Hani derler ya,

Bir dokun, bin ah işit,

Yazımdan sonra öyle oldu.

Meğer bu konuda ne kadar dertli varmış,

Anlatılanları dinledikçe,

İçim karardı.

Nasıl boş işlerle zaman kaybedilmiş,

Milli kültürümüz ihmal edilmiş,

Marka güneş gözlükleri takılarak sosyal medya paylaşımlarıyla oyalanmışız.

★★★

Ne zamandır aklımdaydı.

Geçtiğimiz yılın Kasım ayında Devecihan Kültür Merkezi’nde Osmanlı Saray Mutfağı açıldı.

Bir gitsem, Saray Mutfağı’nda pişirilen yemeklerin tadına baksam diye,

Nihayet fırsatım oldu.

Bir arkadaşımı da davet edip gittim.

Anlatılanlar ve okuduklarımdan etkilenerek arkadaşıma yolda da ballandırarak anlattım.

O günün menüsü: piliç şiş ve salata,

Saray Mutfağı!

Tatlı istedim, sınırlı sayıda yapılmış.

Neyse ki, görevli misafirimle bize birer kâse ikram etti.

Vesileyle yıllar sonra ilk defa beyaz etin de tadına bakmış oldum.

Davet sahibi olarak hesabı ödemek için kasaya yöneldim.

Kredi kartı için pos makinesi yok dediler.

Nakit ödemeyi yaptım.

Fiş yok.

İyi de,

Bir kamu kurumunda bu nasıl sistem ki,

O işletme oraya kira veriyor mu?

Bilmiyorum.

Sanırım sözleşme yapılmıştır.

Kamunun elektrik, su, doğalgaz olanaklarını kullanıyor.

Herhalde ay sonunda paylarına düşen ödeme alınıyordur.

Yoksa resmi kurumun göbeğinde kayıtsız, kira, elektrik, su, ısınma gideri ödemeden oturulmasına Müdür Vekili Kemal Soytürk izin verir mi?

Velev ki izin verdi.

Hesap soran mı var!

★★★

Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde Turizm Master Planı Çalıştayı yapılarak güncellendi.

Kurum planı bastırdı sanıyorum, dağıtmaya başladı.

Nereden biliyorum.

Müdür Vekili Kemal Soytürk günlerce, pardon haftalarca kapı kapı dolaşıp planı verirken, sosyal medya hesaplarından fotoğraf paylaşmasından.

Plan benzin pompacılarına kadar ulaştı mı bilmiyorum.

En azından benim mensubu olduğum kuruma gelmedi.

Önemli değil,

Sonuçta teknoloji var, kurumun resmi web sitesine girip bakarım diye düşündüm.

Ancak ne mümkün,

Müdürlüğün resmi web sitesine yüklemeyi akıl edememişler,

Belki de resmi siteye yükleme yapılırken fotoğraf çektir, sonra bunu paylaş, abartı olur diye düşündüler.

En garanti elden dağıtım!

★★★

Tarihimiz konusunda kabul edilen en büyük otorite Prof. Dr. Halil İnalcık,

Sözünün üzerine söz söylenmez.

Halil Hoca diyor ki, Edirne’nin fethedildiği tarih 5 Mayıs 1361.

Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Edirne’nin Türk yurdu olmasını yıllarca kutladı.

Sonra unutuldu.

Gündemine kahvenin pişirme tekniklerini aldı.

★★★

Balkan coğrafyasından soydaş göçleri yaşadık.

Yugoslavya, Yunanistan, Bulgaristan’dan 1936 yılından başlayarak 1950, 1951, 1972, 1973, 1978 yıllarında,

Trenlerle gelenler, Anavatan topraklarına Karaağaç’ta ayakbastı.

Abdülhamid döneminde yaptırılan binada misafir edildiler.

Sonra yurdumuzun çeşitli illerine iskân edilmek üzere gönderildi.

Ülkemizde, bu göç tarihimizi anlatan müze yok.

Dönemin Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, bu toprakların yetiştirdiği bürokrat,

Göç Müzesi kurulması için harekete geçti.

Soydaşların ilk geldiklerinde geçici olarak barındırılan binanın Milli Savunma Bakanlığı’ndan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsisini sağladı.

Sonra ne mi oldu?

Göç Müzesi için tahsis edilen bina unutuldu gitti.

★★★

Edirne Sarayı kalıntıları,

Hiç unutmam,

Süleyman Demirel 7’nci kez Başbakan olduktan sonra yanılmıyorsam 1992 yılında Edirne’ye geldi.

Valilik makamında, Edirne Sarayı’nın kurtarılması gündeme geldi.

Baba söze şöyle başladı:

-Geçen gün Varşova’yı ziyaret ettim. 2. Dünya Savaşı’nda yerle bir olan saraylarını yeniden inşa etmişler. Edirne Sarayı önemlidir ve mutlaka kurtarılmalıdır.

Aradan yıllar geçti,

Kazı çalışmaları başladı, yeterince kaynak aktarılmadı.

Dönemin TBMM Başkanlık Divanı Üyesi, DSP Edirne Milletvekili Şadan Şimşek’in girişimleriyle, Meclis bünyesindeki Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na devredildi.

Köksal Toptan’ın başkanlığı döneminde kaynak aktarıldı.

Olmadı bir türlü,

Mehter Marşı ile iki adım ileri, bir adım geri,

İşin ucundan adam gibi kavrayamadık bir türlü, istenilen hızla gitmedi.

★★★

Geçtiğimiz hafta sözünü ettiğim Şükrüpaşa Anıt ve Müzesi kapatılmadan önce yıllık ziyaretçi sayısı 50 bin kişi dolayındaydı.

Bakın bakalım oluk oluk para akıtılan müzelerin ziyaretçi sayısına,

Ben söyleyeyim Kültür ve Turizm Bakanlığı ile üniversite ve belediyelerin işlettiği toplam 15 müzenin Mayıs ayı ziyaretçi sayısı 45 bin 385,

Detay vermiyorum, bazı müzelerin ziyaretçi sayıları aynı,

Bana göre, rakamların sağlıklı olduğu kuşkulu,

Kültür ve Turizm işleri yerlerde sürünüyor.

Bakalım kim ucundan tutup kaldıracak!

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler