DOLAR 47,1901 0.13%
EURO 54,0262 -0.07%
ALTIN 6.093,031,19
BIST 13.981,05-1,90%
BITCOIN 30524461.27273%
Edirne
27°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Karne yerine gelişim raporuna Eğitim İş’ten tepki

Karne yerine gelişim raporuna Eğitim İş’ten tepki

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesi ve ilkokullarda 2025-2026 eğitim-öğretim yılından itibaren hayata geçirmeyi planladığı “Beceri Edinim Raporu” ve “Gelişim Raporu” uygulamasına sert sözlerle tepki gösterdi.

ABONE OL
15 Ocak 2026 16:26
Karne yerine gelişim raporuna Eğitim İş’ten tepki
User - Karne yerine gelişim raporuna Eğitim İş’ten tepki
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesi ve ilkokullarda 2025-2026 eğitim-öğretim yılından itibaren hayata geçirmeyi planladığı “Beceri Edinim Raporu” ve “Gelişim Raporu” uygulamasına sert sözlerle tepki gösterdi. Zobar, karne uygulamasının kaldırılmasını pedagojik değil ideolojik bir tercih olarak değerlendirdi. Atatürk’ün eğitim belgelerinden çıkarılmasını ise Cumhuriyet değerlerine yönelik sistematik bir tasfiye girişimi olarak nitelendirdi.

“CUMHURİYET DEĞERLERİNİ SİSTEMATİK TASFİYE ETME GİEİŞİMİDİR”

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, “Milli Eğitim Bakanlığı, 17 Ekim 2025 tarihinde Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle; okul öncesi eğitimde ‘Beceri Edinim Raporu’, ilkokullarda ise ‘Gelişim Raporu’ adı altında yeni bir ölçme-değerlendirme uygulamasını hayata geçirme kararı almıştır. Bakanlık, 2025–2026 eğitim-öğretim yılından itibaren öğretmenlerden bu raporları hazırlamalarını istemekte; söz konusu belgelerin öğretmen görüşüne dayalı olarak okul öncesinde velilere, ilkokullarda ise öğrencilere verilmesini öngörmektedir. Bu değişiklik, teknik bir ölçme-değerlendirme düzenlemesi olmanın çok ötesindedir. Pedagojik kılıflar ardına gizlenerek Cumhuriyet değerlerini sistematik şekilde tasfiye etme girişimidir. Karne yerine verilecek bu belgelerden Atatürk imgelerinin kaldırılması, kararın pedagojik değil ideolojik bir doğrultuda alındığının en somut göstergesidir” dedi.

“ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK SORUNU OLDUĞU ALGISINI YARATACAKTIR”

Gelişim raporlarının çocukları damgalayan bir yapıya dönüşeceğini belirten Zobar “Karne yerine ‘Gelişim Raporu’ uygulaması, öngörüldüğünün aksine öğrenciler üzerinde ciddi bir etiketlenme riski doğurmaktadır. Örneğin 2. sınıf Türkçe dersinde konuşma kazanımlarından birinin olumsuz işaretlenmesi, veliler açısından pedagojik bir eksiklik olarak değil, çocuğun psikolojik bir sorunu olduğu algısını yaratabilecektir. Bu durum, öğrencinin gelişimini desteklemek yerine onu damgalayan bir sonuca yol açacaktır. Gelişim Raporları, ölçme-değerlendirme belgesi olmaktan çok öğretmen, okul ve Bakanlığı ilgilendiren iç denetim evraklarıdır. Her ders için onlarca kazanımın yer aldığı bu raporların veli ve öğrenci tarafından anlaşılması mümkün değildir. Bu nedenle uygulama, muhatapları açısından işlevsizdir ve öğretmenlere dayatılmaktadır. Uygulama süreç odaklı değil, sonuç odaklıdır. Raporların dönem ortasında ve sonunda verilmesi, bu belgelerin süreci izlemekten çok sonucu kayıt altına alan formlar olduğunu göstermektedir” diye kaydetti.

RAPORLARIN UZUNLUĞU VE BASIN MALİYETİ OKULLARA EK YÜK”

Yeni uygulamanın öğretmenler ve okullar açısından ciddi bir bürokratik ve ekonomik yük oluşturduğunu ifade eden Zobar, “Bazı kazanımların sürekli puanlanması pedagojik açıdan anlamlı değildir. Öğrencinin sınıf içinde söz alma, konuşma gibi becerileri uzun bir zaman içinde gelişir. Bu alanların sürekli işaretlenmesi, öğretmeni gerçekçi olmayan değerlendirmelere zorlayacaktır. Bu uygulama öğretmen için açık bir angaryadır. Yalnızca 2. sınıf Türkçe dersinde bir öğretmenin, her öğrenci için 87 kazanımı işaretlemesi gerekmektedir. 35 kişilik bir sınıfta bu, 3 bin 45 işaretleme anlamına gelmektedir. Üçüncü sınıfta bu sayı 9 bin 135’e çıkmaktadır. Diğer derslerle birlikte düşünüldüğünde bu durum, öğretmenin günler süren bir bürokratik yük altında bırakılması demektir. Öğretmenin zamanı ve emeği, öğrencinin öğrenmesini desteklemek yerine evrak doldurmaya harcanmaktadır. Raporların uzunluğu ve basım maliyeti okullara ek yük getirmektedir. Bakanlık tarafından karşılanmayacak bu maliyetin okul yönetimleri üzerinden velilere yansıtılması kaçınılmazdır. Öğretmenler ise asli görevlerinden uzaklaştırılarak adeta bir ‘fotokopi–evrak’ memuru konumuna itilmektedir” dedi.

“KARNE GELENEĞİ YOK EDİLİYOR”

Karne uygulamasının kaldırılmasının eğitim kültüründe onarılmaz bir kırılma yaratacağını savunan Zobar, “Bu uygulama, karne geleneğini ve karne alma kültürünü ortadan kaldırmaktadır. Karne; öğrenciler için motivasyon, aileler için anlam ve eğitim hayatı için hafıza taşıyan bir belgedir. Gelişim Raporları bu kültürü yok etmektedir. Veliler açısından uygulama kafa karıştırıcıdır. Karmaşık ve ayrıntılı raporlar, velilere çocuklarının başarı ya da gelişim düzeyi hakkında net bir bilgi sunmamaktadır. Veliler kaçınılmaz olarak yeniden öğretmene yönelmekte; bu da gereksiz kaygı ve belirsizlik yaratmaktadır. Sonuç olarak, karne geleneğinin ortadan kaldırılarak ‘Gelişim Raporu’ adı altında anlamsız bir veri yığınına dönüştürülmesi, öğrencinin yararına değildir. Bu uygulama, ‘maarif modeli’ adı altında sunulan; ancak pedagojik temeli olmayan ideolojik bir dayatmanın ürünüdür. Ortada ne öğrencinin gelişimini bütüncül değerlendiren bir anlayış ne de eğitsel bir kazanım bulunmaktadır. Üstelik Bakanlığın örnek olarak gönderdiği formların arka kapaklarında da açıkça görüldüğü üzere, eğitim belgeleri iktidar propagandasına dönüştürülmektedir. Oysa karne, eğitim geleneğimizde saklanan, hatıra değeri olan bir belgedir. Gelişim Raporlarının bu etkiyi yaratması mümkün değildir. Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu uygulamadan derhal vazgeçmeye ve karne uygulamasını sürdürmeye çağırıyoruz. Kazanımların kazanılıp kazanılmadığına ilişkin değerlendirmeler ise öğretmenin öğrenci dosyasında yer almalı; veli görüşmelerinde ve denetimlerde kullanılacak yardımcı belgeler olarak kalmalıdır. Bu raporlar hiçbir biçimde dönem ortası ya da dönem sonu ölçme-değerlendirme belgesi olarak kabul edilmemelidir” diye noktaladı.

Haber: Erkan Ekşi

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP