Tava ciğer,

Edirne lezzeti,

Hatırlayanlar vardır.

Alipaşa Çarşısı orta kapıda ağırlıklı olarak ve çarşıda ciğerciler vardı.

Öğleye doğru açılır, saat 15.00 gibi servis biterdi.

Sonra esnaf, ciğer tavalarını ters çevirir, camlara ‘ciğer kalmadı’ yazısı asardı.

Ustalar, dükkânlarında bir gün sonrası için ciğer doğrama işine başlardı.

Çıraklar pür dikkat izleyip ciğer doğramanın inceliklerini öğrenmeye çalışırdı.

1990’lı yılların sonlarına doğru,

Başta, Kazım Usta, sonrasında Niyazi Usta, Kemal Usta’nın katkılarıyla popülerliği arttı.

Gazeteci ağabeyim Mehmet Yaşin geldi, yedi, yazdı.

Sonra diğer yemek yazarları,

Kırkpınar Ağalarından Mustafa Altunhan, dönemin popüler müzik programı yapımcısı Osmantan Erkır ile dostluğunu kullanarak daha geniş kitleler tarafından tanınmasında rol oynadı.

Ciğer ustası olmamasına rağmen, Bahri Dinar az uğraşmadı.

Edirne yerli turistlerin ilgi odağı oldu.

Tanıtımında etkisiyle popüler olan tava ciğer dükkânları peş peşe açıldı.

Çoğunluğu usta-çırak sisteminden gelmeyenler o müthiş lezzette söz sahibi oldu.

O hale geldi ki, eline bıçak alsa parmaklarını doğrayacaklar usta diye geçinmeye başladı.

Yoğun talep başlayınca,

Bilirsiniz, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı rahmetli Oktay Akbal’ın çok okunan kitabı var, ‘Önce ekmekler bozuldu’

Muhtemeldir ki, sofra kültürünü iyi bilen Akbal, sağ olsa bu kez, ‘Sonra tava ciğer bozuldu’ kitabını yazardı.

Neden,

Yemek kültürünün adabı var.

Geleneği var.

Neyle, yenilir, içilir servis edilir.

Yılların tecrübesinden, imbiğinden geçerek gelenekselleşmiştir.

Pişmiş aşa su katılmaz yani,

Tava ciğer içinde böyledir.

Hafta sonu ağırlıklı olarak içecek kültürü konusunda hatırı sayılan Vedat Milor sosyal medya hesabından “Dünyanın birçok yerini gezdim, yemeklerini denedim. Bence ciğer yemekleri deyince çok özel bir mutfağa sahibiz. Hem çeşit sayısı fazla hem de lezzetli. Peki sizce farklı tekniklerle yapılan iki ciğer yemeğinden hangisi daha lezzetli oluyor?” diye anket yapmış,

Tava ciğer mi, ciğer şiş mi diye soruyor.

Milor, kamuoyunda çok tartışma yaratan anketleri sık yapıyor.

Hatırlarsınız, menemen soğanlı mı, soğansız mı diye sorunca az konuşulmadı.

Ne tartışmalara tanık olduk.

Vedat Milor’un bu anketleri kamuoyunda geniş yankı buluyor.

Edirne Kültür ve Turizm Müdür Vekili Kemal Soytürk, fırsatı kaçırmamış,

“Edirne Tava Ciğer derim” diye yanıtlamış anketi,

Soytürk cevabını görsel ile süslemiş,

Keşke süslemeseydi.

Fotoğrafta, tabakta tava ciğer üzerinde acı biber, etrafında birer tabak beyaz kuru soğan ve domates, bir tabak acı biber salçası, 1 domates, bir kafa beyaz kuru soğan, bir kafa kırmızı soğan, etrafında da bir deste kurutulmuş acı biber,

Baklavayı şerbetlemek yerine, sirke ile servis etmek gibi,

Dehşete kapıldım.

Hani, ankete o görseli ekleyen Edirne Kültür ve Turizm Müdür Vekili Kemal Soytürk olmasa ciddiye almayacağım.

Gülüp geçeceğim,

Cehalet deyip üstünde durmayacağım.

Edirne Tava Ciğerinin yanında garnitür olarak neler ikram edilir bellidir.

Kurutulmuş ve ciğer tavasında yağda kızartılmış Karaağaç acı biberi,

Bir kâse sarımsaklı cacık.

Maalesef tava ciğere ilgi artınca,

Sözde ciğerciler, garnitür olarak kebapçılar gibi önce kuru soğan ve domates eklediler.

Bitmedi.

Köftenin garnitürü acı biber sosu,

Yetmedi.

Yoğurtlu biber kızartması,

Masaya oturan konuklar, karınlarını garnitür ile doyurup, ciğerin damak çatlatan lezzetini alamadan masadan kalkar oldu.

Kim görürse, Edirne’ye geldiler tava ciğer yediler.

Oysa, kuru soğan, domates, yoğurtlu biber yiyerek, acı biber sosuna ekmeklerini bandırıp gittiler.

Üzerine biraz da, tava ciğer,

Sulu yemek kültüründen gelen, Edirne yemek adabını bilmeyen bir esnaf farklı garnitürler verince, diğerleri direnemedi.

Direnmedi.

Sonuç maliyet arttı, ciğer yemek cep yakar oldu.

Esnafı anlarım da,

Edirne Kültür ve Turizm Müdür Vekili bu tuzağa düşmemeli,

Kurumun resmi web sayfasına baktım, ciğer tanıtımında geleneksel görsel kullanılmış,

Ama sosyal medyada günlerce tartışılabilecek bir ortamda neden böyle yanıltıcı görsel kullanır.

Anlamak mümkün değil,

Bu nedenledir ki,

Bu koltuklara oturtulacak bürokratlar özel olmalı,

Bölgesini bilmeli, yaşamalı, bunlar arasından seçilmeli,

Görev yaptığı ilde büyümemişse,

Bebekliğinde büyükleri dizlerinde sallarken ninnileri dinlememişse,

Oturduğu köyde, mahallede piyasa yaparken kızların söylediği manilerden bihaber ise,

İşi zordur.

Sonradan anca bu kadar tamamlanıyor.

O koltukta otururken kaş yapayım derken, göz çıkarırsın,

Ha,

Dersine iyi çalışırsan tamam,

Anlıyorum ki, ders çalışmakta yok.

Şimdi ben çıkıp, ‘Mıhlama en iyi buğday unu ile yapılır’ desem,

Trabzonlular bana ne der,

Hamsi, en iyi sote olur diye ahkâm kessem,

Karadenizliler bana nasıl gülerler,

Bu nedenledir ki,

Asıl işi görev yaptığı kentin marka değerlerini korumak olanlar,

Kırk kere düşünecek.

Hele hele sosyal medyayı çok kullanıyorlarsa,

Bir daha tartacaklar.

Sosyal medya çok tehlikeli bir mecra,

Orada edilen bir söz ayaklarına dolanır,

Makyajı dökülür.

Yerel kültürü koruma ve geleneğe sahip çıkma görevi olanlar bu kadar özensiz olursa,

Vay halimize,

 

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler