DOLAR 49,15420,07%
EURO 55,1103-0,37%
ALTIN 6.575,170,50
BIST %
BITCOIN 42357801.08436%
Edirne
20°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Zobar, “5 Ekim kutlama değil, mücadele günü”

Zobar, “5 Ekim kutlama değil, mücadele günü”

 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar yaptığı açıklamada, öğretmenlerin çalışma koşulları, ekonomik sorunları, mesleki özerkliği ve eğitim ortamında yaşanan şiddete ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ABONE OL
5 Ekim 2026 13:42
Zobar, “5 Ekim kutlama değil, mücadele günü”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar yaptığı açıklamada, öğretmenlerin çalışma koşulları, ekonomik sorunları, mesleki özerkliği ve eğitim ortamında yaşanan şiddete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sundukları taleplerin lütuf değil anayasal hak olduğunun altını çizen Zobar, 5 Ekim’in Türkiye’de kutlama günü olarak değil, öğretmenlerin hak gasplarına, değersizleştirmeye ve yoksullaşmaya karşı mücadele günü olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“ÖĞRETMENLERİN HAKLARI ULUSLARARASI GÜVENCE ALTINA ALINDI”

5 Ekim’in tarihsel önemine dikkat çeken Zobar, öğretmenlerin toplumsal statüsünün ve çalışma koşullarının yıllar içerisinde gerilediğini belirterek “5 Ekim, 1966’da UNESCO ve ILO tarafından kabul edilen ‘Öğretmenlerin Statü Tavsiyesi’ ile öğretmenlerin toplumsal statüsünü, insanca çalışma koşullarını, sendikal haklarını ve mesleki özerkliğini uluslararası güvence altına alan tarihi bir gündür. Türkiye de bu evrensel belgeyi imzalamış, ancak aradan geçen on yıllar boyunca belgedeki taahhütlerin neredeyse hiçbiri yerine getirilmemiştir. Bu nedenle 5 Ekim, ülkemizde bir kutlama günü değil; hak gasplarına, değersizleştirmeye ve yoksullaşmaya karşı hak arama ve mücadele günüdür. Sözleşmeyle güvence altına alınan ilk şey insan onuruna yaraşır çalışma ve yaşam koşullarıyken bugün Türkiye’de öğretmenlerin payına düşen; itibarsızlık, yoksulluk ve can güvenliği kaygısıyla sürdürülen bir meslek hayatıdır” dedi.

“ÖĞRETMENLER YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR”

Öğretmenlerin ekonomik durumuna da değinen Zobar, “OECD’nin Education at a Glance 2026 raporuna göre öğretmen maaşları, mesleğe başlama ve deneyim arttıkça artış göstermektedir. Ancak Türkiye’de öğretmen maaşları kâğıt üzerinde artış gösterse de enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında her geçen yıl daha da erimektedir. Türkiye’de bir öğretmenin alım gücü OECD ortalamasının altında kalmış, eğitim emekçileri yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermeye itilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenin çalışma ve yaşam koşullarını kuşatan sorunları çözmek, okulların temizlik ve güvenlik açığını gidermek; bir okul gününü aç geçiren çocukların karnını doyurmak yerine, yayımladığı genelgeyle öğretmenler üzerindeki baskıyı artırmıştır. Toplumsal hassasiyet gibi sınırları belirsiz, hukuksuz kavramların arkasına sığınılarak önlük ve kıyafet dayatmasıyla; özellikle kadın öğretmenlerimizin yaşam tarzı hedef alınmaktadır” ifadelerini kullandı.

Zobar, öğretmenlerin saygınlığının kıyafet düzenlemeleriyle sağlanamayacağını vurgulayarak “Öğretmenin itibarı önlükle sağlanamaz. Bizim saygınlığını, saydınlanmacı kimliğimizden, bilgi birikimimizden ve hayatına dokunduğumuz çocuklardan gelir” diye konuştu.

“ÖĞRETMEN SINIFA CAN GÜVENLİĞİ KAYGISIYLA GİRMEMELİ”

Eğitim ortamlarında artan şiddet ve öğretmenlerin karşı karşıya kaldığı baskılara da değinen Zobar, “Liyakatsizliğin, adaletsizliğin ve ideolojik kadrolaşmanın temel yönetim biçimi haline geldiği, öğretmenin itibarsızlaştırıldığı eğitim ortamında okullarımızdaki şiddet tırmanmış, eğitim emekçilerinin ve çocuklarımızın can güvenliği kalmamıştır. Bir öğretmen sınıfa can güvenliği kaygısıyla giriyor, her an bir genelgeyle sürgün edilme korkusuyla, soruşturma tehdidiyle yaşıyorsa; orada ne eğitimin niteliğinden ne de öğretmenin saygınlığından bahsedilebilir. Genelgelerle hukuk yaratılamaz, öğretmen talimatla yönetilemez” dedi.

“TALEPLERİMİZ LÜTUF DEĞİL, ANAYASAL HAKKIMIZDIR”

Eğitim emekçilerinin taleplerinin temel haklar olduğunu belirten Zobar, “Bizler, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlık yarınları emanet ettiği, boyun eğmeyen, el açmayan eğitim emekçileriyiz. Taleplerimiz bir lütuf değil, anayasal hakkımız ve Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmenin gereğidir. Öğretmenler yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilemez; insan onuruna yaraşır çalışma ve yaşam koşulları derhal sağlanmalıdır. Sözleşmeli ve ücretli gibi güvencesiz çalışma koşullarına son verilmeli, tüm eğitim emekçileri güvenceli statüye geçirilmelidir. Üst mevzuata ve hukuka aykırı kılık-kıyafet dayatmalarından vazgeçilmezi, öğretmenin mesleki özerkliğine saygı duyulmalıdır. Piyasacı ve gerici kuşatmaya karşı laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız ve karma eğitim ilkeleri tavizsiz uygulanmalıdır. Okulları kuşatan şiddet ortamına karşı, ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim’ tedbirleri eksiksiz ve acil olarak hayata geçirilmelidir. Eğitim-İş olarak, 5 Ekimleri bir kutlama gününe dönüştürünceye dek eğitim emekçilerinin haklarını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” diyerek noktaladı.

Haber: Erkan Ekşi

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP