DOLAR 48,38100,22%
EURO 56,1223-0,25%
ALTIN 6.898,85-0,74
BIST %
BITCOIN 38626470.94951%
Edirne
31°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Zobar, “Önlük dayatmasını kabul etmiyoruz”

Zobar, “Önlük dayatmasını kabul etmiyoruz”

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenlere önlük giyme uygulamasını zorunlu hale getirmesine tepki gösterdi.

ABONE OL
5 Eylül 2026 16:43
Zobar, “Önlük dayatmasını kabul etmiyoruz”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenlere önlük giyme uygulamasını zorunlu hale getirmesine tepki gösterdi. 2023 yılında “tercih” ve “teşvik” söylemiyle başlayan uygulamanın 2026-2027 eğitim öğretim yılı genelgesiyle zorunluluğa dönüştüğünü belirten Zobar, “Önlük dayatmasını kabul etmiyoruz, yargıya taşıyoruz” ifadelerini kullandı.

“BAKANLIK ÖĞRETMENİN NE GİYECEĞİNİ BELİRLEMEK LE MEŞGUL”

Eğitim sistemindeki temel sorunlara dikkat çeken Zobar, Bakanlığın önceliğinin öğretmenlerin kıyafeti olmadığını belirterek “Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminin ağır sorunlarının ortasında öğretmenin ne giyeceğini belirlemekle meşgul. 2023 yılında ‘tercih’ ve ‘teşvik’ söylemiyle başlatılan öğretmen önlüğü uygulaması, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yayımlanan genelgeyle artık açıkça bir zorunluluğa dönüştürülmüştür. O dönem öğretmenlerin önlük giymeyi ‘tercih etmelerinin teşvik edilmesi’ istenirken bugün öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken önlük ‘giyecekleri’ belirtilmekte ve uygulamanın millî eğitim müdürlüklerince takip edilmesi istenmektedir” dedi.

“ÖNLÜĞÜN SANTİMETRESİNE KADAR AYRINTI BELİRLENDİ”

Yayımlanan kılavuzla birlikte öğretmenlerin giyeceği önlüğün en ince ayrıntısına kadar belirlendiğini söyleyen Zobar, “Şimdi de ‘Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu’ yayımlanmış; öğretmenin giyeceği önlüğün renginden kumaşına, boyundan cep sayısına, yaka biçiminden nakış ölçüsüne kadar her ayrıntı Bakanlık tarafından belirlenmiştir. İlkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan kadın ve erkek öğretmenler için beyaz, yüzde 75 polyester ve yüzde 25 viskozdan oluşan önlükler tasarlanmış; beden ölçülerinden kol ve yırtmaç boylarına kadar ayrıntılı standartlar getirilmiştir” ifadelerini kullandı.

“KEŞKE AYNI TİTİZLİK ÖĞRETMEN AÇIĞINI KAPATILMASINDA GÖSTERİLSEYDİ”

Eğitim alanında çözüm bekleyen çok sayıda sorun bulunduğuna dikkat çeken Zobar, “Türkiye’de eğitimin ve eğitim emekçilerinin bunca yakıcı sorunu varken Bakanlığın önlüğün santimetresine kadar gösterdiği bu ‘özen’ ibretliktir. Keşke aynı titizlik öğretmen açığının kapatılmasında, kalabalık sınıfların azaltılmasında, okulların temizlik ve güvenlik sorunlarının çözülmesinde gösterilseydi. Keşke öğretmenlerin geçim sıkıntısı, barınma ve ulaşım sorunları, norm kadro mağduriyetleri, resen atamalar ve yıllardır çözülemeyen yer değiştirme sorunları için bu kadar mesai harcansaydı. Keşke öğretmenin okulda uğradığı şiddeti önlemek için önlüğün cebinin santimetresi kadar ayrıntılı bir çalışma yapılsaydı” dedi.

“ÖĞRETMENİN İTİBARI KUMAŞ PARÇASIYLA SAĞLAMAZ”

Bakanlığın öğretmenlik mesleğinin saygınlığını kıyafet üzerinden tarif etmeye çalıştığını savunan Zobar“Bakanlık ise öğretmenlik mesleğinin saygınlığını kıyafet üzerinden tarif etmeye çalışıyor. Kılavuzun sonunda öğretmen önlüklerinin ‘mesleğin saygınlığını, eğitimin niteliğini ve kurumsal hafızamızı’ temsil edeceği dahi ileri sürülüyor. Öğretmenin itibarı üzerine giydirilecek bir kumaş parçasıyla sağlanmaz. Öğretmenin itibarı; emeğine verilen değerle, ekonomik ve özlük haklarıyla, mesleki özerkliğiyle, güvenli çalışma koşullarıyla ve mesleğine gösterilen saygıyla sağlanır. Öğretmeni yıllardır itibarsızlaştıran politikalar uygulayıp ardından beyaz önlük giydirerek mesleğin saygınlığını geri getiremezsiniz” diye konuştu.

