Sağlık 5 dakikaya sığmaz!

21.10.2021 10:25

Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fidancı, hekime hastasını muayene etmesi için en az 20 dakika yerine 5 dakika zaman tanımanın hekimlik ilkeleri açısından kabul edilebilir olmadığını ve bu kısıtlamanın mesleki özerkliğe de saldırı olduğunu savunarak, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile 5 dakikada randevu dayatmasını kabul etmediklerini söyledi.

Sağlık 5 dakikaya sığmaz!

Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur, hekime hastasını muayene etmesi için en az 20 dakika yerine 5 dakika zaman tanımanın hekimlik ilkeleri açısından kabul edilebilir olmadığını ve bu kısıtlamanın mesleki özerkliğe de saldırı olduğunu savunarak, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile 5 dakikada randevu dayatmasını kabul etmediklerini söyledi.

Sağlık Bakanlığı’nın MHRS üzerinden 10 dakika olan muayene aralığını beş dakikaya düşürmesi hekimlerin tepkisi çekti. TTB’nin çağrısı üzerine dün ülke genelinde hastane önlerinde protesto vardı. Edirne’de de Tabip Odası “Sağlık 5 Dakikaya sığmaz, 5 dakikada hekimlik yapılmaz” diyerek Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı.  Açıklamaya; TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fidancı, Konsey üyesi Dr. Çiğdem Arslan, Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, Tabip Odası üyeleri ve sağlık personeli katıldı.

“BIÇAK KEMİĞE DAYANMADI, KEMİĞİ DELDI GEÇTİ”

Tedbirler kapsamında her yeri açarak vakaların 30 binlere dayanmasıyla hak ihlalleri gerçekleştirildiğini dile getiren Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, “TTB olarak salgının başından beri bizi alkışlayanlara o alkışları iade edeceğiz. Çünkü alkışlamak dışında haklarımızı ortadan kaldıran uygulamalarıyla ve tüm sağlık ortamını tahrip eden düzenlemeleriyle artık bıçak kemiğe dayandı demiyoruz. Bıçak kemiği deldi geçti diyoruz. İnanılmaz bir sağlık hakkı ihlali ile karşı karşıyayız. Pandemiden çok önce başlayan ve ne yazık ki neoliberal politikalarla sağlık ortamını tahrip eden birinci basamağı ortadan kaldıran sağlık emekçilerini ve hekimleri yoksulluğa mahkum eden ve performans adı altında hastaları kısacık sürelerde yalnızca görüp geçecek bir çalışmayla bizleri bu şekilde değersizleştirenlere karşı alkışları iade etmek dışında başka bir seçeceğimizde kalmamıştır. Her gün bir uçak dolusu değil, aslında 2 uçak dolusu, her gün 2 uçak düşse bu ülkede biz yas tutuyor olmaz mıydık? Ama gittikçe duyarsızlaştık, farkında bile değiliz. Her yeri açarak aslında farkındalığı da ortadan kaldırıp 20 binlerden-30 binlere çıkmış vakalarla hem yaşam hakkı ihlali gerçekleştiriyorlar hem de başka nedenlerle sağlık hizmetleri alabilecek insanların sağlık hizmetine erişimini ortadan kaldırıyorlar. Bunun sonuçları ile yüzleşemedikleri içinde hekimlere 5 dakikada bir hasta görün diyorlar. 5 dakikada sağlık olmayacağını hepimiz biliyoruz. Bunun sonuçları çok ağır. Biz bu salgının sonundan çıkabilirsek eğer ki salgınla mücadele politikasının olmadığını hep beraber görüyoruz. 19 aydır resmi açıklamalara göre ne yazık ki ertelenmiş sağlık hizmetleri ile daha çok insanı yitireceğiz. Bunların her biri bizim canımız, yakınımız. O nedenle sağlık ortamındaki bu tahribatı biz Türkiye’deki tüm insanlarımıza aktarma yükümlülüğü taşıyoruz meslek örgütü olarak” dedi.

“TÜRKİYE YOLLARINA DÜŞTÜK”

Sağlık Bakanı’ndan randevu alabileceklerini düşündükleri ancak yine gerçekleşmediği için yollara düştüklerini aktaran Dr. Fidancı, ““Onun dışında hekimlerin çalışma koşullarını da sizlerle paylaşmak üzere bir eylem programı çıkardık TTB olarak. Bu eylem programında 1 Ekim’de randevu talebinde bulunduk yeninden Sağlık Bakanı’ndan. 1 yıldır randevu vermediği için bize yeniden randevu vermeyeceğini tahmin edebiliyorduk. Belki dedik, hani bıçak kemiği deldi geçti, belki bize randevu verir, hekimlerin yaşadıkları hak ihlallerini dile getirebiliriz ama olmadı. 11 Ekim’de eylem programını açıklayarak biz Türkiye yollarına düştük. Merkez konseyi yeleri olarak her gün baka bir ilde meslektaşlarımızla buluşuyor, onların yaşadığı sorunları dinliyor. Ve bunları çözüm önerileri olarak da her gün raporlaştırıyoruz. Birinci basamakta yaşanan sorunları aile hekimleri çok açık bir ifadeyle dile getirdiler biliyorsunuz. Büyük bir çoğunlukla da işlerini durdurdular, yaşadıkları sorunları tüm kamuoyu ile paylaştılar. Birinci basamağın tahribatı aslında bu salgında hepimize daha fazla hasta daha fazla ölüm olarak çıktı. Ne yazık ki bu durumdayız. Eğer birinci basamağı biz olması gerektiği gibi bölgesel tabanıyla ve tüm bu taramaları yaygın bir biçimde yapabilecek güçte bir ekip çalışmasına dönüştürebilseydik bugün salgın bu noktaya ulaşmazdı. İkinci basamakta hastanelerde hekimler birbirini bile görmeye fırsat bulamıyor, her 5 dakikada bir giren hastayla soluksuz çalışmak zorunda bırakılıyor” dedi.

“BİZE BİÇTİKLERİ DEĞER 1 LİRA 42 KURUŞ”

Sağlık emekçilerinin açlık sınırı altında ücret aldığını söyleyen Dr. Fidancı, “Yoksulluk ücreti karşılığında. Bugün hekimlerin temel ücreti 5 bin lira civarında. Yoksulluk sınırının altında. Diğer sağlık emekçileri açlık sınırın altında ücret alıyorlar. Size pandemide ek ödeme vereceğiz dediler. Kaç lira verdiler derseniz, 1 lira 42 kuruş alan meslektaşımız var. Bize biçtikleri değer 1 lira 42 kuruş. Biz bu değersizleştirmeye karşı mücadeleye devam edeceğiz. Bugün Edirne’de Edirne Tabip Odamızla beraber burada buluşmak büyük onurdur. Haklarımız için mücadeleye devam edeceğiz. Önlerinde belirsizlik olan meslektaşlarımızda bugün yanımızdalar bizim. Biz onların hakları içinde mücadele ediyoruz, bayrağı devredeceğiz ama haklarımızı mutlaka alacağız. Hekimlerin hakları, sağlık emekçilerinin hakları aslında tüm Türkiye’nin haklarıdır. Eğer hekim değersizleşirse insan değersiz demektir. Hekimi değersizleştirerek insana değer katamazsınız. O nedenle hepimiz değerimizi bir özne olmanın bilinciyle haklarımızın bilinciyle yan yana buluşturup bu mücadeleyi güçlendirmeliyiz diyorum” dedi.

“5 DAKİKADA 100 MHRS RANDEVUSU DAYATILMAKTADIR”

Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun da yıllardır sağlıkta dönüşüm programı adı altında yürütülen politikaların hastaneleri ticarethaneye, hastaları da müşteriye dönüştürdüğünü savunarak, “Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetlerinde niteliği değil niceliği önceleyen politikalarında ısrara devam etmektedir. Bu anlayışla yönetilen sağlık sistemi toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını ve hekimlik değerlerini yok saymaktadır. Hekimlik yapabilmek için bir hastaya ayrılması gereken muayene süresi en az 20 dakika olarak kabul edilmesine rağmen ülkemizde birçok hastanede bu süre 5 dakikaya düşürülerek hekimlere günlük yaklaşık 100 hasta randevusu dayatılmaktadır. Bu randevular, hekimin isteği ve bilgisi dışında MHRS sistemi üzerinden açılmakta, hekimin hastasına yeterli zaman ayırmasına; halkın nitelikli sağlık hizmeti almasına engel olmaktadır. Hekimlere performans baskısıyla daha çok muayene ve işlem dayatması yapılarak mesleki özerkliğimize müdahale edilmekte, halkın sağlığı tehdit edilmekte, sağlıkta şiddete zemin hazırlanmaktadır. Hastalıkların tanısını koyabilmek için ilk ve en önemli adım, ayrıntılı bir öykü almaktır. Dayatılan 5 dakikada ne kişinin yakınmasını anlayabilmek ne de yeterli muayenesini yapabilmek mümkün değildir. Tıbbi sekreter olmadan çalışmak zorunda bırakılan hekimler tıbbi kayıtların tutulmasında zorluklar yaşayacak, sonraki süreçte yaşanacak en ufak olumsuz gelişmede hekimi zor duruma sokacaktır. Sağlık Bakanlığı ve hastane idarecileri unutmamalıdır ki malpraktis bireysel değil sistemsel bir sorundur ve bu dayatma ile hastaların sağlığına yansıyacak olumsuzlukların sorumluluğu kendilerindedir. Muayene için yeterli zaman tanımamak, hekim hasta ilişkisini birkaç dakikaya sığdırmak; hekimlik meslek etiği ilkelerimiz açısından kabul edilemez ve mesleki özerkliğimize yönelik bilinçli bir saldırıdır. Bu uygulama daha çok istifa, daha çok hekim göçü, daha çok hastalık, daha çok sağlıksızlık, daha çok sağlıkta şiddet getirir. Halk sağlığını ve sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit eden bu uygulamalardan hızla vazgeçilmelidir. Topluma çağrımızdır; dün olduğu gibi bugün de nitelikli sağlık hizmeti taleplerimizde ısrarcıyız ve hekimlik yapmak istiyoruz. Hem hekimlerin hem de toplumun sağlık hakkı için bu uygulamalara itirazı birlikte yükseltelim. Hekimler köle, hastalar müşteri değildir. Sağlıklı yaşam hakkımızdan vazgeçmeyelim” dedi.

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler