını, geçimini ve geleceğini kaybeden vatandaşımız demektir.” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz yıl Edirne’nin Enez ilçesine bağlı Büyükevren ve Gülçavuş köylerinde meydana gelen orman yangınlarını da hatırlatan Yazgan, tüm kurumların seferber olmasına rağmen yangınların güçlükle kontrol altına alınabildiğini belirtti. Bazı yerleşim birimlerinin de zarar gördüğünü ifade eden Yazgan, “Belki iyi bir analiz olsaydı bu yangınlar engellenebilirdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmasında şeffaflık vurgusu da yapan Yazgan, gelişmiş ülkelerde her büyük afetin aynı zamanda bir öğrenme süreci olarak değerlendirildiğini söyledi. Yangınla mücadelede bilimin esas alınması gerektiğini belirten Yazgan, yangın öncesi hazırlık çalışmalarının bağımsız şekilde denetlenmesini, risk haritalarının düzenli olarak güncellenmesini ve yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, insansız hava araçları ile uydu teknolojilerinin daha etkin kullanılmasını önerdi.
Bütçe planlamasının günü kurtarmaya yönelik değil, uzun vadeli risk yönetimine dayanması gerektiğini ifade eden Yazgan, orman politikalarının günlük siyasi tartışmaların dışında tutulması çağrısında bulundu.
Konuşmasını, “Ormanların siyasi görüşü olmaz. Bugün konuştuğumuz mesele çocuklarımızın nefesidir, su kaynaklarımızdır, toprağımızdır ve geleceğimizdir. Ormanlarımız ve geleceğimiz için gerekli her adım atılmalıdır.” sözleriyle tamamladı.
Haber Merkezi
GÜNCEL
07 Ağustos 2026GÜNCEL
07 Ağustos 2026GÜNCEL
07 Ağustos 2026GÜNCEL
07 Ağustos 2026GÜNCEL
07 Ağustos 2026GÜNCEL
07 Ağustos 2026MARMARA BÖLGESİ
07 Ağustos 2026