Düşmandan Kurtulduk Ergene Zehirinden Kurtulamadık

30.10.2021 14:58

18 Kasım 1922 günü Uzunköprü düşman işgalinden kurtuldu. Ancak 1970 yılından bu yana  Trakya’da ciddi ve yaşamsal bir tehdit unsuru olan Ergene nehri kirliliğinden hala kurtulamadı.

Hükümet 19 yıllık kesintisiz icraatın içerisinde Ergene nehrini kurtarmak için 2015 yılında Organize Sanayi Bölgesi atıklarıyla beslenen kirli nehir sularını arındırarak Marmara Denizi’ne akıtılacağını açıklarken, Ergene temizlenecek dedi ama Marmara kirlenecek diyemedi. Orman bakanlığımızda bu operasyona şafak harekatı ismini verdi.

Yaklaşık 50 yıldır Ergene nehrine tüm fabrikaların kirli ve zehirli suları akıyor. Tarım arazilerimiz kirlendi, bizler en yakınlarımızı, sevdiklerimizi kanser hastalığına kurban verdik. Aklımın almadığı bir şey ise yaklaşık Ergene’ye bırakılan zehirli sular bir yıldır Marmara’ya veriliyor. Bu atık sular bildiğim kadarıyla hem arıtılıyor, hem de bize gelen kimyasalların yarısı bile değil. Marmara denizi bu kirli suya bir yıl bile dayanamadı.  Marmara Denizi’nde Nisan ayında başlayan müsilaj su yüzeyinde ortadan kalksa da bazı bölgelerde deniz dibinde sürüyor. Müsilaj sorununun çözümü için öncelikle kirlilikle mücadele edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bunun için evsel ve endüstriyel kirliliğin önüne geçilmesi ve atık suyun Marmara’ya karışmaması gerektiğini vurguluyorlar. Sen ne büyükmüşsün be ergene. 50 yıldır her yıl üstüne koyularak gelen zehirlere direndin. Marmara gibi köpükler kusmadın. Seni bu hale getirenler, göz yumanlar utansın. Allah senden razı olsun ergene. Yıllarca binlerce, milyonlarca insana ekmek verdin. Senin hakkını biz ödeyemeyiz.

Şimdi gelelim siyasilerimize. Marmara denizi kirlenmesin diye ne yapmayı düşünüyorsunuz? yine kimyasal artıkların tümünü Ergene nehrine mi vermeyi düşünüyorsunuz?

‘300 BİNE YAKIN TARIM ARAZİSİ TEHLİKE ALTINDA’

Trakya Çevre Platformu Sözcüsü Avukat Bülent Kaçar, Ergene Nehri Havzası’nda 300 bine yakın tarım arazisi ile yer altı içme suyu kaynaklarının da tehdit altında olduğunu bir kez daha anlatmış, Uzunköprü Belediyesi’nce açıklanan Ergene Nehri su analiz raporunda, nehrin kimyasal oksit su ihtiyacının yüksek ve su kalitesinin 4’üncü sınıf olduğunu tüm dünyaya duyurdu. Kaçar bununla kalmayıp ” Ergene Havzası diye belirtilen 300 bine yakın tarım arazisi bu kirliğin tehdidi altında. Yer altı sularına karışan kirli Ergene suları, ağır metalli, siyanürlü, kadmiyumlu su aynı zamanda içme suyu varlıklarımız tehdit ediyor. Trakya’da ciddi ve yaşamsal bir tehdit gelecek kuşaklara maalesef 1970 yılından bu yana, bu kirlilikle taşınıyor. Sanayi tesisleri arttıkça bölgemizdeki bu kara hayalet ve zehir akan nehir maalesef bizi öldürmeye devam edecek” ifadelerini kullanarak tehlikenin hala devam ettiğini ve gelecek yıllarda daha büyük sorunlar çıkaracağını hatırlattı.

BİZ GÖREVİMİZİ LAYIKIYLA YAPTIK

Hiç unutmam Nazmi Metin ile beraber gazetemizde har hafta en az iki tane köprü ve ergene kirliliği haberi yapardık. Bu uzun yıllar sürdü. Hala daha yazıyoruz, bıkmadan usanmadan. Neyse yine Uzunköprü’de başka bir gazetede çalışan arkadaşımız “köprü ve ergene olmasa adamların yazacak haberi yok” diye bizimle aklınca alay etmişti. Tabi ki biz böyle düşüncelere kafamızı takmayıp doğru bildiğimiz yoldan hep gittik. O zamanlar biz ergene kirliliği ve tarihi köprünün restorasyonunu gündeme getirmesek bu kadar yol alabilir miydik? Köprünün restore işleri en geç 4 yıl sonra bitecek. Köprümüz gerçek kimliğine bürünerek tarihteki hak ettiği yeri alacak. Ergene kirliliği de elbet bir gün bitecek. Hayalim ise aynı Edirne’de Meriç boyunda olduğu gibi Ergene nehrinin kenarlarında çay bahçeleri, restoranlar, düğün salonları görebilmek. O zaman ben ne kadar doğru işler yapmışım diye övüneceğim. Belki içinizden biz göremeyiz diyebilirsiniz. Ömrü olan görecek diyelim o zaman.

Bu vesile ile ilçemizin düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yılını kutlarım.

Herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat diliyorum.

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler