Akçay, “Hayal kırıklığı”

03.01.2022 11:24

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay, TBMM’ye sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu Taslağı’nın yetersiz olduğunu ve beklenti içine sokulan öğretmenler açısından da bir hayal kırıklığını ifade ettiğini söyledi.

Akçay, “Hayal kırıklığı”

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay, TBMM’ye sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu Taslağı’nın yetersiz olduğunu ve beklenti içine sokulan öğretmenler açısından da bir hayal kırıklığını ifade ettiğini söyledi.

TBMM’ye sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu Taslağı, umutla beklemeye öğretmen ve eğitim sendikalarını memnun etmedi. Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay, taslağa bakıldığında amacın öğretmenlik mesleğinin itibarını artırmak olmadığını, aksine öğretmenleri oyalamak ve bölmek olduğunun anlaşıldığını öne sürdü.

“12 MADDELİK SÖZDE ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU TASLAĞI”

Taslağın MEB kanun maddelerinde 43 ve 45.maddelerden hiçbir farkı olmadığını aktaran Başkan Murat Akçay “Türk silahlı Kuvvetler Personel Kanunu 210 madde, Hakimler ve Savcılar Kanunu 122 madde, Türk Tabipleri Birliği Kanunu 66 madde, Avukatlık Kanunu 201 maddeden oluşurken, bir teneffüs aralığında bile hazırlanabilecek 12 maddelik sözde Öğretmenlik Meslek Kanunu Taslağı, Meclis Genel Kurulu’na sunulmuştur. Taslağa bakıldığında amacın öğretmenlik mesleğinin itibarını artırmak değil, öğretmenleri oyalamak ve bölmek olduğu anlaşılmaktadır. Bu taslak, 1739 sayılı Milli Eğitim Kanununda bulunan 43. ve 45. maddelerden hemen hemen hiçbir farkı olmayan bir taslaktır. İlgili kanun maddelerinde yer almayan tek düzenleme “ek gösterge” ile ilgili olandır. Öte yandan, kanundaki 43. madde taslaktakinden çok daha ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Oysa kanun taslağı birçok maddeyi ortadan kaldırmış ve uygulamayı çıkarılacak yönetmeliklere havale etmiştir. Siyasal iktidarın hukuksuz yönetmelikler konusundaki dosyasının son derece kabarık olduğu bilinmektedir” dedi.

“UZMANLIK VE BAŞÖĞRETMENLİĞİ SINAVA TABİ TUTMAK AYRI BİR GARİBET”

Kanun taslağı ile uzmanlık tanımlamasına gidildiğine işaret eden Akçay “Taslağın en önemli çelişkisi 3. maddede yer alan öğretmenlik mesleğini, özel bir ihtisas(uzmanlık) mesleği olarak tanımlarken, kanun taslağı ile yeniden bir uzmanlık tanımlamasına gitmiş olmasıdır.  Taslak, yine 1739 sayılı kanunda olduğu gibi 3 kariyer basamağı tarif etmiştir. Kanun maddelerinin dışında Uzman Öğretmenlik için 180 saatlik, Başöğretmenlik için de 240 saatlik “eğitim programını” tamamlamış olma zorunluluğu getirmiştir. Bahsi geçen eğitim programlarının ne olduğu, uzunluğuna bakılırsa ne zaman ve nerede tamamlanacağı tam bir belirsizliğe işaret etmektedir. Eğitim programları dışında Uzmanlık ve Başöğretmenlik kariyer basamaklarının sınava tabi tutulmuş olması ayrı bir garabeti ifade etmektedir. Yine hazırlanan yönetmeliklerle kariyer basamaklarının sınırlı mali kadrolara bağlanacağı görülmektedir” dedi.

“ÖĞRETMENLİK EĞİTSEL SÜREÇLERİ GEREKTİREN MESLEK OLARAK SİVRİLMEKTE”

Öğretmenlik mesleğinin önemine vurgu yapan Akçay “Taslağın en büyük eksikliği “Öğretmen Yetiştirme” üzerinedir. Öğretmenlik bir uzmanlık mesleği olmasının yanında kişilik niteliklerinin de uygunluğunu gerektiren bir meslektir. Bir başka deyişle öğretmenlik yalnızca lisans diplomasına indirgenemeyecek kadar değerli ve belirleyicidir. Doğal olarak öğretmenlik mesleği, kapatılan Anadolu Öğretmen Liselerinin açılmasını tekrar ihtiyaç duyan, lisans süreci öncesinde de eğitsel süreçleri gerektiren bir meslek olarak sivrilmektedir. Taslaktaki bu eksiklik, öğretmen yetiştirmeye verilmeyen önemin bir işareti olarak kayda geçirilmelidir. Diğer yandan Öğretmen Yetiştirmenin Lisans ve üstü derecelerdeki eğitimi, üniversiteler içerisinde açılan Eğitim Fakülteleri yerine “Eğitim Üniversitelerinin” açılmasıyla daha gelişmiş bir düzeyde sistemleştirilebilir. Taslak, yine bu konuda belirgin bir yoksunluk içindedir” dedi.

“KANUN TASALAĞI YIPRANMA GERÇEĞİNİ GÖRMEZLİKTEN GELMİŞ”

Riskli koşullarda görev yapan öğretmenlere yıpranma bedeli altında ödeme yapılması gerektiğini aktaran Murat Akçay “Öğretmenlik Meslek Kanunu taslağı, aylık karşılığı zorunlu ders görevi açısından yaşanan eşitsizlikleri ortadan kaldırmamaktadır. Tüm öğretmenler için istisnasız, aylık karşılığı girilecek ders 15 saatte sabitlenmelidir ve bu durum kanunda güvence altına alınmalıdır. Kanun, aylık karşılığı olmayan ders ücretlerinin belirli oranlarla ve sarfedilen emeğin karşılığı olacak şekilde ödenmesini de belirlemelidir. Öğretmenlerin birim/saat ders ücretlerinin tutarı, en az birinci dereceden aylık alan öğretmenin net aylığının zorunlu ders saatlerine bölünmesiyle elde edilen miktardır. Bu miktar artırılmalıdır. Hafta sonları, saat 17.00’den sonra, destek eğitimlerinde veya kurslara verilen ders ücretleri yine tatminkar ölçüde artırılmalı ve kanun bunu istismar edilmeyecek oranlara bağlamalıdır. Kanun taslağı yine “yıpranma” gerçeğini görmezlikten gelmiş ve bununla ilgili herhangi bir ifadeyi içermemiştir. Özellikle köylerde ve olağanüstü hal bölgelerinde riskli koşullarda görev yapan öğretmenler için yıpranma bedeli adı altında ödemeler gerçekleştirilmelidir. Bu durum hem emeklilik yaşlarına ve hem de emeklilik maaşlarına yansıtılmalıdır. Öğretmenlerin ulaşım giderleri ve olanakları da kanun taslağında hiç yer edinmeyen ihtiyaçlardan bir diğeridir. Öğretmenler için, özellikle ulaşımı güç olan bölgelere servis olanağı sağlanması gerekmektedir. Taslakta nöbet ücretlerinin düzenlenmesiyle ilgili hiçbir ifade yer almamaktadır. Nöbet ücreti en başından itibaren savunduğumuz gibi haftada 6 ders saati ve “haftada iki gün nöbet tutan” öğretmenlere de nöbet ücreti 12 ders saati üzerinden ödenmelidir” dedi.

“EĞİTİM EMEKÇİLERİNİ OYALAMAKTAN VAZGEÇİN”

3600 ek göstergeye dile getirmesi sonrası eğitimcilerin artık oyalanmaması gerektiğini savunan Akçay “3600 ek göstergenin 2023 yılına bırakılmış olması verilen sözlerin yalandan ve eğitim emekçilerini oyalamaktan ibaret olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Ekonomik sıkıntılar içinde tükenen öğretmenlerin siyasi iktidardan bu yalanların hesabını soracağı günlerin yakın olduğu unutulmamalıdır. Taslakta açık olmayan diğer bir konu ise 3600 ek göstergenin başöğretmenlik kariyer basamağına bağlanıp bağlanmadığı konusudur. Ek gösterge rakamlarının uzman ve başöğretmen kariyer basamaklarına bağlanmış olması 3600 ek göstergenin her eğitim emekçisine verilmeyeceği izlenimini yaratmaktadır. Kısaca taslak bu haliyle çok yetersiz olmasından da öte beklenti içine sokulan öğretmenler açısından da bir hayal kırıklığı ifade etmektedir. Eğitim-İş olarak buradan siyasi iktidara sesleniyoruz: Eğitim emekçilerini oyalamaktan vazgeçin. Öğretmenler zaten uzmandır. Öğretmenlik mesleğine ve haklarımıza zarar verecek, taleplerimizi görmezden gelecek düzenlemelerin karşısında olacağımızı, yasal, anayasal ve uluslararası sözleşmelerden gelen örgütlülüğümüzün verdiği tüm hakları kullanarak mücadele edeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz” dedi.

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler