Müezzin’in oğlu Mehmet

21.07.2017 00:10

Ülkemiz 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak genel seçimler için AK Parti milletvekili aday listelerini açıkladığında Necdet Budak’ın aday gösterilmeğini ve yerine bir önceki dönem İstanbul’dan seçilen Mehmet Müezzinoğlu’nun liste başı yapıldığında partililer şaşırdı.

Edirne için başvurusu yoktu. AK Parti temayül yoklaması yapmıştı. Beklenen Necdet Budak’ın liste başı olması sonrasında da, listenin temayüle göre sıralanmasıydı.

Ama kurulduğu günden beri dar bir kadro ile Edirne’de yönetilen,  her şartta bir milletvekili çıkaracak kadar oyu bulunan AK Parti Müezzinoğlu’nu ilk sıradan aday göstermişti.

Edirne’yi ‘toparlayacak’ ve partideki dağınıklığa çare olacaktı.

Önce nereden çıktı şimdi bu atama diye homurdanmalar oldu.

AK Parti’de lider görev vermişti ve konu tartışmaya kapalıydı,

Nitekim öyle de oldu,

Müezzinoğlu  seçim kampanyasında, Batı Trakya’dan Türkiye’ye, 1983 yılında günlerce yürüyüp, sonra Meriç Nehri’ni yüzerek geçip anavatana geldiğini buğulu gözlerlerle anlatmaya başladı.

İyi de, Edirne’de 2011 yılında gazeteciler arasında, bir elin parmaklarının yarısı kadar gazeteci 1983 yılında Batı Trakya’dan soydaşların Türkiye’ye nasıl gelindiğini biliyordu.

O yıllarda, Batı Trakya’da yaşayan soydaşlara akan çatının onarmak, kiremitlerini değiştirmeye daha izin verilmiyordu.

Batı Trakya’da yaşayan Türk nüfusunun azaltılması ve yerine Rusya’dan getirilen Pontusluların yerleştirilmesi için özel göç politikaları uygulanıyordu.

Yunan Polisi soydaşları ailece Türk sınırına kadar getirip bırakıyordu.

Sonra Türk sınır devriyeleri, soydaş aileleri alır bugün Bölge Trafik Şube Müdürlüğü’nde bulunan o yıllardaki adıyla 1. Şube Müdürlüğü’ne getirdi. Burada da, bizzat Şube Müdürü Mehmet Gündoğdu sorgulardı.

Müezzin oğlu o günleri hatırlayan gazeteci olduğunu nereden bilsin,

Kendine göre bir hikayesi vardı ve onu anlıtıyordu.

Edirneliler 1983 yılının Temmuz ayında adeta kuruyan Meriç Nehri’nden nasıl yüzerek geçtiğine inandı mı bilemem.

Seçimlerde Müezzinoğlu vekilimiz oldu.

Partinin Edirne teşkilatında yıllarca birbirine müzmin muhalif olanları bir araya getirip, ‘müthiş bir sinerji’ yakalayacağını sandı.

Ardından Edirne’de bürokrat atamalarını dizayn etti.

Bir gün helva gecelerinde yer kapma oyunu oynadığı dakikalarda, Sağlık Bakanı olduğunu öğrendi.

Edirne’de 1042 kişilik yatak kapasitesi bulunan Tıp Fakültesi, Devlet Hastanesi ve birçok özel hastanenin doluluk oranı yüzde 50’yi bulmuyordu.

Ama olsun, ne önemi vardı ki,

Ülkemizin başta buğday, ayçiçeği ve çeltik tohumluluklarını üreten tarlalara yeni bir hastane yaptırmanın ne sakıncası olabilirdi.

1974 yılında temeli atılan, dönemine göre mimari planlaması yapılan Tıp Fakültesini de unutmadı.  Sağlık sektöründe yeni anlayışlar gelmiş ve klinikler ve diğer birimler arasında koordine için farklı mimari teknikler gelişmesine rağmen düğmeye bastı.

Sağlıkçı deyimiyle neredeyse ‘bitkisel hayatta’ olan ekonomik ömrünü tamamlayan binaya milyonlar akıttı.

Tarihler 2013 yılının Haziran ayını gösterdiğinde FETÖ/PDY örgütünün kamuoyuna sempatik görünmek için düzenlediği Türkçe Olimpiyatlarının Edirne’de düzenlenmesi için kolları sıvadı.

Edirne’de bir çok işadamını bizzat arayarak, davet ederek Türkçe Olimpiyatları için destek istedi.

İş adamlarını organizasyon için para toplanması için teşvik etti, cesaretlendirdi.

Sonra Kırkpınar Ermeydanında  kürsüye çıkarak, Pansilvanya’ya selam çaktı, özlem duygularını dile getirdi.

Bu gün ne oldu,

Müezzinoğlu’nun örgütün olimpiyatları için davet edip yardım yapılmasını istediği, cesaretlendiği işadamların bir bölümü bir yıla yakın süredir cezaevinde bulunuyor.

Bir taraftan bunları yaparken, Trakya Üniversitesi’ne İletişim Fakültesi kurulması için

hazırlanan mamasında bekleyen kararnameyi imzalamadı.

2015 seçimlerinde Bursa’dan aday gösterildi.

Seçim sonrası kabine dışı kaldı, sora Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı oldu.

Edirne’ye için için kızıyordu sanki,

Bakanlığının anneanne ve babaannelere verilecek 425 liralık yardım uygulamasının başlayacağı 10 pilot il arasında Bursa ve Tekirdağ vardı ama, Edirne yoktu,

Karaağaç’a yapılan yeni köprüye adının verilmesini önerenlere, ‘Ne alaka’ diyemedi,

Hani ‘davul ve tokmak’ tartışmaları nedeniyle gündeme gelen Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın rüyalarını süsleyen referandumların bile yapıldığı altyapı ihalesiyle ilgilendiği anlatıldı,

Bu ilgi karşılığı olmasa da, belediye Meclisi kararı olmadan yola adının verileceği açıklamasını gülümseyerek izledi,

O Edirne’ye ısınamadı,

Zaten Edirne’de O’na ısınamamıştı,

Geriye ne mi bıraktı,

Türkçe Olimpiyatları için yardım toplaması için cesaretlendirdiği;

FETÖ/PDY örgütü mağdurları,

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler