DOLAR 47,1901 0.13%
EURO 54,0262 -0.07%
ALTIN 6.093,031,19
BIST 13.981,05-1,90%
BITCOIN 30410670.66926%
Edirne
31°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Altay, “İş cinayetleri kader değildir”

Altay, “İş cinayetleri kader değildir”

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Birce Altay, 3 Mart “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, iş cinayetlerinin önlenebilir olduğunu vurgulayarak, etkin denetim mekanizmalarının kurulması ve iş güvenliği uygulamalarının bilimsel temellere dayandırılması gerektiğini ifade etti.

ABONE OL
3 Mart 2026 13:33
Altay, “İş cinayetleri kader değildir”
User - Altay, “İş cinayetleri kader değildir”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Birce Altay, 3 Mart “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, iş cinayetlerinin önlenebilir olduğunu vurgulayarak, etkin denetim mekanizmalarının kurulması ve iş güvenliği uygulamalarının bilimsel temellere dayandırılması gerektiğini ifade etti. Altay, çalışma yaşamında emekçilerin yaşam hakkını merkeze alan politikaların hayata geçirilmesini istedi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Altay, 1992 yılında Kozlu – Zonguldak, Türkiye’de meydana gelen grizu patlamasında 263 maden emekçisinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, yaşamını yitiren işçileri saygıyla andıklarını söyledi.

Altay, Türkiye’de madenler, inşaatlar, tersaneler, fabrikalar ve şantiyelerin hâlâ emekçilerin mezarı olmaya devam ettiğini belirterek, bilim ve teknik gelişmelere rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yeterince uygulanmadığını savundu.

Ülkede iş cinayetlerinin büyük bölümünün önlenebilir nitelikte olduğuna dikkat çeken Altay, AKP iktidarı döneminde en az 32 bin emekçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini öne sürdü. Altay, Edirne’de de işçi sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalığın artırılması gerektiğini ifade etti.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana en az 20 bin emekçinin yaşamını yitirdiğini iddia eden Altay, her gün ortalama 6, yılda yaklaşık 2 bin emekçinin iş cinayetleri nedeniyle aramızdan ayrıldığını belirterek, bunun kader değil, siyasal tercihler sonucu oluşan bir tablo olduğunu söyledi.

Soma, Ermenek, Mecidiyeköy (Torunlar), Şirvan, Amasra, Gayrettepe, Oba Makarna, İzmir Kule Vinç, Kartalkaya ve Dilovası gibi yerlerin denetimsizlik, kar hırsı ve kamusal sorumluluktan kaçışın sembolü haline geldiğini ifade eden Altay, etkin denetim ve yaptırım uygulanmadığı sürece benzer acıların yaşanmaya devam edeceğini vurguladı.

Altay, Türkiye’de yaklaşık 2 milyon 290 bin işyerinin bulunduğu, ancak 2025 yılında bunların yalnızca 8 bin 161’inin yani yüzde 0,35’inin iş sağlığı ve güvenliği açısından denetlendiğini belirterek, bu durumun denetim mekanizmasının zayıflığını gösterdiği ifade etti.

“İnsani koşullarda çalışma hakkının” İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde güvence altına alınmış temel bir hak olduğunu hatırlatan Altay, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin kamusal sorumluluk olduğu, çalışanların yaşamının korunmasının devletin yükümlülükleri arasında yer aldığını vurguladı.

Altay, açıklamasında ayrıca iş güvenliği uzmanlarının yaklaşık yüzde 90’ının OSGB’ler aracılığıyla istihdam edildiği, bu durumun uzmanların mesleki bağımsızlığını zedelediğini ileri sürerek, OSGB’ler ile işyerleri arasındaki ticari sözleşme ilişkisinin uzmanların önerilerine müdahale edilmesine yol açtığını savundu.

Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirten Altay, sendikasız çalışma ortamının emekçileri daha savunmasız hale getirdiğini ifade etti. Adil yargılanma hakkı, örgütlenme özgürlüğü ve insani çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Altay, işyerlerinde emekçilerin hayatını kaybetmeyeceği bir düzen istediklerini söyledi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği olarak iş cinayetlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu tekrar hatırlatan Altay, bilimsel ve teknik ölçütlere dayalı, kamusal ve bağımsız bir denetim sisteminin kurulması gerektiğini ifade etti.

Bağımsız bir ulusal işçi sağlığı ve güvenliği kurumunun üniversiteler, sendikalar ve meslek örgütlerinin katılımıyla oluşturulması gerektiğini belirten Altay, iş cinayetleri sona erene ve emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınıncaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Haber: Mehmet Güzey

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP