DOLAR 47,1901 0.13%
EURO 54,0262 -0.07%
ALTIN 6.093,031,19
BIST 13.981,05-1,90%
BITCOIN 30411370.60447%
Edirne
31°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Uzman isimden ailelere hayati tavsiyeler

Uzman isimden ailelere hayati tavsiyeler

Aile Yılı kapsamında, Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından organize edilen 'Eğitimin ABÇ'si' (anne, baba, çocuk) adlı seminer, Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi.

ABONE OL
18 Aralık 2025 11:09
Uzman isimden ailelere hayati tavsiyeler
User - Uzman isimden ailelere hayati tavsiyeler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aile Yılı kapsamında, Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından organize edilen ‘Eğitimin ABÇ’si’ (anne, baba, çocuk) adlı seminer, Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programa, protokol eşleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda ebeveyn katıldı.

Etkinlikte; erken çocukluk döneminin önemi, 0–6 yaş aralığında kazanılan davranışların yaşam boyu etkileri, zeka gelişiminde kalıtım ve çevresel faktörlerin rolü, dil gelişimi ile zeka arasındaki ilişki ve çocukların ekranla erken yaşta tanıştırılmasının yol açtığı riskler ele alındı. Programda konuşmacı olarak yer alan Psikolojik Danışman ve Eğitimci Mehmet Hilmi Eren, özellikle 3 yaşından önce çocukların telefon, tablet ve televizyon gibi ekranlardan uzak tutulması gerektiğine dikkat çekerek, bilinçli ebeveynliğin ve sağlıklı iletişimin çocukların potansiyelini ortaya çıkarmada hayati öneme sahip olduğunu ifade etti.

“7’SİNDE NEYSE 70’İNDE ODUR SÖZÜ KENARA ATABİLECEĞİNİZ BİR İFADE DEĞİL”

Programda konuşmacı olarak katılımcılara bilgiler vererek sunum yapan Psikolojik Danışman ve Eğitimci Mehmet Hilmi Eren,” Hepimiz hayata sıfırdan başlarız. 0–6 yaş deriz. Çok önemlidir. “Yedisinde neyse, yetmişinde odur” sözü, hadi canım sen de diyerek kenara atabileceğimiz, önemsemeyeceğimiz bir ifade olamaz. Bu sözün gerçeklik payı vardır. Yetişkinliğinde karanlıkta kalmaktan korkan, bir odada yalnız başına kalmaktan çekinen bir bireyin, küçüklüğünde, bebekliğinde, çocukluğunda annesi ya da babası tarafından odaya kilitlenmediğini, banyoya kapatılmadığını iddia edemeyiz. Psikologların, psikiyatristlerin o çocukluğa inme seansları vardır ya, işte bunun bir gerçek payı vardır. Onun için bugünkü konuşmamda sıfırdan başlayacağım. Sıfırdan biraz lise çağına kadar getireceğim. Bugün buraya gelen siz kıymetli velilerimiz, ebeveynlerimiz; evlerinizde çocuklarınızla neler yapabilirsiniz? Aslında o kadar da zor değilmiş, pratik ve işe yarar. “Bak bu kadar da malzeme varmış” diyerek ayrılacağınızı tahmin diyorum” diye kaydetti.

Egitim ABC Panel 2 - Uzman isimden ailelere hayati tavsiyeler

Psikolojik Danışman ve Eğitimci Mehmet Hilmi Eren

“ZEKA GELİŞİMİNDE BİRİNCİ KATILIM, İKİNCİ ÇEVRESEL FAKTÖR ÖNEMLİDİR”

Zeka gelişimin anne rahmine düştüğü andan itibaren başladığını kaydeden Eren, “Öncelikle şunu bilmeliyiz: Her bir evladımızın içinde bir yetenek, bir cevher, bir kapasite vardır. Bu cevheri biz de ev ortamında artırabiliriz. Sosyal, duygusal ve zihinsel gelişime ebeveynler olarak katkı sunabilirim. Çocuklarımızın zeka gelişimi doğduktan sonra başlamaz. Bebek, anne rahmine düştüğü andan itibaren başlar. Zeka gelişiminde 2 kavram etkilidir. Birincisi kalıtım, ikincisi çevresel faktörlerdir. Kalıtım etkisi yaklaşık yüzde 55 civarındadır. Çevresel faktörler ise yüzde 45’e kadar çıkabilmektedir. Yani neredeyse yarı yarıya bir etkiden bahsediyoruz” diye kaydetti.

“SIFIR ATIK ÖRNEĞİ GİBİ ÇÖPE GİDEN EKMEK KADAR HEBA OLAN YETENEK VE KAPASİTELER VAR”

Zihinlerdeki sıfır atık benzetmesini yapan Mehmet Hilmi Eren, “Bugün çocuklarımızın zeka gelişimine de atıflar yapacağım. Sıfır atık projesi çok gündemde ya, sıfır atık diyoruz. Ama zihinlerdeki sıfır atık da çok önemli. Hep heba edilen peynirlerden, çöpe giden ekmeklerden bahsediyoruz; bu güzel. Ama bir de heba edilen yetenekler ve kapasiteler var. Bugün bu salondaki aileler buradan ayrıldıktan sonra “Aslında ben çocuğum için şunları yapabilirim ve onun kapasitesini de geliştirebilirim” duygusunu yaşarsa, ben bahtiyar olacağım” şeklinde ifade etti.

“BEBEKLİKTEN İTİBAREN BOLCA DİYALOG KURULMALI”

Eren, “Çocukla konuşmaktan bahsettim. Şunu bilmeliyiz değerli veliler: Çocukların sözcük dağarcığı, kelime haznesi yani dil gelişimi ile zeka paraleldir. Ne kadar çok sözcük ve kelime haznesi varsa, zeka gelişimi de o kadar iyidir. Bu yüzden daha okul öncesi dönemde, bebeklikten itibaren çocuklarımızla iletişim kurarken bolca diyalog kurmak, konuşmak gerekir” dedi.

“BEBEK AĞACA ÇİÇEĞE BAKACAĞINA ÇİZGİ FİLME BAKIYOR, YAPMAYIN, YAPTIRMAYIN”

Bebek arabalarında artık telefon tutacağı olduğunu, bebeklerin doğayı değil çizgi filmi izlediğini kaydederek aileleri uyaran Eren “Maalesef son yıllarda sokaklarda gördüğünüz bebek arabalarında telefon tutamakları var. Restoranlarda, kafelerde, mama sandalyelerinde telefon tutamaçları var. Annesiyle sokağa çıkan bebek, bebek arabasında ağaca, çiçeğe, böceğe bakacağına telefondan çizgi film izliyor. Yapmayın, yaptırmayın. Etrafınızdakileri de kibarca, nazikçe uyarın” şeklinde konuştu.

“3 YAŞINDAN ÖNCE ÇOCUĞU EKRANA MARUZ BIRAKMAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK”

Ebeveynlere seslenen Mehmet Hilmi Eren, “Özellikle altını çizerek söylüyorum: 3 yaşından önce çocuğa telefon, tablet ve televizyondan bir şeyler izletmek; “İngilizceye bebeklikten itibaren alışsın, kulak dolgunluğu olsun” gibi yalan yanlış düşüncelerle ekrana maruz bırakmak, çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Bu yaştan sonra olabilir. Buradaki kritik nokta şudur: Ne kadar izliyor ve neye bakıyor? Önceliğimiz varsa klavyeli, mause şeyler; sonra dokunmatik şeyler, sonra sadece izleyebileceği şeyler olmalıdır. Ama 3 yaşından önce lütfen ekrandan uzak tutmaya özellikle hassasiyet gösterin. Karşımda ağlayan yüzlerce anne ve babayı görmüş biri olarak söylüyorum. Hepsine de soruyorum: “Küçüklükte ekran var mıydı? Mama verirken izletiyor muydunuz?” Evet diyorlar. Bunun tehlikesini size burada hatırlatmak istiyorum” diye konuştu.

Haber: Erkan Ekşi

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP