Akçay, Milli Eğitim Şurası’nı değerlendirdi

08.12.2021 10:00

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay, 20. Milli Eğitim Şurası’na değinerek, , Şura’da, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözüm önerileri dile getirilmemiş, yalnızca sorunların çözülmesine yönelik temenni dile getirildiğini savundu.

Akçay, Milli Eğitim Şurası’nı değerlendirdi

Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay, 20. Milli Eğitim Şurası’na değinerek, , Şura’da, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözüm önerileri dile getirilmemiş, yalnızca sorunların çözülmesine yönelik temenni dile getirildiğini savundu.

20. Milli Eğitim Şurası’nın tamamlanmasının ardından Eğitim İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay, Şura’ya yönelik değerlendirmelerde bulundu.

“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ŞURA’NIN İRADESİNE İPOTEK KOYMUŞTUR”

Milli Eğitim Şurası Genel Kurulu’nda, özel ihtisas komisyonlarında görüşülen 124 madde ile genel kurula sunulan 4 yeni öneri oylandığını söz konusu 128 maddenin tavsiye kararına dönüştüğünü belirterek, “Şura, Saray’da düzenlendiği için, katılımcılar görüş almak için değil dolgu malzemesi olarak kullanmak amacıyla çağrıldığı için, böyle bir şuradan eğitimin bilimsel, laik, kamusal niteliğini güçlendirecek kararlar çıkmasını beklemediğimiz için Eğitim-İş olarak Şura’ya katılmadık ve sürecin sonunda haklı çıktık. Daha Şura’nın ilk günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışta yaptığı konuşmada, eğitime yönelik kararları baştan açıklayarak şuranın iradesine ipotek koymuştur” dedi.

“NE ANLAMA GELDİĞİ BELLİ OLMAYAN İBARELER ŞURA KARARINA YANSIMIŞTIR”

Şura’da belirgin olmayan alınan kararların göze çarptığını söyleyen Akçay, “Şura’da alınan tavsiye kararlarına baktığımızda, Şura’nın eğitimin ve eğitim emekçilerinin sorunlarına çözüm getirmediğini, öğrenci ve velilerin beklentilerini karşılamadığı gibi okul öncesi eğitimin tarikat ve cemaatlerin arka bahçesine dönüştürülme amacı taşıdığını görmekteyiz. Temel Eğitimde Fırsat Eşitliği başlığı altında alınan kararların çoğu muğlak, belirgin olmayan, hedefi tarif etmeyen maddelerden oluşmaktadır. Özellikle okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasıyla ilgili önerilerde tam bir karmaşa göze çarpmaktadır. Örneğin 3. Maddede “ gezici öğretmen sınıfı, gezici sınıf, taşıma merkezi ana sınıfı”, 15. Maddede “gezici RAM”, 40. Maddede “okula özgü esnek bütçe”, 105. Maddede “mentorluk programları” ve 111. Maddede “eğitimlerin akreditasyonu”  gibi ne anlama geldiği belli olmayan birçok ibare şura kararlarına yansımış görünmektedir. Şura’da, Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözüm önerileri dile getirilmemiş, yalnızca sorunların çözülmesine yönelik temenni dile getirilmiştir. Bu da şuranın ne kadar hazırlıksız ve baştan savma gerçekleştirildiğinin bir göstergesi olarak kayda geçirilmelidir. Örneğin 99. Madde “öğretmenlerin teknoloji, uzaktan eğitim, harmanlanmış eğitim, çevrim içi psikolojik danışmanlık, özel eğitim ve kaynaştırma eğitimi, yabancı dil, bağımlılıkla mücadele, temel sağlık bilgisi, afet yönetimi ve acil durum eğitimleri almasından” bahsedilmiş ancak bunun planlamasına, yeri-zamanına ve hepsinden önemlisi maddi kaynağına değinilmemiştir. Oysa öğretmenlerin hem bir taraftan çalışıp hem ilgili maddede bahsedilen eğitimleri alabilmeleri mümkün değildir. Şura kararlarında benzer ciddiyetsizlikler bolca göze çarpmaktadır” dedi.

“TÜRKİYE EĞİTİM MATERYALİ EKSİKLİĞİNDE 35 ÜLKEDE 1. OLMUŞTUR”

MEB’in öğrenciler için tablet bilgisayar sözünü vergi indirimi olarak değiştirmesini ve OECD Raporlarına göre Türkiye’nin eğitimdeki derecesini değerlendiren Akçay, “ Bir diğer madde ise “Öğrencilere bilgisayar ve tablet vb. teknolojik aletlerde vergi indirimi sağlanmalıdır” şeklindedir. MEB’in uzaktan eğitim sürecinde, ihtiyaç sahibi tüm öğrencilere bilgisayar, tablet sözü vermesine rağmen, bu maddeyle sadece vergi indirimine gidilecek olması vahimdir. Bütün çocukların eğitim-öğretim imkanlarına erişimi konusunda var olan eksiklikler ivedi olarak giderilmelidir. OECD raporuna göre, Türkiye eğitim materyali eksikliğinde 35 ülke arasında 1. olmuştur. Türkiye’deki öğrencilerin sadece yüzde 66’sının bilgisayara erişiminin olduğu OECD raporunun çarpıcı başka bir verisidir. Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı okullarda bulunan öğrencilerin bilgisayara erişimin oranının yüzde 40, avantajlı okullarda bulunan öğrencilerin ise yüzde 82 seviyelerinde bilgisayar erişimi olduğu görülmektedir. Bu oran farkı OECD ortalamasına göre oldukça yüksektir. 20. Milli Eğitim Şura kararları genel olarak değerlendirildiğinde, bilimsellikten uzak bir şekilde siyasi iktidarın ideolojik bakış açısıyla şekillendirildiğini görmekteyiz. Eğitim-İş olarak bilimsel, laik ve çağdaş eğitimin kalan kazanımlarını da zedeleyecek hiçbir kararı kabul etmeyeceğimizi, hem sınıfsal çıkarlarımızı hem Cumhuriyetin eğitim devriminin kazanımlarını savunmaya devam edeceğimizi belirtiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler