Meriç

12.09.2021 12:12

Meriç deyince aklımıza ilk önce nehir gelir:

Balkanlardan gelen nazlı gelin,

Yunanistan ile bizi ayıran sınır,

Suyu çok seven pirinç tarlalarının su kaynağı,

Adını ondan alan bir de ilçemiz var ve onu görmek bu haftaya nasip oldu. Gecikmiş bir keşifti, ama iyi ki gittim gördüm dediğim yerlerden biri oldu.

Sonbahar yeni yerler keşfetmek için en uygun mevsim; kaçırmayın kış gelmeden içeri kapanmadan doğayla bol bol buluşun derim. Doğa sakin huzurlu rengarenk, hava ılık aydınlık içindeki çocuğa verir ahenk. Enez-İpsala-Meriç güzergahında harika bir gün geçirdik. Üç nesil; oğlum, annem ve ben dost ziyareti diye başladık zaman yolculuğu ile mutlu keyifli eve döndük.

Trakya’mızın geniş düzlükleri sayesinde sanki dünyanın taa öte ucunu görür gibi geniş bir ufukla yol alırsınız. Bu verimli ovalardaki çeltik tarlaları çiftçimize bereket bize zümrüt yeşili güzellikler sunuyor. Ayçiçekleri sarı yapraklarını dökmüş, kara kara başlarını sallayarak selamlıyorlar sanki bizi. Komşu ülke topraklarında Rodoplar siluet halinde dalgalanarak yükselse de sert bir duvar öremiyor. Meriç nehri yol boyunca çevreleyen ağaçları ile yoldaşımız. Yassı sırtlar, küçük vadiler hoş görüntüler oluşturuyor ama en çok dikkatimizi çeken mutlu inekler oluyor. Ayakları suda ağzı yeşilde ailece keyifle geviş getirip umursamaz takılıyorlar. Meriç ilçemize yaklaştıkça dört bir yanımızı ormanlar sardı. Nasıl mutlu olduğumuzu tahmin edersiniz. Bu meşe ve gürgen ormanları insanı ferahlatıyor. Çevreyi çok güzel gözleyebiliyoruz çünkü yol tabiri caizse “kaymak gibi”. Aynı düzgünlükte bakımlı yollar ilçe içinde de devam ediyor. Son zamanlarda hasret kaldığımız olması gereken hizmet için aracımız da biz de emek verenlere teşekkür ediyoruz.

Meriç ilçesine girdiğimiz gibi bir sevimlilik, bir samimiyet, bir sevda duygusu alıyoruz. Meriç Belediye Başkanı Sayın Erol Dübek ve sevgili eşi Necla Dübek adeta evlatları gibi üstlenmiş sevgileri ile donatmışlar ilçeyi. Sağlıkla uzun ömürler, hizmet aşkıyla nice güzellikler nasip etsin rabbim onlara. Çocukluk arkadaşım Necla Dübek ile, gönlümüzü zenginleştiren anıları hatırlıyor; kah kayıplarımıza ağlıyor, kah muzip şakalarımıza gülüyoruz. Annem dinçleşti hala güzel ama geçmişin taze hanımı oluverdi, huzurdan parkinsonu bile duruldu. Zaman öyle anlamadan akıp gidiyor ki ilçe turumuza vakit kalmıyor. Söz diyorum Salı pazarına da geleceğim, dallık zamanı da. Traklardan kalma bu güzel ilçede tarihi koklamak, mübadeleden günümüze pek çok kültürü incelemek boynumun borcu. Zaten bu kadar doğal güzelliklerle donanmış bir yere bu kadar nasıl geç kaldım diye hayıflanıyorum.

Çeltik tarlaları arasında yolculuk yapıp da pirince özenmemek, pirinç almamak olur mu? Yayın balığı ise çocukluk anılarımda kalmış. Bu kadar leziz olduğunu hatırlatan Aliş’in Yeri’ne teşekkürler. Ama oğlum için asıl lezzeti katlayan benim çocukluğumdan sonra babasının haşarı lise yıllarını sınıf arkadaşı Erol Dübek’ten  dinlemek oldu… Ne güzel aile dostlarıyla buluşmak. Ne güzel yüreklerimize naif dokunuşlarda bulunan iyi insanların gönül sofralarına kurulmak.

Oksijenli bu güzel yol, hoş sohbete ağız tadına yani güzel yurdumun bir cennet köşesine getirdi.  Meriç ayıran sınır koyan değil, buluşturandır artık literatürümde. Orada bir ilçe var sınırda gitmesek de görmesek de o ilçe bizim ilçemizdir olmasın dilimizde, çıkın çıkın doğayla kucaklaşın sağlık ve sevgiyle… 

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler