DOLAR 32,6540 -0.44%
EURO 34,9962 -0.73%
ALTIN 2.424,90-0,82
BIST 10.471,320,76%
BITCOIN 2140678-0,72%
Edirne
31°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Uzunoğlu, “Faiz yükselterek, enflasyon önlemez”

Uzunoğlu, “Faiz yükselterek, enflasyon önlemez”

ABONE OL
20 Temmuz 2023 10:41
Uzunoğlu, “Faiz yükselterek, enflasyon önlemez”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, katıldığı yayında enflasyon ve dövizin gidişatı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Uzunoğlu, enflasyonun elinde sihirli değnek var gibi bir dokunuşla 6 ayda 1 yılda çözülemeyeceğini söylerken, çalışanların gelirlerini baskılamak yerine üretimi artıracak politikalar izlenmesi gerektiğini kaydetti.

“PİYASA FAİZİN 20’YE YÜKSELMESİNİ BEKLİYOR”

Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, Türk Lirası karşısında dövizin ve altının değer kazanmasının tek bir nedeni olmadığını belirterek, “Birincisi faiz artırımlarının piyasa beklentilerinin altında kalacağı yönünde bir tahmin. Yani piyasa şu anda 500 baz puan yani 15 olan faizin 20’ye yükselmesini bekliyor ve büyük olasılıkla piyasa bu faiz artışının yani 500 baz puanlık artışın  olmayacağı yönünde bir kanaat geliştirdi ki şu anda dövize bir talep var. Yani döviz bu nedenle yukarı doğru gidebiliyor. İkinci seçenek de şu piyasada ciddi anlamda bir ikinci olasılık daha doğrusu şu piyasada bir likitte bolluğu var. Daha doğrusu bankacılık sektöründe likitte bolluğu var. Merkez Bankası daha önce piyasada bankaları fonlarken şu anda bankalardan artık ödünç alma noktasına geldi. Yani bankaların ellerinde ciddi bir likidite oluştu. Bu likiditeyi açık piyasa işlemleriyle çekiyor. Yüzde 13.5 faiz vereni çekiyor. Bu uzun yıllardır bizim görmediğimiz bir durumdu. Dolayısıyla büyük olasılıkla bu likidite fazlası bir şekilde dövize doğru kaymış olabilir likitte fazlası. Bu iki olasılık var. Bir de tabi işin diğer tarafı var. Yaz aylarındayız. Turizmin daha yoğun olduğu aylarındayız. Dövizin bol olmasını bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Orta Doğu’da ülkeleri dolaşıyor. Buralardan anlaşmalar yapıyor. Büyük olasılıkla buradan bir para girişi olacak. Tatminkar olur olmaz ama en azından önümüzdeki dönemde para girişi olacağını görüyoruz. Buna rağmen döviz kurlarındaki bir artış hala devam ediyorsa bu tabii ki daha çok bizim bağlayacağımız nokta faiz beklentileri ve piyasadaki likidite bolluğu diye düşünüyorum ben açıklaması bu. Tabii ki bu paraların bir etkisi olacak ama Türkiye kısa vadede yüksek miktarda 207 milyar dolar dış borç çevirmek zorunda olan bir ülke. Tabii ki bu borcun çevirmesi kolay değil. Daha fazla dövize ihtiyacımız var. Bir de gördüğünüz gibi bir yapısal sorunumuz var, cari açık sorunumuz var, döviz açığı sorunumuz var. İthalatla ihracat arasında ciddi bir fark oluşmuş durumda. Dış ticaret açığımız yüksek. Tabii ki bu yapısal nedenler Türkiye’nin sürekli dövize ihtiyaç duyacağını bir kere ortaya koyuyor. Dolayısıyla evet para bulunabilir, para gelir ama ihtiyacımızı karşılayacak büyüklükte olur mu? Bunlar tabii ki önümüzdeki dönemde izlememiz gereken noktalar diye düşünüyorum” dedi.

“BUNDAN SONRA DÖVİZE MÜDAHALE EDİLMEYECEK ARTIK, MERKEZ BANKASI REZERV TOPLAMAYA ÇALIŞIYOR”

Kurun yükselmeye devam etmesiyle artık müdahale edilmeyeceğini, edilse de etkili olmayacağını savunan Uzunoğlu, “Bence etkili olmaz çünkü biraz da piyasa şurada çok güvende. Özellikle geçen toplantıda Merkez Bankası’nın veya yeni ekonomi yönetiminin tavrı artık dövize müdahale edilmeyeceği ve kendi doğal akışına bırakılacağı yönündeydi. Bir ara birkaç döviz satışına müdahale edildi ama daha önceki dönemde olduğu gibi yoğun döviz satışları bir kere gerçekleşmiyor artık. Onu da Merkez Bankası’nın rezerv artışında görüyoruz. Yavaş yavaş Merkez Bankası rezerv toplamaya çalışıyor. Tabii bunun da bir maliyeti var. Bu maliyeti de döviz kurundaki artış olarak yaşıyoruz şu anda. Tabii onun da getirdiği dezavantajlar olacak. Kur artışı, enflasyonu tetiklemeye başlayacak. Akaryakıttaki düzenlemeler, yeni vergi düzenlemeleri falan hepsi enflasyon üzerinde ciddi bir baskı yaratacağını da orada söylememiz lazım tabii ki” dedi.

“YIL SONUNA KADAR YÜKSEK BİR ENFLASYON PLATOSUNDA DEVAM EDECEĞİZ”

Enflasyonun sihirli değnek varmış gibi iki ayda çözülemeyeceğini ekonomide böyle bir kavram olmadığını, yerel seçim sonrasında da bu sürecin devam edebileceğini vurgulayan Uzunoğlu “Enflasyonun düşürme hedefi vardı bu ertelenmedi ama tabii ki bozulan dengeler vardı. Yani bu 2021 sonundan bu yana ciddi anlamda dengelerde bir bozulma ortaya çıktı ve neredeyse hiperenflasyon dediğimiz bir süreci yaşadık. Şimdi böyle bir süreç kolay atlatılabilecek bir süreç değil. Yani böyle ‘bir iki ayda biz bu işi çözeriz, elimizde bir sihirli değnek var, dokunduğumuz zaman biter’ gibi bir çözüm yok ekonomide. Eğer böyle bir rasyonel olmayan politikalar uygulanmış ve ekonomide dengelerde ciddi anlamda bir bozulma ortaya çıkmışsa bunun bir maliyeti ortaya çıkacak. Bir de seçimler vardı tabii, deprem etkisini de düşünelim. Burada ciddi bir harcama eğilim ortaya çıktı, kamuda da harcama eğilim ortaya çıktı. Düşük faizler, kamu çok rahat kendisini onlayabildi ama artık piyasa beklentisi ve baskı sizi bu durumun daha fazla devam etmeyeceğini çok net bir şekilde gösterdi ki döviz kurlarındaki artışı zaten hep beraber izledik. Tabii ki döviz kurlarındaki artış öncelikle belli bir noktaya gelecek, bu dengelenecek. Eninde sonunda dövizi almak için TL’ye ihtiyacınız var. Eğer TL vermezseniz piyasaya, piyasadaki TL’yi toplarsanız zaten dövize ulaşmanız da zorlaşır. Dolayısıyla dövizin belli bir noktaya kadar gelmesi büyük olasılıkla istenen de bir durum. Neden? Çünkü geçmiş dönemde yaşadığımız yüksek enflasyon nedeniyle içeride üretilen malların fiyatları çok ciddi bir şekilde arttı. Şimdi ihracatçı para kazanamaz hale geldi. Zaten sıkıntı var ihracatta. Bir de üstüne üstlük içerideki yüksek enflasyon ihracatçıyı daha da zorlayınca biraz böyle ihracatçının önünü açmak için en azından belli bir dönem enflasyona katlanma, biraz daha enflasyona katlanma dediğimiz bir durum ortaya çıktı. Herhalde yıl sonuna kadar daha yüksek bir enflasyon platosunda devam edeceğiz. Yani ellileri aşan rakamları göreceğiz. Bunları hep beraber yaşayacağız. Dolayısıyla bunların hep beraber bu acı reçeteyi, rasyonel olmayan politikaların acı reçetesini bir süre daha çekeceğiz. Bir de tabii erken önümüzdeki dönemde bir seçim var, yerel yönetim seçimleri var. Tabii ondan sonra da bu süreç devam edecek. 1 yılda, 6 ayda enflasyonu hemen önleriz, bu iş düzelir falan öyle bir durum maalesef kısa vadede yok, öyle bir şey yok” dedi.

“FAİZ YÜKSELTEREK ENFLASYON ÖNLENEMEZ”

Dövizin ulaşacağı rakamı tahmin edemediklerini ve enflasyonla mücadelede gelirleri baskılayarak değil üretimi artıracak politikalar önem verilmesi gerektiğini kaydeden Uzunoğlu “Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Bir rakam atarım ama bunu söylemek çok zor, gerçekten çok zor. Esnek kur sistemi diyoruz, Merkez Bankası artık karışmayacak diyoruz. Eğer Merkez Bankası karışmayacaksa sisteme, bunu tahmin etmek çok kolay bir şey değil. Ama şunu söyleyeyim, herhalde ulaşmaya çalışılan şey enflasyon kadar kur artışı. Yani enflasyondaki artışlar kur artışını büyük ölçüde geçecek. Dolayısıyla bu tabii ki bir sarmalı da beraberinde getiriyor. Çünkü kur artıyor, enflasyon artıyor. Enflasyon artınca kuru artırmanız gerekiyor. Bu bir sarmal. Ama belli bir noktada artık kurun dengelenmesi gerekecek. O dengelenmeyi de diğer politikalarla yapacaklar. Büyük olasılıkla işte bu vergi önlemleri, daha da sıkılaşma önlemleri, özellikle maliye politikasındaki vergisel önlemlerle içeride bunu engellemeye çalışan önlemler almaya çalışıyorlar. Ama dediğim gibi bunlar kısa vadeli politikalar değil. Biz bir de işin arz yönüne bakmıyoruz, hep talebi kontrol ediyoruz. Çalışanların satın alma gücünü kontrol ederek veya baskılayarak, insanların gelirlerini baskılayarak bunu çözmeye çalışıyoruz enflasyonu. Oysa üretimi de bizim desteklememiz lazım, üretimi artırmamız lazım.  Dolayısıyla bu arz kanallarında ciddi problemler yaşanıyor, hala yaşanıyor. Sadece ‘talebi baskılayarak faizi yükselterek çözeriz her şeyi’ , böyle bir şey yok, onu söyleyeyim. Faizi yükselterek tek başına enflasyonu önleyemezsiniz, tek önlem bu olmaması lazım” dedi

“MERKEZ BANKASI’NIN TOPLANTISI SONRASI 500 BAZ PUAN ARTIŞ BEKLİYORUM”

Uzunoğlu “Merkez Bankası’nın düzenleyeceği toplantıyla alacağı faiz kararı konusunda tahminde bulunan Sadi Uzunoğlu, “Dolayısıyla ben artışın 20’ye geçeceğini düşünmüyorum. 20’ye doğru veya maksimum 20 yapabilirler, yani 500 baz puan maksimum bir artış bekliyorum. Ama 17 yaparlarsa şaşırmam. Yani 17-17,5 gibi rakamlara getirirlerse, yani 250 baz puan, 250 baz puan bundan sonra yavaş yavaş kademe dağıtalım, bir ekonomiyi görelim diye düşünürlerse hiç buna da açıkçası şaşırmam” dedi

“BİZİM SICAK PARAYA DEĞİL YABANCI SERMAYE YATIRIMINA İHTİYACIMIZ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Körfez turunu değerlendiren Uzunoğlu” Yani anlaşmalar yapıldığına göre herhalde öncelikle enerji başta olmak üzere, enerji tarım başta olmak üzere birçok sektörde bir işbirliği anlaşması var. Tabii bunlar herhalde satışla sonuçlanacak, büyük olasılıkla satışlar olacak. Burada doğru yöntemleri seçmemiz lazım. Daha önce de yaşadığımız kötü deneyimler var biliyorsunuz bu konuda. Türk Telekom örneği var, örneğin Körfez’le yaptığımız anlaşmalarda. Bunları çok dikkat ederek yapmamız lazım. Bizim bir kere sıcak paradan ziyade daha çok doğrudan yabancı sermaye yatırımı dediğimiz yatırıma ihtiyacımız var. Ama tabii tekel yaratmayan sektörlerde bunu özellikle yapmamız lazım. Yoksa tekel yaratan veya çok az sayıda firmanın olduğu sektörleri kaybedersek bu orta uzun vadede bizim ekonomimiz açısından da çok bağlayıcı olur. O nedenle tabii ki bir para girişi olacaktır. Ama umarım sıcak para değildir. Kısa vadede girecek para değildir. Çünkü sıcak para her zaman el yakar. Girerken iyidir ama çıkarken kötüdür. Bu anlaşmalarda bir para gelecek. Ama dediğim gibi Türkiye’nin yapısal olarak kendisinin çözmesi gereken bir cari açık problemi var. Cari açık problemini çözmek de öyle kolay bir şey değil. Doğrudan yabancı sermaye geldi. Doğrudan yabancı sermaye sizin yapısal sorununuzu çözmüyor. Sadece geliyor buraya para girdi. Dövizi belki aşağıya doğru çekebilir bir miktar veya istikrar sağlayabilir. Ama bunun kalıcı olması için bizim ödemeler dengesinde yani döviz açığımızı kapatacak, ihracatı destekleyecek, birim maliyetleri aşağıya çekecek, katla değeri yüksek ürünleri daha fazla ihraç edecek politikalara ihtiyacımız var” diye noktaladı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.