Önce vicdanlı vatandaş Aydoğan Akıncı’nın kaza sonrası 20 Nisan 2021 günü koşa koya karakola gidip şahit olarak alınan ifadesini hatırlayalım.

“Bayan şahıs hızlıca karşıya geçmek için yola bir seferde yola indiğini ve hızlıca karşıya geçmeye çalıştığını gördüm. Migros istikametine giden üzerinde iki şahsın olduğu motosiklet hızla gelerek bu bayana çarptığını gördüm. Ben hemen indim aracımdan yaralılara yardım etmek için yaya bayan şahıs yerde kanlar içerisinde başından kan geliyordu. Çok geçmeden ambulans geldi.”

Polislerin önce ‘yok’ diye tutanak düzenlediği, ancak daha sonra olay yerini gören görüntülerin ortaya çıkmasıyla savcı talimat veriyor.

AK Parti İl Yönetim Kurulu Siyasi ve Hukuk İşleri Başkanı, ETSO Başkan Yardımcısı Aydoğan Akıncı, olaydan 9 gün sonra 29 Nisan günü gözaltına alınıyor.

Cumhuriyet Polis Amirliği Merkezinde Saat:13.57 ifadesinde;

“Aracım ile sanayiden çıkarak sağ şeritten yola girdim orta refüjde olan bir bayan şahsın yolun karşı tarafına hızlıca geçmeye çalıştığını ve yola çıkarken sol tarafımdan baktığımda bir motosikletin hızlıca sol şeritten geldiğini gördüm. Çok geçmeden şiddetli bir çarpma sesi duyduktan sonra benim hâkimiyetimde bulunan araç ile sol lastiğim ile bir şeyin üzerinden geçtiğini fark ettim hemen orada aracımı durdurdum ve yaralılara bakmak için araçtan indim orada 112 acil durum hattını aradım.” diyor.

Karakolda işlemler tamamlanıyor ve birkaç saat sonra Aydoğan Akıncı soruşturmayı yürüten savcının karşısına geçerek;

“Ben ana caddeye çıktığımda orta refüjde vefat edenin olduğunu gördüm caddeden ilerledikten sonra motosikletin vefat eden kadına çarptığını seslerden dolayı anladım ardından aracım sendeledi araç sendeledikten ve sesleri duyduktan sonra aracımı durdurdum kaza yerine gelerek durumlarına baktım aracımın motosikletin bir parçasının ya da çantanın üzerinden geçtiğini düşündüm.” şeklinde savunma yapıyor.

Savcı soruyor, ‘Kazadan sonra kimi aradın’

Cevap, ‘Eşimi aradım’

Karakolda 112 dediğini unuttu demek,

Belli ki, heyecan yaptı,

Kafası iyiece karıştı.

Tanık olarak karakolda, ‘motosikletin çarptığını gördüm’ diyor, sanık olarak ifadelerinde, ‘şiddetli çarpma sesi’ ile kadına çarpıldığını anlıyor.

Ses mi duydu, çarpmayı mı gördü muamma,

Duyarlı vatandaş Aydoğan’ın,

Dosyayı inceleyen savcı Akıncı’yı yurtdışı yasağı ve adli kontrol talebi ile Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk ediyor.

Savcılık ifadesinden sonra en fazla yarım saat sonra Akıncı mahkemede kazayı şöyle anlatıyor:

“Bir süre ilerledikten sonra, arkamda bir gürültü duydum. Bu esnada aracımda bir sendeleme oldu ancak ben tam olarak o anda ne olduğunu anlayamadım. Aracımla durdum. Kaza yerine baktığımda yerde yatan yaşlı bir bayan gördüm.”

Hayda,

Tanık olarak karakolda başka, sanık ifadelerinde farklı, mahkemede bambaşka,

Şimdi de, ilerledikten sonra arkasında gürültü duyuyor.

Şüphe yok, kafası çok karışık,

Aracının ‘sol lastiğinin bir şeyin üzerinden geçtiğini’ anlıyor, önce ‘bir şeyin’ sonra  ‘motosiklet parçası’ sanıyor, inince yerde yaralı bir kadın yattığını görüyor.

Ama aklına çiğnemiş olabileceği gelmiyor.

1. Sulh Ceza Hâkimliği dosyadaki delil durumu ve savunmayı aldıktan sonra hüküm kuruyor.

Taksirlik ölüme neden olmak suçundan yurtdışı çıkış yasağı yönünde adli kontrol kararı veriyor.

Aydoğan Akıncı’nın AK Parti Yönetim Kurulu Üyesi Avukatı Erdi Ertek 3 Mayıs günü karara itiraz ediyor.

2.Sulh Ceza Hâkimliği 21 Mayıs günü yurtdışı yasağının kaldırılması yönündeki talebi red ediyor.

Avukat Erdi Ertek işin peşini bırakmıyor ve 26 Mayıs günü bir kez daha adli kontrol kararına itiraz ediyor.

Talebi inceleyen 1. Sulh Ceza Hakimliği Aydoğan Akıncı hakkındaki yurtdışı çıkış yasağı yönündeki adli kontrol kararını 31 Mayıs günü kaldırıyor.

İlginç,

Adli kontrol kararlarının kaldırılması genellikle yerleşik teamüllere göre, esas mahkemesine bırakılıyor.

Demek hakimlik dosyadaki delil durumuna göre farklı düşündü.

Soruşturma dosyasına red kararının verildiği 21 Mayıs’tan sonra 31 Mayıs tarihine kadar, sanığın suç vasfını değiştirecek önemli bir delil girmiş olmalı,

Bildiğim kadarıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin raporu 8 Temmuz tarihini taşıyor.

Yani adli kontrol kararının kaldırılmasından sonra,

Peki, rapor ne diyor.

Hayatını kaybeden Aysun Kabaktan asli kusurlu, motosiklet sürücüsü Hasan Erol tali kusurlu, Aydoğan Akıncı kusursuz,

Sonuç:

Soruşturmayı yürüten savcı dosyadaki delil durumuna göre, 9 Ağustos günü, sanıklar Hasan Erol ve Aydoğan Akıncı hakkında takipsizlik kararı veriyor.

Kazayı başından beri takip eden, detayların peşine düşen, yok denilen görüntüleri bulduran savcının hukuki takdiri böyle,

Delilleri mahkeme değerlendirsin de, diyebilirdi.

Fakat dememiş,

Soruşturma suçun yasal unsurları oluşmaması nedeniyle kapatılıyor.

Hayatını kaybeden Aysun Kabaktan’ın kızı karara itiraz eder ve Sulh Ceza Hakimliği savcılık kararını kaldırır mı bilemem,

Hukuki süreç devam ediyor.

Bu olayın adli boyutu,

Peki,

Dün de yazdım, kimse isteyerek kaza yapmaz,

Hele hele bir insanın üzerinden geçmez,

Aydoğan Akıncı’nın böyle bir kastının olmadığı kesin,

Üzerinde durduğum kaza sonrası takındığı tavır.

Olayın vicdani tarafı,

Kazanın detaylarını çözmek için canla başla çalışan, ‘Dünyada mekân, ahirette iman’ diyerek o günlerde yeni ev almanın heyecanını yaşayan Emniyet Müdür Yardımcısı Ertan Özyiğit’e ne mi oldu.

Müdür Yardımcısı Özyiğit’in kazayla görev sınırlarını aşan şekilde ilgilendiği ortaya çıktı.

Edirne Valisi Ekrem Canalp tarafından açığa alındı.

Sevinci kursağında kaldı.

Yeni aldığı evin mutluluğu yaşayamadı.

İdari soruşturma sürüyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Hatay’a tayin edildi.

Polislerle ilgili adli soruşturma devam ediyor.

Ben Yunus Emre’nin dizeleriyle bitireyim:

“Bir garip ölmüş diyeler

üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar

Şöyle garip bencileyin”

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler