DOLAR 32,2053 -0.22%
EURO 35,1156 -0.22%
ALTIN 2.498,171,32
BIST 10.643,583,14%
BITCOIN 2157253-0,05%
Edirne
24°

AZ BULUTLU

20:22

AKŞAM'A KALAN SÜRE

AĞLARSA ANAM AĞLAR

AĞLARSA ANAM AĞLAR
2

BEĞENDİM

ABONE OL

3 harfli, yaşamın özü/özeti, sıcacık bir kelime: “ana”… Bazen inceliğini zarifliğini nezaketini anlatır gibi kelimeyi uzatır “anne” deriz. Sevgisinin sonsuzluğunu, hoşgörüsünü fedakârlığını tek kelime ile anlatamıyoruz ne yazık ki. Bir insanın derdini yürekten paylaşan tek kişi annesidir. Hiç kimse ananın evladına yakın olduğu kadar bir başkasına yakın olamaz. Bunu ”Ağlarsa anam ağlar” atasözüyle açıklayabiliyoruz.

Annemizi keşke hep mutluluktan ağlatsak ama belki de en çok kırdığımız kişi O… Çiçeğe, hediyeye gerek yok; gönül kırıklığını hiç iz bırakmadan bir öpücükle kapatabilirsiniz. Onun tek derdi sizi ağlarken görmemektir. Zaman içinde siz de artık her düştüğünüzde dizinize merhem sürmesini beklemiyor, yaralarınızı sarmayı ona kendi acınızı çektirmemeyi öğreniyorsunuz. Yine de en huzurlu yastık derman kalmamış dizleri, en yumuşak döşek koynunda uyumak oluyor.

Annemizin ilgisi hep üzerimizde olsun isteriz, bizim için yaptığını bile bile başka şeylere yönelmesini önemsiz şeyler görürüz. Edward Newton “Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektir.” diyor. Annem ne onu tanır ne bu sözü duymuştur. Ama anne olunduğunda -ki her canlıda bu özellik var- koruma içgüdüsüyle birlikte felsefe bilgisi de beynine yüklenmiş oluyor.

“Annem yine paçavralara dalmış” dedim okul dönüşü eve geldiğimde. Artık bohça mı kaldı boy boy hurçlar varken. Oysa o öyle mutluydu ki… Şimdi elime aldığımda anlıyorum. Bizim eski diye attığımız kumaş parçalarını yalnızca birleştirmekle kalmayıp adeta en sevdiğimiz giysilere ölümsüzlük kazandırmış. “Bunu giydiğimde, nasıl düşme korkumu kahkahaya değişmiştim” diyorum, yine gülüyorum. Ya minik bebeğime çok yakışan mavi tulum parçasına ne demeli, içimi aynı sıcacık kokusu sarıyor. Hem bir eser ortaya çıkarmanın gururu hem atılacak bir nesneyi değerlendirmiş olmanın keyfi hem de zamanını aileye adamanın özverisiymiş benim önemsiz bulduğum şeyler. İlmek ilmek geçmişi bugüne taşıyan danteller, örgüler de aynı mutluluğa yelken açan işlermiş, yani önemsiz şeyler değilmiş. Emeklerine sağlık bitanem, gecikmiş çok teşekkürüm var sana, birini bari buradan göndereyim.

Anneler gününü birbirine sarılıp kutlayan anne ve evlatlara ne mutlu; annelik duygusunu taşıyan tüm hemcinslerime sağlıklı uzun ömür, huzurlu neşeli günler dileyerek sevgilerimi sunuyorum. Hakkın rahmetine kavuşan ebediyetteki meleklere mağfiret dilekleriyle dualarımızı gönderiyoruz, iyi ki hayatımıza dokundular; evlatları kalan günlerini mutlulukla geçirsinler.

Anneler ağlamasın evlatlarının gururuyla hep göğüsleri kabarsın ama öyle evlatlar yetiştirsinler ki; onlar da hiçbir annenin evladını ağlatmasın.

İyi ki benim annemsin, “Umut etmekten vazgeçmememin nedeni senin bir gülümsemeni yakalamaktır.” Nice güzel günlere…

Devamını Oku

HAYATA BAĞLANMAK İÇİN SEVİN

HAYATA BAĞLANMAK İÇİN SEVİN
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Yine hatırlatma, önemine dikkat çekme günlerinden biri daha geldi geçti.

Sevdiklerini yanaklarından öpüp “seni seviyorum” cümlesini fısıldama fırsatı bulanlara ne mutlu; şükür sebebi…

Sevgi neydi? Evet, emekti ama bence; sevgi sahip çıkan dost sıcak insan eli.

Sevgi iyilikti…

Bunu bir kez daha anladığım Tomurcuk Vakfı ile etkinliğe vesile olan Gönüllüevimizin yönetimine teşekkür ediyor, ebeveyn ve çalışanlarına güç diliyorum.

Bu yıl Feneryolu Gönüllüevi ile Tomurcuk Vakfının Atölye21 ziyaretine katılsam da; 14 Şubat denince öncelikle aklımıza karşı cinslerin çekim gücü olan aşk geliyor. Çekim yerini Publilius Syrus tanımlamış:“Aşk tıpkı gözyaşı gibi gözden doğar, yüreğe düşer.”

Aslında bu günün anlamı-özsuyu, canlı cansız her şeye duymamız gereken hissi hatırlatmak, benimsetmek. Dünya daha yaşanılır olacak böylece. Savaşların olmadığını, kin nefret kıskançlık gaddarlık duygularının köreldiğini düşünün; cennette yaşıyor olmaz mıyız?

Aşk evlilikle taçlanınca mutlu son deriz oysa süreç devam etmektedir. Joseph Roux hatırlatsın:”Aşk nedir? Bir bedende iki ruh. Peki, ya dostluk? İki bedende bir ruh.” Sadece evlilik olsa aşk biter tabii… Hamuruna sevgi saygı da girerse tadı sonsuza kadar aşk olur. Bunun için önceliğimiz dost olmak olmalı. Gözlerine bakınca günün yılların yorgunluğunu unutabilmeli insan. Teni kadar yüreğine dokunmak için her fırsatı değerlendirmeli. Aklına hep “iyi ki var” dedirtmeli. Özetle âşık olduğunuz kişi matruşka gibi olmalı açtıkça içinden insan çıkmalı…

Ha bu arada Wolfgang Von Goethe gibi “Seni seviyorsam bundan sana ne?” demeyin, onun da bundan haberi olsun; uyanırken-uyumazdan önce aralığında “seni seviyorum” demekten çekinmeyin.

Aşk için favori sözümü Erich Fromm söylemiş:

Yeniyetme aşk, “Seni seviyorum, çünkü sana ihtiyacım var” der. Olgun aşk ise, “Sana ihtiyacım var, çünkü seni seviyorum” der.

Sophokles’e inanın sevmekten korkmayın:

“Bizi hayatın tüm yükleri ve acılarından arındıran bir tek sözcük vardır: Aşk.”

Sevin ama; otu,

Sevin ama; bencillik ve megalomaniye kaçmamak şartıyla kendinizi,

Sevin; sevmek sizi hayata bağlar…

Devamını Oku

RUTİN

RUTİN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dilimize Fransızcadan geçmiş olan rutin kelimesi, TDK’ya göre: şaşırtıcı bir yönü bulunmayan, sık sık tekrarlandığı için artık alışılmış olan anlamına gelir. Bana göre ise; çocukluk ve ergenlikte “off” dedirten, olgunlaştıkça “ohh” çektiğimiz durum… “Günde yarım saat egzersiz yapmayı rutine oturttum.”, “Müzik dinlemek ve kitap okumak, günlük rutinlerim arasında yer alıyor.” diyenlere hayranım, benim ise günüm günüme uymaz “harekette bereket vardır”cıyım…

Her yılbaşı rutinlerimi gözden geçiririm. Bana eksileri artılarıyla muhasebesi sonucunda; yeni rotamı belirlemek, yaşama daha tat katacak şeylere yer açmak, adına iyi yaptığımı düşünüyorum. Bazen de yaşam sürpriz bir şekilde size bunu sunuyor.  Rutinden çıkmak öyle kolay değil aslında. Aklınızla verseniz de kararı, kalbiniz kalıyor. 6 yaşından 60’lı yaşlara sabah erkenden okulun yolunu tutan ben, şimdilerde yataktan kaç kez eyvah zil çaldı deyip fırladım, bu tatil de fazla uzadı deyip şöyle bir gerinip yatamadım.

Zamanı olabildiğince programsız ve doğal yaşamanın da başka bir tadı ve sonuçları olacağını düşünmüyor değilim. Gün gelip güzel bir müzik eşliğinde bir şeyler okumanın, sevdiğin beraberliğinden keyif aldığın dostlarla beraber olup sohbet etmenin, hatta eşinle veya yol arkadaşınla gerçek anlamda paylaşarak vakit geçirmenin anlamı, kazandıracağı bir sürü değerler olacağı kanısındayım.

Rutinden çıkmak, raydan çıkmak değil. Hayatı yaşamak, sonunda iyi ki yapmışız diyebilmek, önemli olan bu bence… Ne diyor Özdemir Asaf: “Ve seni, benim hayatıma uğratan kaderin de vardır bir bildiği..” Yenilik yenilenme tazelenme ruhu katacak şeylere rast gelesiniz inşallah. Tüm dostların kendi rutinlerinden çıkarak hayatı yaşamaları temennisiyle…

Devamını Oku

ATATÜRK KİMDİR?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dürüst, cesur, çalışkan, karizmatik, kararlı, ileri görüşlü, lider, dahi, centilmen, saygın, zarif, komutan, asil, sağduyulu, disiplinli, özgür, aydın, kurtarıcı, mahir, ilkeli, kahraman, öğretmen, şık, çağdaş, entelektüel, idealist, bağımsız, barışçı, adil, fedakar…

Anmaya bir dakika anlatmaya kelimeler yetmeyen insan.

Etten kemikten biz gibi görünüş, kafada büyük bir hafıza ve düşünce kabiliyeti, yürekte kor alev gibi sıcacık insan sevgisi vatan millet aşkı var. Rabbimin fiziği gibi içini de dantel gibi işlediği özel insanlardan. Dünya’nın hayranlıkla izini takip etmek istediği, bu topraklarda doğan büyüyen barınanlar için daha da özel…

Anma günü için saygı zincirinin bir halkasıyken bunları düşünüyorum. Benim için yaptıklarına “ne kadar karşılık verebildim”i sorgulayarak. Hatasız bir kulun bizim milletimizden çıkmasının şansına şükrederek.

Geçmiş gitmiş olarak değil, bugün hala onu yaşıyor yaşatmaya çalışıyorsak, yüzünü gördüğümüzden değil, bize bıraktığı eser cumhuriyettendir. Hele kadınsanız daha bir güçlü sarılmanız gerekir ilkelerine daha bir benimsemeniz benimsetmeniz gerekir cumhuriyetin nimetlerini. Kadın olma yolculuğunun yorucu ve zorlayıcı etkilerini özgür yaşama ancak böyle çevirirsiniz.

Yalnız değildi tabi Mustafa Kemal,  kanlarıyla toprağı şahlandırmış ve öyle cumhuriyeti doğurmuş atalarımıza da minnet ve şükran duyuyorum… Bizlere de iyi ki değerlerimize sahip çıktınız, korudunuz çağa uyarak geliştirdiniz desinler, gurur duysunlar isterim. Temizleyecekleri bir ülke değil, huzur ve güvenle yaşayacakları vatan, geleceğe güzellikler ekleyip bırakacakları duygularla yüklü nesil yetiştirmek isterim.

Yıl 1881, Selanik… Bir insan yavrusu geldi dünyaya. Dünya nüfusu bir tek arttı, bu olağan durum. 30 yıl sonra aynı yavrunun şahsında TÜRK milletinin kahramanlıklarının meşalesini yaktı. O meşale sönmeyen volkan gibi tüm dünya milletlerine örnek olup bu günlere geldik.

Yıl 1938, İstanbul… Bir insan veda etti bu Dünya’ya. Dünya nüfusu bir tek azalmadı, topraktan binlerce fışkıran tohum gibi fikirleriyle sonsuzluğa uğurlandı. O nedenle 10 Kasım sonsuz bir özlem, sonsuz bir aşk, ölümsüz…

ATATÜRK ÖNDERİM, IŞIĞIYLA AYDINLANDIĞIM YAŞAMIMDIR.

 

 

Devamını Oku

AŞİYAN

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her canlı yuva arar. Uçan kuşlar bile konmak, bir yuvaya sığınmak ister. “Aşiyan; yuva, kuş yuvası, ev demekmiş.” O kelime nasıl da kutsal nasıl da haslet benim için. Göçebelik genlerimde yok hemen yerleşik düzene geçmek isterim. Çoluk çocuğum etrafımda büyüklerim yanımda olsun, kalabalık kocaman ailemle mutlu mesut… Unutsam da yaşam hatırlatıyor, istediğin kadar çabala her şey kadere bağlı…

Dört duvar mıdır yuva? Konuştukça sıkıntılarını üzüntülerini azaltan sevinçlerini büyüten duvardaki resimler mi? Yıldız gözleriyle bakan yüzündeki mimikleriyle duygularını coşturan fırtınaları atlattığın limanın eşin mi? Yemeğin tuzu mu tat veren ilk lokmayı aldığında onun yüzüne yayılan gülümseme mi?  Kimseye yük olmama çabası, tek başına alabileceğinden fazla yükü üstlenmek, maddi manevi zorlanma yaralarını sürekli kanatmıyor mu? Sadece aynı müziği dinlemek, aynı filme gülmek değil, aynı ateşle yanmak aynı karın ağrısıyla kıvranmak da hayatın doyumlarından. Yalnızlık Allah’a mahsus unutuyoruz…

Çocukların büyüyüp kendi yaşam alanlarını kurmak için yuvadan uçması doğal ve mürüvvetini görmek mutlu bir olay. Yalnızlığımı hissettirmeyecek kadar vefalı evlatlarım, kardeşlerim, damadım, gelinim, onları yetiştiren kocaman yürekli dünürlerim sağ olsunlar.  Yine de yarım kalan yaşam insanın içini acıtan. Emir büyük yerden gelse de ayrılık zor olan… Kimse kimsenin yerine doğmuyor o nedenle de kimse kimsenin yerini kolay dolduramıyor, hele de ilişki sevgi saygıyla ilmek ilmek örülmüşse… Hayat uzun, yolları dikenli ve yalnız çekilmiyor. Bir can yoldaşı sevgi saygı güven duyulan arkadaşlık herkesin hakkı ama sizin de hakkınız olduğunu unutuyorsunuz…

Yaşamda ikinci şansı çok ender gördüm, hele bana rüyamda bile rast gelmez sanırdım. Oysa hayat sürprizlerle doluymuş. Yeniden hayaller kurulabiliyor umutlar yeşerebiliyormuş. Ödül gibi bir yol arkadaşı çıktı karşıma. Kış ayazının yürek titreten bir gününde, güneşin utangaç yüzüne sıkıca sarıldık. Aynı yerden yaralı iki kalp olarak tekrar tanıştık. Ayrı yollarda aynı duygularla yaşamışız birbirimizden habersiz. Anlattıkça anlaştık, anlaştıkça sevdik birbirimizi. Dünümüzü biliyoruz, iyi şeyleri niye yarına saklayalım ki; bugünün hakkını vererek yaşayacağız. Yaşadıkça yaralarımıza merhem birbirimize destek emanetlerimize dört koldan sarılmaya adayız.

“Yaş ilerleyince, kişiler genel klişeleşmiş ve kalıplaşmış anlamlardan çıkıp, kendi iç dünyalarının düzenekleri ve kendi iç dünyalarının ihtiyaçları için eş seçiyor.” diyor uzmanlar. Bize yaşam böyle bir oyun oynadı, iyi de yaptı. Çok değerli bir ailenin biricik oğlu, güzelliklerinin ve iyiliklerinin temelinde annelerinin izlerini taşıyan tatlı kızların babası ile hayatın başrolünü paylaşmak üzere imza attık. Allah herkes gibi bizi de mesut bahtiyar etsin, yuvamıza dirlik bereket versin. Sağlıkla olabildiğince uzun birliktelik istiyorum, çünkü pozitif duygularla çevremizi ışıtmaya ısıtmaya korumaya kollamaya devam edelim.

“Senin içinde olduğun her yer bana ev olur, yuva olur, sıcaklık olur, sevda olur. Bundan böyle kalan hikâyemin Aşiyan’ı sevgili eşim sensin…”

 

Devamını Oku