“KADIN ÖĞRETMENLERİN KIYAFETİNE MÜDAHALEYE SESSİZ KALMAYACAĞIZ ”

Kılavuzda yer alan ifadelerin özellikle kadın öğretmenler açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Zobar “Kılavuzun ve Bakanlık yazısının dili başka bir kaygıyı da beraberinde getirmektedir. Bütün öğretmenleri aynı görüntü içinde standartlaştıran bu yaklaşım, kadınların ne giyeceğinin yıllardır siyasi ve ideolojik müdahalelerin konusu yapıldığı bir ülkede ayrıca değerlendirilmelidir. Bakanlığın öğretmenlerin kılık ve kıyafetini ‘mesleğin vakarı’ ve ‘toplumsal hassasiyetler’ gibi sınırları belirsiz kavramlarla birlikte ele alması kaygımızı artırmaktadır. Özellikle kadın öğretmenlerin kendi kıyafetlerini uzun bir önlüğün altında görünmez hâle getiren bir modelin yalnızca ‘mesleki aidiyet’ gerekçesiyle açıklanmasını inandırıcı bulmuyoruz. Kadınların kıyafetinin, yaşam biçiminin ve kamusal alandaki görünürlüğünün sürekli tartışmaya açıldığı bir siyasi iklimde, ‘toplumsal hassasiyet’ gerekçesiyle öğretmenin kıyafetine müdahale edilmesine sessiz kalmayacağız” ifadelerini kullandı.

“ÖĞRETMEN SÜREKLİ TALİMAT VERİLMESİ GEREKEN BİRİ OLARAK GÖRÜLÜYOR”

Tercih denilerek başlayan uygulamanın birkaç yıl içinde zorunluluğa dönüştürülmesine tepki gösteren Nedim Zobar, “Dahası, ‘tercih’ denilerek başlayan bir uygulamanın birkaç yıl içinde zorunluluğa çevrilmesi, Bakanlığın öğretmene bakışını da ortaya koymaktadır. Öğretmen, kendi kararlarını verebilen bir eğitim emekçisi olarak değil; kıyafetinden sınıf içindeki tutumuna kadar sürekli talimat verilmesi ve denetlenmesi gereken biri olarak görülmektedir” dedi.

“ÖNLÜĞÜN BOYUNU DEĞİL, SINIFTAKİ ÇOCUĞA DÜŞEN ALANI HESAPLAYIN”

Bakanlığın önlük ölçülerine gösterdiği hassasiyeti eğitim sisteminin gerçek sorunlarına göstermesi gerektiğini söyleyen Zobar “Öğretmen ne giyeceğini bilir; siz önce ne söylediğinizi ne yaptığınızı bilin. Anayasa’ya, hukuka ve eğitim bilimine uyun. Önlüğün boyunu santim santim hesaplayacağınıza, 50 kişilik sınıfta bir çocuğa kaç santimetrekare düştüğünü hesaplayın. ‘Toplumsal hassasiyet’ diyerek başta kadın öğretmenlerin kıyafetini ölçmeye kalkmayın. Öğretmenin itibarı önlükle sağlanmaz; sizin eğitime verdiğiniz zarar da önlükle örtülmez” ifadelerini kullandı.

“BU HUKUKSUZ DAYATMAYI YARGIYA TAŞIYACAĞIZ”

Uygulamanın idari düzenlemelerle zorunluluğa dönüştürülmesine karşı hukuki mücadele başlatacaklarını açıklayan Başkan Zobar, “Üstelik Bakanlık, öğretmenlerin kılık ve kıyafetine ilişkin mevcut hukuki düzenlemelerin üzerine genelge ve kılavuzla yeni bir zorunluluk inşa etmeye çalışmaktadır. Bir idari düzenlemeyle öğretmenin tercih alanının daraltılmasını, bunun il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri eliyle takip edilmesini ve giderek bir denetim mekanizmasına dönüştürülmesini kabul etmiyoruz. Eğitim-İş olarak bu hukuksuz dayatmayı yargıya taşıyacağız. Öğretmenlere önlük giyme zorunluluğu getiren düzenlemeye karşı gerekli hukuki süreci başlatacağız” dedi.

“ÖĞRETMENLER KIYAFET STANDARDI DEĞİL, GÜVENLİ OKUL BEKLİYOR”

Öğretmenlerin temel beklentilerinin kıyafet düzenlemesi olmadığını vurgulayan Zobar “Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Öğretmenin önlüğünün cebini, yakasını, kumaşını ve boyunu belirlemeye ayırdığınız zamanı öğretmenin ve öğrencinin gerçek sorunlarına ne zaman ayıracaksınız? Öğretmenler sizden kıyafet standardı beklemiyor. Atama bekliyor, emeğinin karşılığını alacağı bir ücret bekliyor, güvenli okul bekliyor, mesleğine saygı bekliyor. Asli görevi olan eğitim öğretime yoğunlaşabileceği çalışma koşulları bekliyor” diye konuştu.

“ÖNLÜK GİYMEK ÖĞRETMENİN TERCİHİDİR”

Açıklamasının sonunda uygulamaya yönelik tepkilerini yineleyen Zobar, “Öğretmen devletin kendisine biçtiği tek tip görüntünün taşıyıcısı değildir. Mesleki bilgi ve birikimi olan, sınıfında pedagojik sorumluluk taşıyan bir eğitim emekçisidir. Ne giyeceğine karar verecek iradeye de sahiptir. Eğitim-İş olarak bir kez daha söylüyoruz: Önlük giymek öğretmenin tercihidir; idarenin dayatacağı ve takip edeceği bir zorunluluk olamaz. MEB’in görevi öğretmenin kıyafetini standartlaştırmak, beden ölçüsünü belirlemek ve ne giydiğini takip etmek değildir. Bakanlığın görevi öğretmenin özgürce ve güven içinde mesleğini yapabileceği, çocukların nitelikli, bilimsel, laik ve kamusal eğitime ulaşabileceği koşulları sağlamaktır.” şeklinde noktaladı.

Haber: Erkan Ekşi

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP