11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde Edirne Laik Bilimsel Eğitim Çalışma Grubu tarafından, kız çocuklarının eğitim hakkının tehdit altında olduğu, iktidarın eğitim politikalarının “laiklik, eşitlik ve özgürlük ilkelerine aykırı” olduğu savunuldu.
Edirne Laik Bilimsel Eğitim Çalışma Grubu adına açıklama yapan Gülsüm Erkıran “Laik, demokratik, bilimsel ve parasız kamusal eğitim hakkı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz, karma eğitimi tartıştırmayacağız” dedi.
“SİYASAL İLTİDAR KADINLARIN İKİNCİ SINIF YURTTAŞLIĞINI KURUMSALLAŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTA”
Edirne Laik Bilimsel Çalışma Grubu adına Gülsüm Erkıran, “Bugün 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü. 2012 yılında Birleşmiş Milletler tarafından alınan kararla kız çocuklarının cinsiyetlerinden kaynaklı maruz kaldığı eşitsizlikler konusunda farkındalığın arttırılması amacıyla ilan edilmiştir. Bizler biliyoruz ki kadınların; sosyal, siyasal, iş yaşamına katılımı ve eşit temsiliyet hakkının kullanımı kadınların, kız çocuklarının nitelikli eşit, kapsayıcı bir eğitim hakkıyla mümkündür. Siyasal iktidar geldiği günden beri, toplumsal yaşamın tüm alanlarını dini referanslarla belirlemeye çalışırken, attığı her adımda kadınların ’ikinci sınıf’ yurttaşlığını kurumsallaştırmaya çalışmakta, eğitimi bunun için ideolojik bir araca dönüştürmektedir. Uzunca bir süredir, sermaye grupları ve şirketleşmiş tarikat yapılarının, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talepleriyle eğitim sistemimiz ve sosyal yaşamımız dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Bunları kamuoyu önünde dile getirmekte de beis görmemektedirler” diye konuştu
“KIZ ÇOCUKLARININ OKULA GİDEMEMESİNİ KARMA EĞİTİME BAĞLIYORLAR”
Okullaşma politikaları gereğince karma eğitim ortadan kalktığını kaydeden Erkıran, “En son çocukların iş yaşamına ve evlilik yaşamına erken katılımı için eğitim süresinin kısaltılmasını gündeme getirmişlerdir. Zorunlu eğitim süresini kısaltmaya çalışan iktidar, aynı zamanda güya kız çocuklarının okula devam etmesi için karma olmayan ‘kız okulları’ talebi olduğunu, bilindik bir argümanla seçme özgürlüğü olarak piyasaya sunmaya ve meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Toplumun realitesi ve ailelerin talepleri doğrultusunda, kız çocuklarının okula gidememesinin gerekçesini karma eğitime bağlamaya çalışıyorlar. Ancak iktidarın, MEB’in, dinselleştirme, işçileştirme ve piyasalaştırma olarak devam eden okullaşma politikaları gereğince fiili olarak adım adım karma eğitim ortadan kalkıyor” diye kaydetti.
“OKUL TERKİNDE KİTLESEL BİR ARTIŞ GÖRÜLÜYOR”
300 bin öğrencinin bu yıl okullarında olmadığını söyleyen Gülsüm Erkıran, “MEB’in 2024-2025 eğitim öğretim yılı değerlendirmelerinde okul terkinde kitlesel bir artış görülüyor. Ancak bu terki karma olmayan okullarda daha fazla görülürken karma eğitim yapılan akademik liselerde kız öğrencilerin daha çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Bunun nedenleri derinleşen yoksulluk ve eşitsizlikler, eğitim yoluyla bir gelecek hayalinden vazgeçmiş milyonlar, kamunun tasfiyesi, bütçe kullanımında politik tercihler ve eğitimin payının azalması, kamuda tasarruf adı altında ulaşım, barınma ve beslenme hakkının yok sayılması olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl kamuda tasarruf adı altında, taşıma hakkı elinden alınan ve sınırlandırılan çocuklarımızdan, 300 bin öğrenci bu yıl okullarında değil” şeklinde değindi.
“YÜZ YIL GERİYE DÖNMEMİZİ VE BU AYRIMCILIĞI NORMALLEŞTİRMEMİZİ BEKLİYORLAR”
Eğitim hakkının anayasal bir hak olduğunu sürdürülmesinin denetimi kamunun sorumluluğunda olduğunu kaydeden Erkıran, “Bakanlığın söylediği gibi eğer kız çocukları karma eğitim yüzünden devam etmiyorsa, ki bu doğru değil, bunu sorun olarak görmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dair müdahale programları geliştirmelidir. Eğitim hakkı anayasal bir haktır ve ayrımsız tüm çocuklar için bu hakkın kullanımı ve sürdürülmesinin denetimi kamunun sorumluluğundadır. Ülkemizde karma eğitim mücadelesi, Milli Mücadele yıllarında başlamış ve erkeklerden neredeyse yarım yüzyıl sonra karma eğitim hakkı, kadın öğrencilerin dersliklere girerek fiili olarak başlatmasıyla kazanılmıştır. Şimdi bizden bu kazanılmış haklarımızdan vazgeçip yüz yıl geriye dönmemizi ve bu ayrımcılığı normalleştirmemizi bekliyorlar. Kabul etmeyeceğiz” dedi.
“OKUL SADECE MESLEK EDİNELECEK AKADEMİK GELİŞİM ALANI DEĞİLDİR”
Erkıran, “Okul; biyolojik, psikolojik ve sosyal bir varlık olan çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için, toplumun laik demokratik geleceği için hayatın çeşitliliğini barındırmak zorundadır. Okul sadece gelecekte bir meslek edinecek akademik gelişim alanı değildir. Çocuklarımızın günün büyük bölümünü neredeyse sekiz saatini geçirdiği kendini inşa ettiği, sosyalleştiği, kendinden olmayan büyükler ve akranıyla güvenli bir karşılaşma alanıdır. Okulun kapsayıcılığı ve çeşitliliği, yaşamın bir parçası olarak var olursa çocuklarımızın tam iyilik halinden ve sağlıklı gelişiminden bahsedebiliriz. Buradan bir kez daha ifade edelim ki tüm bunlar ortadayken bu talep pedagojik değil politik bir taleptir ve hem anayasaya hem Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı bir taleptir” diye vurguladı.
“KARMA EĞİTİMİ TARTIŞMAYACAĞIZ”
Kamusal eğitimin çocuklar için hak kız çocukları için yaşamsal olduğunu söyleyen Erkıran, “Genelde tüm çocukların, özelde kız çocuklarımızın okul terkinin nedeni karma eğitim değildir. Çocuklarımızın; nitelikli, parasız kamusal eğitim hakkına erişimini engelleyen karar alıcılardır. Nitelikli, bilimsel, laik, parasız ve ulaşılabilir bir kamusal eğitim çocuklarımız için hak ve kız çocuklarımız için yaşamsaldır. Çocuklarımız ve ortak geleceğimiz için, laik, demokratik bir ülke için, laik, demokratik, bilimsel, parasız kamusal eğitim hakkı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Karma eğitimi tartıştırmayacağız. Laiklik için, eşitlik için, özgürlük için karma eğitimi tartıştırmayacağız” diyerek noktaladı.
Haber: Erkan Ekşi
GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026MARMARA BÖLGESİ
19 Temmuz 2026