DOLAR 45,9763 0.01%
EURO 53,6350 0.52%
ALTIN 6.659,581,61
BIST 13.893,94-0,51%
BITCOIN 2902858-5.41561%
Edirne
25°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Eğitim-İş’ten kadın hakları çağrısı

Eğitim-İş’ten kadın hakları çağrısı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla açıklamada bulunan Eğitim-İş Edirne Şubesi Basın Yayın Sekreteri Deniz Tetik, 8 Mart’ın yalnızca sembolik bir kutlama günü olmadığını, emekçi kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı yürüttüğü sınıf mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı.

ABONE OL
7 Mart 2026 17:07
Eğitim-İş’ten kadın hakları çağrısı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla açıklamada bulunan Eğitim-İş Edirne Şubesi Basın Yayın Sekreteri Deniz Tetik, 8 Mart’ın yalnızca sembolik bir kutlama günü olmadığını, emekçi kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı yürüttüğü sınıf mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı.

Kamuda çalışan kadın emekçilerin güvencesizlik, ücret eşitsizliği, mobbing ve bakım yükü gibi çok yönlü sorunlarla karşı karşıya bırakıldığını belirten Tetik, kadınlara yönelik şiddetle mücadele için İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nun eksiksiz uygulanması ve ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin onaylanması çağrısında bulundu.

“GÜVENCESİZLİK, DÜŞÜK ÜCRET, SİYASAL SADAKETE YÖNETİM ANLAYIŞI KALICI HALE GETİRİLMEKTE”

8 Mart’ın yalnızca anma veya sembolik bir kutlama günü olmadığını belirten Eğitim-İş Edirne Şubesi Basın yayın Sekreteri Deniz Tetik “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tarihsel kökeni itibarıyla bir anma ya da sembolik kutlama günü değil; emekçi kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı yürüttüğü sınıf mücadelesinin simgesidir. Bugün, özellikle kamuda çalışan kadın emekçilerin karşı karşıya bırakıldığı yapısal sorunların görünür kılınması ve bu sorunları üreten politikaların sorgulanması açısından kritik bir eşiktir. Türkiye’de kamusal çalışma yaşamı, uzun süredir neoliberal politikalarla yeniden yapılandırılmakta; güvencesizlik, düşük ücret, performans baskısı ve siyasal sadakate dayalı yönetim anlayışı kalıcı hale getirilmektedir. Bu dönüşümden en fazla etkilenen kesim ise kadın emekçilerdir. Kadınlar kamuda hem emekleri üzerinden sömürülmekte hem de toplumsal cinsiyet rolleri aracılığıyla sistematik biçimde ikincilleştirilmektedir” dedi

“KADIN KAMU EMEKÇİLERİ ÇİFTE YÜK ALTINDA”

Kadınların çalışma yaşamında birçok yapısal sorunla karşı karşıya olduğunu belirten Tetik, “Kadın kamu emekçileri, aynı işi yapmalarına rağmen ücret eşitsizliği, yükselme ve yönetici pozisyonlarından dışlanma, mobbing, sendikal baskılar ve iş-yaşam dengesini imkânsız kılan uygulamalarla karşı karşıyadır. Bunun yanı sıra bakım emeğinin neredeyse bütünüyle kadınların sorumluluğuna bırakılması, kamuda çalışan kadınları çifte yük altında ezmektedir. Bu durum bireysel tercihlerle değil, bilinçli sosyal ve ekonomik politikalarla üretilmektedir. Öte yandan kadına yönelik şiddetin toplumsal ölçekte artması, kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığını göstermektedir. Şiddeti önlemekle yükümlü kamusal mekanizmaların zayıflatılması, cezasızlık politikaları ve kadınları koruyan hukuki düzenlemelerin etkisizleştirilmesi, bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Kadın emeğinin değersizleştirilmesi ile kadın yaşamının değersizleştirilmesi aynı siyasal zihniyetin ürünüdür” şeklinde vurguladı.

“EŞİTLİK SAĞLAMADAN KAMUDA ADALET MÜMKÜN DEĞİL”

Eşit ücret, güvenceli istihdam, güvenli çalışma ortamları sağlanması gerektiğini kaydeden Deniz Tetik “Eğitim-İş Sendikası açısından 8 Mart, kadınların yalnızca “temsil” edildiği değil, özne olduğu bir mücadele hattının ifadesidir. Sendikal mücadelenin, toplumsal cinsiyet eşitliğini tali bir başlık olarak ele alması mümkün değildir. Eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam, liyakate dayalı kamu yönetimi, şiddetsiz ve güvenli çalışma ortamları sağlanmadan kamuda adaletten söz edilemez. Kadınların kamusal alandan dışlanmasına, emeğin değersizleştirilmesine ve laiklik karşıtı uygulamalarla kadınların yaşam tarzlarına müdahale edilmesine karşı mücadele, sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu mücadele aynı zamanda demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin savunusudur” diye kaydetti.

“EĞİTİM İŞ ÖZGÜRLÜK VE ADALET MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEK”

8 Mart’ın mücadele günü olduğunu kaydeden Tetik, “Eğitim-İş olarak, kadınlara yönelik ayrımcılığın sona ermesi ve şiddetle etkin mücadele için yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini savunuyoruz. Bu kapsamda, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesini, 6284 sayılı yasanın eksiksiz uygulanmasını ve ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanmasını talep ediyoruz. 8 Mart, kadınların taleplerinin hatırlatıldığı bir gün olmanın ötesinde, bu taleplerin neden hala karşılanmadığının sorgulandığı bir mücadele günüdür. Eğitim-İş, emekçi kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesini büyütmeye; kamuda ve toplumda bu eşitsiz düzeni değiştirme kararlılığını sürdürmeye devam edecektir. Emekçi kadınların örgütlü mücadelesi, yalnızca kadınların değil, tüm toplumun özgürleşmesinin ön koşuludur” diye noktaladı.

Haber: Erkan Ekşi

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP