Sinek Mi, Arı Mı?

15.12.2021 11:22

Dünyamızın doğal dengesi için biz istesek de istemesek de tüm yaratılanlara ihtiyaç var. Besin zincirini koparmamak, ekolojik düzeni bozmamak için hiçbir canlıyı -hatta cansız doğayı da kafamıza göre bozmamalıyız da oralara girmeyeceğim-  ortadan kaldırmamalıyız. Yararlı hale getirmek, getiremiyorsak ortamımızı değiştirmek yani bir kaçış planı hazırlamak gerek ama yok etmek sonuç değil hatta başka sorunlara davetiye olabilir.

Bizim yazlık Enez’de, sahil boyuna ilk yerleşenlerdeniz. Elektrik, su, kanalizasyon gibi altyapı hizmetlerinden yoksun dönemi yaşayanlardanım. Sonunda hepsine hatta internet altyapısına nerdeyse doğal gaz sistemine bile ulaştık ama 30 yıldır aynı sorunla uğraşıyoruz. Geçmişin sürgün yeri olma sebebi bataklık alanların konuta dönüşmesiyle azalsa da sinek sorunumuz devam ediyor. Havadan çözüm için hem bireysel hem de belediyemiz çaba içinde ama bu defa tüm uçan canlılar kelebek ve arılar da yok oluyor. Gel çık işin içinden; sinek mi arı mı?…

Tartışmasız arı tabi ki dediğinizi duyar gibiyim. Arılar ne kadar temiz ve yararlıysa, sinekler de o kadar iğrençtirler. Arılardan da çekiniriz bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır. Arı mücadelecidir, kovalamak isterseniz savaşır. Hem de iğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır. Ama sinekler kaçarlar. Sonra tekrar yılışık yılışık   dönerler kovaladığınız yere. Yemeklerinize, ayaklarınıza kollarınıza tünerler. Üstelik ota da b..a da kondukları için pis ayaklarıyla kirletirler yaşadığımız her yeri.

Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar. Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler. Tam yeni sildiğiniz cam bir anda noktacıklarla dolabilir. Sizin emeğinize mi acıyacaklar, onlar için yumurtalarını   bırakacakları
yerin bile hiç önemi yoktur…

“Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar da ölür.” diyen Einstein’a katılmamak elde değil. Bal gibi hayati yararlarından geçtim, eşek arısı bile olsa polen taşımacılığı göreviyle ekosistemde tükettiğimiz yiyecekler yok olurlar veya üretimde devasa bir düşüş yaşanır. Ama işte doğanın dengesi, bu zararlıdan kurtulma mücadelemiz arıları da yok ediyor.

Topluma uyarlarsak aramızda ne çok parazit var. Etrafımızdaki herkes arı değil, görüntüsünü sesini bırakın aynı isimden bile uzaklaştıracak kadar tiksinebiliyorsunuz ama yapacak bir şey yok birlikte yaşamak zorundasınız. Rabbimin takdiri, onun da sizin kadar oksijen hakkı var.

Sinek larvalarıyla beslenen bir balık türünü su birikintilerine bıraktıklarını söylemişlerdi Enez’de katıldığım bir seminerde ama bu defa da fazla kılçıklı yapısı yenmesi için uygun olmadığından o balık fazla üreyerek sorun olmuş. Araştırmalar sürüyordur herhalde. Masamızın davetsiz misafiri kara sinekler, kanımızın otlakçıları sivriler belki bu sezon daha az rahatsızlık verir umuduyla havalar ısındığı gibi yollara düşeriz. Kaçış yok mücadeleye devam; komşuya rahatsızlık vermeyecek şekilde cam kapama mı, sineklik teli mi, trake solunumlulara göre ilaçlama mı?… Daha iyi görüşü olanların fikirlerine açığım ama konu toplumdaki zararlılarsa kurtulmanın bence tek yolu eğitim… Annelerin eğitimi…

Bir dilekle son verelim yazıya; arı gibi çalışanlara aslan gibi yemek nasip olsun… Ha bir de seçimlerinizde kulağa küpe: “Sinekle kalkan leş başına, arıyla kalkan bal başına varır.”

770x60 Reklam Alanı

İlgili Haberler