Katliam-3

24.12.2020 00:01

Polonya’nın Varşova Kenti’nden Türkiye’ye gelen Avar Turizm’e ait 34 YSE 91 plakalı otobüste, Ömer Balaban, oğlu Murat Balaban, Ayhan Fındık, Bedri Kara, Halil Altınoy ve Nedim Sevim’in 21 Aralık 1997 gecesi katledilmesi ülkede büyük yankı uyandırdı.

Gazeteler, televizyonlar günlerce haberi sayfalarına taşıdı, ekranlardan anlattı.

Polis ve jandarma katilleri bulmak için operasyonlarını sürdürürken, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına bir ihbar gitti.

Mektupta, katliamın, Polonya – Slovakya sınırında 11 Aralık 1997 tarihinde 78 kilo eroinle yakalanan Batılı Turizm otobüsüne ilişkin uyuşturucu ihbarının yapılmasına yönelik, ‘intikam’  nedeniyle işlendiği yazıldı.

İhbar mektubunda, uyuşturucunun sahipleri ve tetikçilerine yönelik bilgilerde yer alıyordu.

Katliamın zanlıları olarak, uyuşturucunun sahibi olmakla suçlanan Selahattin Büyüköztekin, Laleli’deki Çalışkan Oteli ve Batılı Tur’un sahibi Gaffur Çalışkan, eski Özel Timci Cemil Andırmak, Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis Mahmut Önder Topbaş, Nurullah Körkem, Cavit Demircan aranmaya başlandı.

Polis, Tekirdağ Yat Otelde, cinayetten 22 gün sonra yurtdışına kaçma hazırlığında olan şüphelileri kıskıvrak yakaladı.

Sanıklar, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı.

Olayın tek görü tanığı Polonyalı turist Renata Kinga Wesolowska’nın ülkesinden gelecek ifade için yargılama yıllarca sürdü.

Doğrusunu isterseniz, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Yücel Toksözoğlu’nun da davayı sonuçlandırmaya pek niyeti yoktu.

Yıllar sonra, Polonya’dan ifade geldi.

Tanık Wesolowska, gönderilen robot resimlerden zanlıları teşhis edemedi.

Hakim Yücel Toksözoğlu başkanlığındaki mahkeme heyeti, 6 kişinin katledildiği, 6 sanığı tahliye etti.

Hiç unutmam, sanıklar Edirne Kapalı Cezaevi’nden çıkarken davul zurna çaldırarak gazetecilere poz verdi.

Nitekim, o evrak eksik, şu talimat beklensin diye dosya uzayıp giderken 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Yücel Toksözoğlu Kadıköy Adliyesi’ne düz hakim olarak gönderildi.

Dosyayı bitirmeden Edirne’den ayrıldı.

Tahmin edildiği gibi,

HSYK kararnamesi ile Kahramanmaraş’tan Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına Hakim Halil Uçar atandı.

Bu arada, tanık Renata Kinga Wesolowska ülkesinde garip bir trafik kazası sonucu öldü.

Sonradan Kapıkule’de gizli kameralarla rüşvet alınmasına yönelik operasyonun yargılamasını yapan yeni Başkan Halil Uçar, dosyayı inceleyince önce sanıklarının tutuklanmasına karar verdi.

Kısa süre sonra, mahkeme tarafından sanıklar, Mahmut Önder Topbaş, Cemil Andırmak, Gafur Çalışkan, Selahattin Büyüköztekin ve Nurullah Körkem, 3’er yılı geceli gündüzlü hücrede tecrit olmak üzere 6’şar kez müebbet ağır hapis cezasına çarptırıldı ve karar Yargıtay tarafından onandı.

Neden, 23 yıl sonra bu olayı anlattım.

Geçtiğimiz günlerde, ‘Bir şey yok beyler dağılın’ diye kitap aldım.

Yazarı Fatih Bayar,

Meslekte 38 yıl görev yapıp emekli olduktan sonra anılarını yazmış,

Bayar, dönemin Edirne Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü,

Polis Memuru Turan Bayar’ın oğlu,

Baba mesleğinde ülkenin dört bir köşesinde kritik görevlerde bulunmuş,

TEM katliamına ilişkin anılarına kitapta yer vermiş,

Bayar’ın kitapta anlattığına göre,

Dönemin Edirne Valisi Mehmet Canseven’in telefonu ile 21 Aralık 1997 gecesi Terör Müdürü rahmetli Cem Doğruyan ile olay yerine gidiyor.

Emniyet Müdür Yardımcısı Feridun Boz da, olay yerinde,

Otobüste, 6 ceset, 9 milimetrelik 7 boş kovanı görünce birbirlerine dönüp, ‘polis işi, yoldan çıkmış özel harekâtçı işi’ diyorlar.

Tecrübe böyle bir şey,

Görüşlerini rahmetli Vali Canseven ile paylaşınca, ‘dillendirmeyin sakın’ cevabı alıyorlar.

Bakıyorlar, otobüste sağ kurtulan bir kişi var.

Varşova’dan kalkan otobüs Türkiye’ye tek yolcu ile geliyor.

Garip,

Belli ki, otobüs ile Laleli esnafının parası getiriliyor.

Yılların İstihbarat Müdürü Fatih Bayar’ın görevlendirdiği polis memuru bir taraftan olay yeri arama ve delil tespit çalışmalarını kamerayla kayda alıyor.

Bu sırada, jandarma astsubaylardan biri elinde bir poşet dolusu para ile geliyor.

Edirne Jandarma Komutanı Albay İsmail Özdemir birden sinirlenip, polis memuruna, ‘ne çekiyorsun’ diye çıkışıyor.

‘Vali beyin talimatı’ cevabı üzerine Alay Komutanı Özdemir, bir süre sora paraları saymaya başlayan astsubaya dönerek, ‘bırak saymayı sonra yaparsın, başka işin yok mu senin’ diye azarlıyor.

Polis müdürleri Bayar ve Doğruyan birbirlerine bakarak gülümsüyorlar.

Paranın sayılmasının kamera ile kayda alınması komutanda keyifsizlik yaratmış demek ki,

Müdürlerin akıllarına, o dönem komutan hakkında, anlatılan ‘hikâye’ler geliyor.

Olay gecesine ait anıları böyle Fatih Bayar müdürün,

Unutmadan yazayım,

Otobüste, 23 milyar liralık 126 bin 175 Alman Markı, 39 bin 276 Amerikan Doları, 282 Polonya Zlotini bulunduğu zapta geçiyor.

Sonradan otobüste birkaç kez daha ‘acaba bulunmayan para kaldı mı’ diye arama yapıldı.

Ancak, ihbar mektubunda sözü edilen 1 milyon Alman Mark bulunamadı.

Son bir not,

Cinayetlerden sonra, vali jandarma ve polis ile olay yerine tek giden basın kuruluşu hangisi mi?

Edirne de profesyonel gazetecilerin görev yaptığı basın kuruluşları değil,

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan Cihan Haber Ajansı Muhabirleri,

Resmi görevliler dışında, görüntü alan tek basın kuruluşu,

Yıllarca hep aklımı kurcalamıştır,

Olay yerine gidecek araçları bile olmayan iki muhabir, hangi istihbarat kaynaklarından bilgi aldı da olay yerine gitti.

Büyük gazetecilik başarısı!

Belki, o günün şartlarında Cihan Haber Ajansı Muhabirlerinin olay yerine jandarma ve polis ile aynı anda gitmesinin bir anlamı olmayabilir.

15 Temmuz sonrası örgütün basın kuruluşu olduğu düşünülürse,

Günümüz koşullarında değerlendirildiğin de bir anlamı olmalı!

 

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler