İstanbul Sözleşmesi kararına tepki

02.07.2021 10:01

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Gegeoğlu, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kalkmasına tepki göstererek, “Sözleşme yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2014’den bu yana uygulansaydı, bugün en az 2 bin 336 kadın yaşıyor olacaktı” dedi.

İstanbul Sözleşmesi kararına tepki

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Gegeoğlu, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kalkmasına tepki göstererek, “Sözleşme yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2014’den bu yana uygulansaydı, bugün en az 2 bin 336 kadın yaşıyor olacaktı” dedi.

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası sözleşmeden resmi olarak ayrıldı. CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Gegeoğlu, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kalkmasına yönelik açıklamada bulundu.

“103 GÜNDE BASINA EN AZ 83 KADIN CİNAYETİ YANSIDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gece yarısı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’ni tek taraflı fesih ettiğini duyurduğu hukuksuz kararın üzerinden, tam 103 gün geçtiğini belirten Gegeoğlu, 103 günde basına en az 83 kadın cinayeti yansıdığını belirtti.

“103 GÜNDE YAŞADIĞIMIZ BU KARANLIK TABLONUN SEBEBİ BELLİ”

İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilme kararı alındığı günden itibaren, kadınların ve çocukların payına, ölüm, istismar, şiddet düştüğünü belirten Gegeoğlu, “Sadece 103 günde yaşadığımız bu karanlık tablonun sebebi bellidir” dedi.

“EN AZ 2 BİN 336 KADIN YAŞIYOR OLACAKTI”

300’ü aşkın kadın derneğinin üye olduğu EŞİK Platformu’nun verilerine göre, Sözleşme yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2014’den bu yana uygulanması halinde bugün en az 2 bin 336 kadın yaşıyor olacağını belirten Gegeoğlu, “Çünkü devlet, kadına karşı şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirleri almış olacaktı. Kadınları etkin şekilde koruyacak, şiddeti önleyemediği koşulda da adil yargılama ve cezalandırma süreçlerini işletecekti. Kısacası İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülükleri yerine getirilmiş olsaydı; kadınlar sokak ortasında göz göre göre öldürülemeyecekti, kadınları katledenler cezasızlıkla ya da iyi hal indirimleriyle ödüllendirilmeyecekti. Çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunanlar, delil yetersizliği gerekçesi ile tahliye edilmeyecekti; cinsel istismar mağduru çocuk, delil sunmak için istismarcısı ile ikinci kez bir araya gelip ses kaydı almaya çalışırken tekrar taciz edilmeyecekti…” dedi.

“KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

Birçok kadın örgütünün, siyasi partinin ve bireyin Danıştay’a açtığı davanın, iki gün önce reddedildiği hatırlatan Gegeoğlu, şunları söyledi;

“Ancak, Danıştay 10. Dairesi’nde ara karar veren heyetin değiştirildiğini ve oylamanın 3 kabul oyuna karşı 2 ret oyu ile sonuçlandığını biliyoruz. Yürütmenin durdurulması yönünde oy veren üyelerden biri, uluslararası antlaşmaların yasa hükmünde olduğunu, fesih edilmesine ilişkin işlemlerde Cumhurbaşkanı’nın yetkisinin bulunmadığını belirtti. Karşı oy veren diğer üye ise; “yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereği bir işlem hangi usule uyularak tesis edilmişse, aynı usule uyularak geri alınmalı, kaldırılmalı veya feshedilmelidir” dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oyladığı uluslararası sözleşmelerin sadece yürütme organı işlemiyle feshedilmesi mümkün değildir” vurgusunu yaptı. Telafisi güç veya imkânsız zararların doğmasına rağmen yürütmeyi durdurma kararı vermeyen Danıştay’a soruyoruz:  Kadına yönelik şiddeti, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık gibi, siz de mi tolere edilebilir buluyorsunuz? Şu çok net bilinmelidir ki; yaşanan her kadın cinayetinin ve çocuğa yönelik istismarın sorumlusu, tek adam hükümetidir; çünkü kadın cinayetleri politiktir. Kadına yönelik şiddete bedel biçenler şiddeti bitirmek istemiyor! Tacizcileri, tecavüzcüleri cezasızlıkla ödüllendirenler, yaşam hakkımıza sahip çıkmıyor! Her fırsatta erken evliliğe göz kırpanlar, çocuk yaşta evliliği yasaklamak istemiyor! Ancak biz, kadınlara tacizi, tecavüzü, ölümü reva görmelerine izin vermeyeceğiz. Kadınların canıyla oynayan bu kararın hesabını ilk seçimlerde sandıkta soracağız! İktidara geldiğimiz ilk hafta içinde İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesini sağlayacağız. Sözleşmeyi uygulamaya koyduğumuzda bütün yükümlülüklerini yerine getirerek, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, istismarın nasıl sonlandırılacağını göstereceğiz. Türkiye’yi yeniden hukuk devletine dönüştüreceğiz. Halkın partisi olarak, halkla birlikte bu vahşeti sona erdireceğiz. Çünkü biliyoruz ki: Adam Tek Biz Çoğuz!” şeklinde konuştu.

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler