Mor ekmek mucizesi

05.03.2020 11:27

Mor ekmek mucizesi

İstanbul Üniversitesi Sankara Beyin ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr. İhsan Kara, mor ekmeği tüketen şeker hastalarının iki hafta sonra insüline ihtiyaç duymadıklarını belirterek, “Farklı vilayetlerde mor ekmek tüketen insanlardan duyuyoruz. Herkesin ortak olduğu görüş şu; ‘eğer günlük 2 dilim mor ekmek yersek 2 hafta içerisinde kullandığımız insüline gerek kalmıyor’ ifadelerini duyuyoruz” dedi.

Edirne’de bir firma tarafından düzenlenen, İstanbul Üniversitesi Sankara Beyin ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr. İhsan Kara’nın konuşmacı olduğu “Mor Ekmek Gerçeğinin Bilimsel Yönü” isimli konferans Deveci Han Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Konferansa Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Başkan yardımcıları Yaver Tetik, Selçuk Çakır, CHP Merkez İlçe Başkanı Av. Burak Güngörmedi, Medrese Alibey Muhtarı Nesrin Çağlar, Edirne Belediyesi meclis üyeleri ve çok sayıda öğrenci katılım gösterdi.

İstanbul Üniversitesi Sankara Beyin ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr. İhsan Kara, farklı vilayetlerde mor ekmek yiyen insanlardan duyduklarını aktararak “Eğer günlük 1-2 dilim mor ekmek yersek 2 hafta içerisinde kullandığımız insüline gerek kalmıyor. İfadelerini duyuyoruz. Tansiyonu yüksek olan insanlar tansiyon ilacı olarak kullandıkları ilaçları bırakıyorlar. Yine farklı vilayetteki ekmek yiyen insanlardan öğrendiğimiz kadarıyla kan yağları, kolesterol, hiperlipidemi, hiper trigliseritler de düşüyor” şeklinde belirtti.

“12 BİN YILLIK HİKAYE; EKMEK”

Konferansın açılışında konuşan Hasege Unlu Mamulleri İşletmecisi Nuray Yılmaz Geldi, sözlerine İdlip’de gerçekleşen hain saldırı sonrasında hayatını kaybeden Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar dileyerek başladı.

Son yıllarda ekmeğin sağlıklı mı, sağlıksız mi diye tartışıldığını belirterek, “Geçmişten günümüze 12 bin yıllık hikayesiyle insan yaşamında temel besin maddelerinin başında gelen ekmek, yüzyıllardır gerek tarım ekonomisini gerekse un ve unlu mamüller sektörünü peşinden sürükleyen temel gıda ürünü olmuştur. Sektör içinde önemli bir yere sahip olan ekmek günlük enerji ihtiyacımızın yüzde 50’sini karşılaması ile de insan hayatı için stratejik bir öneme sahiptir. İçeriği şekil ve tekniği değişikliğe uğrasa da bugün dünyanın her yerinde bilinmekte, üretilmekte ve tüketilmektedir. Tarihi gelişimi ve günümüzdeki son halini alması kültürlerin ve toplumların gelişimiyle eş doğrultudadır. İnsanoğlunun en eski ve önemli temel gıdası olan ekmeğin tarladan soframızdaki yerini alıncaya kadar zahmetli bir öyküsü var. Çiftçinin yoğun mesai harcayarak tarlasını hazırlamasının ardından titizlikle ekilen buğday, un fabrikasına getirilerek yıkama işlemlerinin ardından kalitesine göre ayrıldıktan sonra yaklaşık 16 işlemden geçirilerek un haline getirilir çuvallara konulup işçilerin sırtlarında taşınarak kamyonlara yüklenen un, ekmek yapılmak üzere fırınlara götürülür, fırınlarda ustalar tarafından yaklaşık 1 saat yoğurularak şekillenen hamur pişirilerek son halini alır. Çiftçinin gözü gibi ekip yetiştirdiği buğday 8 aylık bir emek, alın teri ve yaklaşık 20 işlemden geçerek soframıza ekmek olarak geliyor”dedi.

“GÜNLÜK ÜRETTİĞİMİZ EKMEĞİN YÜZDE 40’INI ÇÖPE ATIYORUZ”

Her gün 6 milyon ekmeğin çöpe gittiğini söyleyen Nuray Yılmaz Geldi “Ülkemizde kişi başı ekmek tüketimi üzerine faklı rakamlar mevcut olsa da yıllık 150 – 180 kg aralığında ekmek tüketildiği genel kabul görüyor. Yani günlük ortalama 450 gr ekmek tüketiyor gözüküyoruz. Gerçekte bu miktarı tüketiyor muyuz ya da israf mı ediyoruz? Üzülerek söylüyorum her gün 6 milyon ekmek, tonlarca un ve emek israf ediliyor. Üstelik bu sonuçlar sadece İstanbul a ait, rakamlar korkunç günlük ürettiğimiz ekmeğin yüzde 40’ını çöpe atıyoruz, İsraf edilen her buğday tanesi adına, emek adına üzgünüm. Ekmek. Bizler için her şey aslında. Üzerine ”ekmek parası” diyebileceğimiz kadar kıymetli, ekmeğini taştan çıkarmak deyimini dilimize yerleştirecek kadar da mühim bir yiyecek. Buğday başaklarının serpilip, büyümesiyle çıktığı yolculuk, emeğin ve lezzetin hikayesi aslında. İkinci kuşak bir fırıncı ve sektörde unlu mamüller işiyle uğraşan bir isim olarak, benim için ekmek ile ilgili iki şey çok önemli birincisi ülkemizde her evde olan mirasın geleceğe doğru bir şekilde taşınması, ikincisi ise çeşitli, sağlıklı ve doğru ekmeğin yaygınlaşmasını sağlamaktır. Bugün tüm dünya markalaşma ve kalite üretim standartlarını takip ederken üretildiği fırın ya da fabrika belli olmayan kalitesi ve denetimleri şaibeli ürünlerden kaçınmalarını tüketicilerimize tavsiyemizi önemle rica ediyorum. Ekmek çeşitliliği ve sağlılığı ile ilgili çalışmalarım sırasında değerli bilim insanı Sayın Prof. Dr. İhsan Kara ile yollarımız kesişti ve mor ekmek hayatımıza girdi”dedi

“GÜNLÜK 1-2 DİLİM MOR EKMEK YERSEK İNSULİNE GEREK KALMIYOR”

İstanbul Üniversitesi Sankara Beyin ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr. İhsan Kara, “Mor ekmek toplumda var olan metabolik hastalıkların yan etkilerinin azaltılması için baskı altına alınması var olan hastalığın yan etkilerini kastediyorum. Ortaya çıkacak hastalıklarında engellenmesi için uzun yıllar üzerinde çalıştığımız bir formüldü. Yaşama geçti onu kullanma imkânı bulduk. Ekmeğin amacı ya da mormiks denilen ürünün amacı toplumda var olan metabolik hastalıkların yan etkilerini azaltmak onlara engel olmak. Bu amaçla üretildi. Kullanılmaya 2019 Nisan ayında başlandı. Hali hazırda 8 vilayette sürekli üretiliyor. Üretilen yerde insanların kullanımı nedeniyle duyduğumuz etkilerini paylaşmak istiyorum sizlerle herkesin ortak olduğu görüş şu; eğer günlük 1-2 dilim mor ekmek yersek 2 hafta içerisinde kullandığımız insüline gerek kalmıyor. İfadelerini duyuyoruz. Bu artık yerleşti buna inandık. 2 ay sonra da tansiyonu yüksek olan insanlar tansiyon ilacı olarak kullandıkları ilaçları bırakıyorlar. Yine farklı vilayetteki ekmek yiyen insanlardan öğrendiğimiz kadarıyla kan yağları, kolesterol, hiperlipidemi, hiper trigliseritler de düşüyor. Yani diyabetin komplikasyonları siliniyor. Glisemik indeks düşüyor. Bunu bağlı olarak evlerinde huzur geldiğini huzur içerisinde oldukları yatmalarının, kalkmalarının daha iyi olduğunu kol, bacak da ki uyuşuklukların, yanmaların 3 aydan sonra azaldığını söylüyorlar. Ayaklarında ve saçının içerisinde diyabetin neden olduğu cilt problemlerinin ortadan kalktığını söylüyorlar. Gerçi bunların ortadan kalkması için bu ürünü geliştirmedik doğrusu ama böyle sonuçlarda var. Böyle sonuçları duymak keyiflendiriyor. Bizim kendi üniversitedeki merkezde çalışmalarımız var. Oradaki çalışmalarımızda bu etkilerin tümünü laboratuar da gördük. Deney hayvanlarında gördük. Nisan ayından beride verdiğimiz 20 kişilik bir grup var. 20 kişilik grubun üzerinde bunları gördük. Ama toplumdaki geniş bilgiler Nisan ayından beri fırınların ürettiği ekmeği kullanan insanlardan geldi”dedi.

“BU EKMEK KAN ŞEKERİ YÜKSELMESİNDE DÜŞÜŞ SAĞLIYOR”

Kara, “Glisemik indeksi yavaşlatıyor. Glisemik indeksi üşürüyor daha doğrusu Glisemik indeks dediğimiz şu; bileşik karbonhidratları polisakkaritleri her gün başta ekmek olmak üzere tüketiyoruz. Bunlar glikoza döndüğünde uzun zincirli moleküller sindirilebilecek hale gelmesi, küçülmesi gerekiyor. Bunları küçülten enzimler var. Parçalayan enzimler var. Bu parçalayan enzimler tükürükle amilaz, pankreasta yine alpha amilaz bunlar parçalıyor. Temel mesele şu karbonhidratlar kanda hızlı biçimde yükselirse eğer beyin, kas, karaciğer bütün dokularımız bundan rahatsız oluyor. Belli limitlerde olması gerekiyor. Bizim bu genetik soyumuz limitleri belirliyor. Mesela Amerika’da ki kan şekeri oranıyla Türkiye’de ki insanların kan şekeri oranları birbirinden farklı Amerika’da kan şekeri oranları açlık şekeri 200 olduğu 200 normal kabul ediliyor. Türkiye’de 100 olarak o sınırı alıyoruz. Yani genetik geçmişimize bağlı beslenme tarzımıza bağlı olarak kan şekerinin yükseldiği, düştüğü sınırlar var. Eğer 120’nin üzerine çıkarsa açlık kan şekeri mutlaka müdahale etmek gerekiyor. Bizim toplum olarak bildiğimiz genetik özelliğimizin karşılığı bu ekmeğin içinde olan o antisiyanin denilen renkli moleküller birdenbire yükselmesini yüzde 20 oranında azaltıyor. Yaptığımız çalışmalarda ve sahadan gelen bilgilerde bu sonuçları bulduk. Bunları paylaşıyoruz” dedi.

Erkan Ekşi

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler