Bir sahne düşünün…
Işıklar yanıyor, bir koro nefesini tutmuş bekliyor. En güzel şarkılar birazdan söylenecek. Koronun başındaduran kişiye baktığınızda; işinin ehli, duruşu güven veren, sapsarı lüleli saçlarıyla zarif bir hanımefendi görüyorsunuz.
Ben ise aynı sahnede, yıllar öncesinden bir çocuğu görüyorum. Kıvır kıvır, simsiyah saçlarıyla, tatlı mı tatlı bir kız çocuğunu. Bu değişimi bana hissettiren ne kulağıma dolan nağmeler ne de salonun ambiyansıydı. Yanımdaki koltuktan esen çocukluk rüzgârı ve sahnede izlediğim kişiyi hatırlatan o eski anıydı…
Annem ananeme seslenmişti:
“Feriha gelinin, Alilerin bir kızı olmuş.”
Diğer komşu çocukları hep erkekti; bir heyecanlandım, sormayın. O zamanlar komşu evlerine teklifsiz girilip çıkılırdı, hele bir de cemiyet varsa… Koşarak karşı eve gittim. Saadet hanımteyzenin kucağındaki minik bebeğe baktım ve “Ne tatlı, çikolata gibi,” dedim.
Şimdi onu bir koro şefi olarak izlerken gözlerimin önünde hâlâ o kare var. Siz olsanız nasıl izlerdiniz?..

Dr. Ayşen Ödük Aslan, Marmara Üniversitesi öğretim görevlisi. Kadıköy’de kendi adıyla kurduğu Türk Sanat Müziği korosunun Yeni Yıla Merhaba konserine davetetti. İyi ki gitmişim… Konser muhteşemdi ve insanın kendi geçmişine misafir olması da bonus...
Ayşen diyorum; çünkü o bizim kapı karşı komşumuzun kızı, torunu.
Komşuluk neydi? Güvendi, sevgiydi, saygıydı, destekti; bir fincan kahveydi… Okuldan döndüğümde annem evde mi diye endişe etmezdim; evin anahtarı mahalle bakkalı olan dedesinin dükkânındaki çivide olurdu. Alır, eve girer, ödevlerimi yapardım. Hayat bu kadar sade, bu kadar emniyetliydi.
Annesi Feriha Abla güzeller güzeli, babası Ali Ağabey yakışıklı; güzel gözlü kız kardeşi Ferhunde Nursel ile bir mutluluk fotoğrafı gibiydiler. Enez’de eşini de tanıdım; iyi bir insan. İki oğluyla bugün o fotoğrafı büyüterek sürdürmeye devam ediyorlar. Allah sağlık ve huzurlarını daim etsin.
Sunucu, Ayşen Hoca’nın hayat hikâyesini okurken onun adına gurur duydum. Doğumu, eğitimi derken Edirne adı geçti. Kalbimde bir kuş kanat çırptı. İçimizden çıkan, iyi yetişmiş birini duymak insanın koltuklarını kabartıyor.

Konserde buselik, nihavent, acemkürdi eserler vardı.
“İçimde dolaşan biri var…” diyordu şarkı.
Ben de Belediye önünden geçip, ebediyete gidenlere rahmet; hayatta olanlara sağlık ve huzur dileyerek Mimar Sinan Caddesi’nde ağır ağır yürüyordum. Ekrandan izlemek, radyodan dinlemek güzel… Ama canlı performans başka. Ayşen Hoca’nın güçlü müzikalitesinden gelen kararlılığı ve coşkusu, sahneden salona yayıldı. Eğlendik, dinlendik, nefes aldık. Sazların, koristlerin de yüreğine sağlık; bizi ezgilerin derinliğinde keyifle gezdirdiler.
Yeni yılda kendime ayırdığım bu huzurlu an için şükrettim. Devamı da gelsin inşallah.
Emek veren herkese gönülden teşekkürlerimle, başarıları daim olsun… Ve nice içimizden birilerini güzel yerlerde, hak ettikleri sahnelerde görme umuduyla.
GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026GÜNCEL
19 Temmuz 2026MARMARA BÖLGESİ
19 Temmuz 2026