DOLAR 47,0391 0%
EURO 53,9526 0.44%
ALTIN 6.135,430,13
BIST 14.079,97-0,09%
BITCOIN 30561010.885%
Edirne
30°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Helikopter

Helikopter

ABONE OL
14 Temmuz 2026 23:01
Helikopter
Lutfukarakas - Helikopter
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılı.

Çok garip…

17 Temmuz 2016 tarihinden sonra herkes FETÖ mücadelecisi!

Bildiğiniz gibi değil;

Birbirlerini eziyorlar.

Sanki o güne kadar kimlerin kimlerle beraber olduğunu bilmiyorum…

Madem aradan 10 yıl geçmiş,

Size bugün, 8 hainin askeri helikopterle Yunanistan’a kaçtığını, Türkiye’nin nasıl öğrendiğinin detaylarını anlatayım.

★★★

Tarih: 16 Temmuz 2016, saat 12.57 

Başbakan Binali Yıldırım Çankaya Köşkü’ne geliyor.

Yaşananlar sonrası ilk kez kameraların karşısına geçerek açıklama yapıyor:

“Bu kalkışma bastırılmıştır. Toplam 161 şehidimiz, şu ana kadar 1.440 yaralımız vardır. Bu aşağılık kalkışmaya karışan, şu ana kadar 2.839 çeşitli rütbede subay ve asker gözaltına alınmıştır. Üst düzey rütbeliler de mevcuttur.”

Başbakan Yıldırım’ın basın toplantısı televizyonlardan canlı veriliyor.

DHA Edirne Bürosu’nda açıklamayı izliyorum.

Bir taraftan da Trakya bölgesindeki polisin kalkışmaya katılanlara karşı yürüttüğü operasyona ilişkin bilgileri toparlıyorum.

Özellikle İstanbul’a darbe girişimine kalkışan hainlere takviye için yola çıkan Lüleburgaz Tugayı’ndaki askerlerin, TEM otoyolu gişelerinde son anda engellenmesine yönelik operasyon devam ediyor.

Polise direniş gösteriyorlar.

Telefonum çaldı.

Baktım, Batı Trakya’dan tanıdığım:

– Abi, Türkiye’den helikopterle 8 asker Dedeağaç’a kaçmış.

Teşekkür bile etmeden telefonu kapatıp, büroda 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Hidayet Arı’nın gözaltına alınıp sağlık kontrolü için hastaneye getirilme görüntülerini sisteme yükleyen Engin Özmen’e dönerek:

– Engin, hadi hazırlan, hemen çıkıyoruz.

Sisteme fotoğraf yüklemeyi bırakan Engin ve ben hızla bürodan çıkıp araçla Yunanistan’a yola çıkıyoruz.

Aklıma geliyor: “Gümrük kapıları açık mı acaba?” diye.

Yolda telefonla Emniyet Müdür Vekili Kemal Şahin’i arayıp, “Pazarkule açık mı?” diye soruyorum.

Telefonla konuşurken Tunca Köprüsü başına geliyorum; polisler kapatmış, arabayı durdurmaya çalışıyorlar.

O gece Karaağaç’tan askeri birliklerin geçişini engellemek için her iki köprü kamyonlarla kapatılmış, polisler nöbet tutuyor.

Bir elimde telefon, otomobilin direksiyonunu hemen sola DSİ seddesine doğru kırıp İpsala’ya gitme niyetindeyim.

Bir taraftan konuştuğum Şahin, “Ben şimdi talimat veriyorum, geçişine izin verecekler” diyor.

★★★

Dedeağaç’a gitmenin mesafe olarak Pazarkule ve İpsala güzergâhının pek farkı yok.

“İzin verecekler” cümlesinden sonra, sedde üzerinden tekrar geri dönüp köprüde nöbet tutan polislerin el kol hareketine rağmen, durmadan yoluma devam ediyorum.

Meriç Nehri üzerindeki nöbetçilerin dur yönündeki işaretlerine aldırış etmeden Pazarkule Gümrük Kapısı’na ulaşıyorum.

Emniyet Müdür Vekili Kemal Şahin telefonla arıyor:

– Ya ne yapıyorsun, nöbetteki polisleri ezecekmişsin ne bu acele, ne oldu?

– Tamam, geçtim, şimdi Pazarkule’deyim. Arkadaşlar çıkış işlemlerimi yapıyor. Darbe girişimine katılan 8 asker helikopterle Yunanistan’a kaçmış, oraya gidiyorum.

Bir taraftan görevliler çıkış işlemlerini yapıyor.

Tarih: 16 Temmuz 2016, saat 13.37 

Türk tarafından çıkıp Yunanistan gümrüğüne ilerlerken, “Ya Yunanlılar ülkeye girişe izin vermezlerse?” sorusu aklımı kemiriyor.

Benim, Engin’in ve otomobilin evraklarını görevliye veriyorum.

İşlemler kısa sürede bitiyor.

★★★

Yolu bilenler bilir; önemli bir bölümü gidiş-geliş ve yerleşim yerlerinin içinden geçiyorsunuz.

Yer yer radar sistemleri var ama aldıran kim…

Hedef: Dedeağaç Hava Limanı.

Yolda kalkışmaya ilişkin haberleri koordine ediyorum.

Yunanistan’daki tanıdıkları arayıp bilgiler almaya çalışıyorum.

Engin’e “Aç bilgisayarı” dedim.

Bir taraftan araç kullanıyor, telefonla bilgi alıyor, Engin’e aldığım bilgilerle haberi yazdırıyorum.

Yol bir türlü bitmiyor.

“Yetişebilecek miyiz?” paniği var.

16 Temmuz 2016, saat 14.55’te Dedeağaç Hava Limanı’na vardık.

TSK’ya ait askeri helikopteri görüyoruz.

Fakat bir dere var; içinde sazlıklar, sağlıklı görüntü almak mümkün değil.

Engin’in ve benim boyum yeterli değil!

Engin, ne yapsın, “çömel” deyince…

Hemen omuzlarına elimde fotoğraf makinesiyle bindim.

Ne yapsın, düşmeyeyim diye bacaklarımdan tutarken, kendi dengesini kaybetmemek için direniyor.

O şartlarda askeri helikopteri görüntüledim.

Elinde fotoğraf olsa ne olacak; İstanbul’a gönderemedikten sonra…

İnternet çekiyor, çekmiyor.

Neyse ki WhatsApp üzerinden fotoğraf ve görüntüleri haber merkezine ulaştırıyoruz.

★★★

Türkiye’de hâlâ darbe girişiminin tam olarak bastırılıp bastırılmadığı belli değil.

Doğan Haber Ajansı haberi abonelerine servis ediliyor.

Türkiye, ülke içinde darbecileri etkisiz hâle getirmeye uğraşırken,

Vatan Caddesi üzerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü ve halkı bombalayan 8 hainin askeri helikopterle Yunanistan’a kaçtığını öğreniyor.

Üzerlerinde TSK’nın şanlı üniforması bulunan rütbeli 8 hain, Dedeağaç Hava Limanı’na geldikten sonra “acil” iniş istiyor.

Önce izin verilmiyor.

Havada 10 dakika kaldıktan sonra izin veriliyor.

Helikopterden inerken apoletlerini söküp yere atıyorlar.

Sonra kıyafetlerini çıkarıyorlar.

Ardından iltica talebinde bulunuyorlar.

O saatlerde Türkiye’nin bu gelişmeye ilişkin diplomatik hamle yapacak şartları yok.

★★★

Bir gün sonra süreci takip etmek üzere yine Dedeağaç’tayım.

Hainlerin avukatlarını buluyorum.

Yunan makamları iade hazırlıkları yapıyor.

Fakat ne olduysa, o dönem Almanya devreye giriyor.

İade işlemi duruyor.

Yargılama sürecini de izledim, mahkeme salonundaki savunmalarını dinledim.

Yargı sürecine ait gözlem ve tespitlerimi de bir başka yıldönümünde anlatırım.

 

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP