Bölgenin, ilin, kasabanın, köyün, mahallenin kültürü nasıl yok olur?

Ninnileri,

Manileri,

Türküleri,

Çocuk oyunları,

Folkloru,

Söylenceleri,

Masalları,

Yemekleri,

Destanları,

Şiiri,

Şairi,

Bir sonraki kuşaklara aktarılmazsa.

★★★

Kim aktaracak?

Beşikte kulağa söyleyen ninniyi, türküyü,

Küçüklüğünden beri yaşayanlar küstürülürse,

Bilenlere el çektirilirse,

Hafıza resetlenirse…

Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü Şube Müdürü Aynur Erbek,

İngilizce dil sınavını kazanarak 1976 yılının turizm haftasında göreve başladı.

İki yıl önce Nisan ayında yine bir turizm haftasında verdi dilekçesini emekli oldu.

Sessiz sedasız.

Neden?

Kimse sormadı.

Sorgulamadı.

Fuarlarda sırtında afiş, kitap, taşıyan Aynur ne oldu da gitti?

Pes etti.

Umurunda olmadı kimsenin,

Emekliliğine yıllar olmasına rağmen,

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü idari bir görev,

Siyaset tercih kullanabilir.

Anlarım.

Ya bu kentin kültürünü yaşatan alt kadrolar kaçıyorsa,

Kimse bunun farkında olmazsa,

Yerine gelenler bir çırpıda, Selimiye, 2. Bayazıd, Muradiye’yi anlatabilir mi?

Yoksa,

Geçiniz efendim…

Eski bir bürokratın kayın biraderinin ablasının bilmem neyi yönetici olmuş bana ne,

Benim kültürüme ne katkı yapacak?

Nasıl yaşatacak.

Seviyorsa ata topraklarına gitsin,

Yeter ama,

Gerçekten yeter!

Kaçamağın tadını, klarnetin keyfini,

Seksek, üçtaş, bilmiyorsa,

Bana ne Karadeniz’in hamsisinden,

Ne ilgilendirir beni Ağrı’nın dağı.

★★★

Günümüzde tanıtım standlarından eksik etmediğimiz tava ciğerin yanına, garnitür olarak daha çok kuru soğan görürüz.

Kahve festivallerimiz bitmez.

Olmazsa, kabak tadarız.

Yıllık müze ziyaretçi sayılarını okumadan,

Analiz etmeden,

Yenilerini ekleriz.

Ekleriz de,

Edirne’yi 155 gün boyunca Sarayiçi’nde, ağaç kabuğu yiyerek savunan kahramanların kemiklerini sızlatırız.

Edirne Müdafi Şükrü Paşa’nın özel eşyalarının bulunduğu anıtı örümcek ağları sarar,

Başıboş köpeklere mesken olur.

Görmeyiz,

Sorumluluk duymayız.

Tarihimizde kazandığımız savaşlar için çok anıt ve müze vardır.

Şükrüpaşa Anıtı ve müzesi ki;

Kaybettiğimiz bir savaş için yapılan tek anıt müzedir.

Bir başka örneği yoktur.

Gel gör ki,

Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün gündemine girmeyi başaramadı.

Lavanta kadar ilgi uyandırmadı.

Terk edildi.

Şükrüpaşa Anıtı ve Müzesi için söz edilen risklerin ortadan kaldırılması için kafalar hep başka yöne çevrildi.

Yıllarca çare aranmadı.

Neden?

Kahve festivallerinde cezvenin ucundan tutanlar akıllara geldi.

Kapı kapı dolaşılıp teşekkür belgesi ayaklarına servis edildi.

Yazık ki,

Şükrüpaşa Anıtı ve tabyalar yok sayıldı.

Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün,  kentin tarihine sahip çıkma anlayışı bu,

Batsın bu yönetim tarzı!

Ülkemizin kurtarıcı ve kurucusu Atatürk’ün güzel bir sözü ile bitirelim:

“Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkûmdur.”

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler