Edirne Balkan Türkleri Federasyonu üyeleri, Mora Katliamı’nın 205’inci yılı dolayısıyla Yunanistan’ın Edirne Konsolosluğu önünde bir araya gelerek siyah çelenk bıraktı. 1821 yılında Mora Yarımadası’nda yaşanan ve özellikle Tripoliçe’nin düşüşünün ardından binlerce insanın öldürülmesiyle sonuçlanan olayların anıldığı açıklamada, tarihin acı sayfalarının unutulmaması gerektiği vurgulandı. Federasyon üyeleri, anmanın herhangi bir halkı hedef almak amacı taşımadığını, geçmişte yaşananların gelecekte benzer acıların yaşanmaması için hatırlanması gerektiğini ifade etti.

“BÜYÜK BİR İNSANLIK DRAMINA DÖNÜŞTÜ”
Babaeski Balkan Türkleri Yardımlaşma Derneği İcra Kurulu Üyesi Mehmet Kamar, Mora Yarımadası’nda yaşananların binlerce insanın hayatını kaybettiği büyük bir insanlık dramına dönüştüğünü belirterek, “Bugün burada bundan 205 yıl önce Mora Yarımadası’nda yaşanan acı olayların ve özellikle Tripoliçe’nin düşüşünün ardından hayatını kaybeden binlerce insanın hatırasını anmak için bir aradayız. 1821 yılı Mora’da büyük bir isyanın başladığı yıl oldu. Savaşlar, kuşatmalar, karşılıklı saldırılar ve intikam duyguları kısa zamanda büyük bir insanlık dramına dönüştü. Tripoliçe’nin 23 Eylül 1821’de Rum din adamlarının da kışkırtmalarıyla Yunan isyancıların eline geçmesinin ardından kentte yaşayan Müslümanlar ve Yahudiler büyük bir katliamın kurbanı oldular. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve savaşma gücü bulunmayan siviller de bu şiddetten kurtulamadı. Katliamın boyutları konusunda tarihçiler farklı rakamlar vermektedir. Ancak olayın büyük bir sivil kıyım olduğu konusunda tarihsel kaynaklarda geniş bir mutabakat bulunmaktadır. Bugün burada bir milletin diğerinden üstün olduğunu söylemek için bulunmuyoruz. Bir halkın acısını anlatırken başka bir halkın acısını küçümsemek için de bulunmuyoruz. Çünkü tarihin bize bıraktığı en büyük derslerden biri şudur: Masum bir insanın kanı hangi bayrağın altında dökülmüş olursa olsun masum bir kandır. Mora’da öldürülen Müslümanların ve Yahudilerin isimlerini bugün tek tek bilemiyor olabiliriz. Onların evlerini, yüzlerini, seslerini hatırlayamıyor olabiliriz. Ama onların da bir annesi, bir babası, bir çocuğu, bir sevdiği vardı. Onların da yarım bıraktığı hayatları, açılmamış kapıları, söylenmemiş sözleri ve hayalleri vardı. Tarih yalnızca devletlerin, orduların ve komutanların tarihi değildir. Tarih, evine bir daha dönemeyen insanların da tarihidir. O dönemde zorunlu olarak Türkiye’ye sığınan bizlerin de tarihidir” dedi.

“BİZİM SÖZÜMÜZ UNUTMAYA KARŞIDIR”
Kamar, tarihin acı sayfalarının geleceğe kin taşımak amacıyla değil, aynı acıların yeniden yaşanmaması için okunması gerektiğini belirterek, “Bugün Tripoliçe’yi anarken aynı zamanda savaşın ve intikamın insanı nasıl insanlıktan uzaklaştırabileceğini hatırlıyoruz. Ve tarihin acı sayfalarını geleceğe kin taşımak için değil, gelecekte aynı acıların yaşanmaması için okumamız gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bizim sözümüz Yunan halkına, Türk halkına, Müslümanlara ya da başka herhangi bir topluluğa karşı değildir. Bizim sözümüz unutmaya karşıdır. Bizim sözümüz sivillerin öldürülmesine karşıdır. Bizim sözümüz çocukların, kadınların, yaşlıların savaşın hedefi haline getirilmesine karşıdır. Bizim sözümüz insan hayatının milliyet, din ve mezhep üzerinden değersizleştirilmesine karşıdır. Bugün Mora’nın ve Tripoliçe’nin kurbanlarını anarken tarihin bütün kurbanları için de başımızı eğiyoruz. Çünkü gerçek barış geçmişin acılarını susturmakla değil, onları dürüstçe hatırlamakla mümkün olup gelecek nesillere bunu aktarmayı da görev bilerek unutmayacağız. Ama nefret etmek için değil; hatırlamak, anlamak ve bir daha yaşatmamak için unutmayacağız. Yunanistan yetkililerini tarihlerindeki bu kara leke ile yüzleşmeye davet ediyoruz. 1821 Mora ve Tripoliçe Katliamı’nda hayatını kaybeden bütün masum insanların hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhları şad olsun. Unutmadık, unutmayacağız ve insanlığın bir daha böyle acılar yaşamaması için hatırlayacağız. Ve biz diyoruz ki: ‘Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey’” ifadelerini kullandı.
“KATLİAMLARIN TARİHSEL GERÇEKLERİ YOK SAYILAMAZ”
Edirne Balkan Türkleri Federasyonu adına açıklama yapan Rumeli Balkan Türkleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsmail Kocaköse ise Mora ve Tripoliçe’de yaşananların unutulmaması gerektiğini belirterek, “1821 Eylül-Ekim ayları Yunan tarihinde unutulmaz katliamlarla anılan bir dönemdir. Kabul etmemek, yok saymak, reddetmek, inkar etmek tarihi gerçekleri ortadan kaldırmaya yetmez. Tarihin her anı katliamlarla dolu olan ve geçmişin telafisi olmayacağı gibi bunu kabul etmekten başka çareleri de yoktur Yunan insanının. Sadece 3 günde 40 bin civarı Türk olmaktan başka suçu olmayan kadını, çocuğu, yaşlıyı katletmek Yunan tarihinde yaşanmış bir gerçektir. Kin dolu Yunan çetecileri Türk mezarlığını dahi kazıp kemikleri çıkarıp yaktılar. İsyancılar kuşatma esnasında Türklere cesaret veren, isyana karşı koymaya teşvik eden Tripoliçe Kadısı Halim Efendi’nin üzerine yağ döküp yakmak suretiyle katletmesi unutulur mu? Şehre girdiğimde kaleye kadar attığım her adımın, atımın ayakları hiç yere değmeden kapıdan hisara kadar yol tamamen cesetlerle kaplıydı. Bu söz Yunan isyancıların başkomutanı Theodoros Kolokotronis’ten başkası değildir” dedi.

“KATLİAMLARIMIZI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”
Kocaköse 1922 yılına, Batı Trakya’daki Türk toplumuna ve iki ülke arasındaki geçmişten bugüne uzanan sorunlara değinerek, “Bundan 105 yıl öncesine bakalım. Hani Yunanistan’ın ‘Küçük Asya Felaketi’ dediği konu. İpleri başkalarının elinde olan yöneticilerinize Anadolu’yu hedef göstermeleri ve sonunda bozguna uğramalarının cezasını silahsız Anadolu insanından çıkarmasına ne denir? Televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde 24 saat Türklere karşı yaptığınız düşmanlık propagandalarından vazgeçin. Türkerden korkmayın bu kadar. Dost olduğunuz sürece dostuz. Türkiye sizin için bile sığınılacak bir limandır. Askeri cuntadan kaçmak zorunda kalan şu anki başbakanınız ve ailesinin 1970’li yıllarda Türkiye’ye sığınması bile bizlerin ne kadar barışçıl davranışlarda bulunduğumuzun bir göstergesidir. Türkiye’de Rum okullarının birer birer açılmasının karşılığı, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk okullarını birer birer kapatması olamaz. Yunanistan’da bulunan Türk vakıf mallarının yönetiminin 1967 yılından itibaren görevden alınıp yerine kendi atadığınız kişilerin gelmesi ne kadar adaletli? El konulan vakıf malları haraç mezat satmanız uluslararası kanunlara ne kadar doğru? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu 2008 yılındaki karara göre Batı Trakya’daki Türk sivil toplum kuruluşları haklarına, isim hakları iade edilmedi. Bu konuda kararı ne kadar daha uygulamayacaksınız? Sizin adaletiniz bu kadar. Ne tarih ne insanlık yaptıklarınızı affetmeyecektir. Katliamlarınızı unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.
Haber: Erkan Ekşi
GÜNCEL
26 Eylül 2026GÜNCEL
26 Eylül 2026GÜNCEL
26 Eylül 2026GÜNCEL
26 Eylül 2026GÜNCEL
26 Eylül 2026GÜNCEL
26 Eylül 2026MARMARA BÖLGESİ
26 Eylül 2026Zorunlu çerezler dışındaki hiçbir çerez ve üçüncü taraf hizmeti, siz onay vermeden çalışmaz. İstatistik (Google Analytics) ve bildirim (OneSignal) hizmetleri yalnızca onayınızla yüklenir.
Sitenin çalışması ve güvenliği için gereklidir. Kapatılamaz.
Tercihlerinizi hatırlar ve gömülü içeriğin çalışmasını sağlar.
Ziyaret istatistiklerini ölçmemizi sağlar. Alıcı: Google Analytics (Google Ireland Ltd.).
Tarayıcı bildirimlerine abone olmanız için kullanılır. Alıcı: OneSignal (ABD).